0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
78
Okunma
Güneş yine doğuyor, arsız ve parlak,
Ama siyah saçlarımda artık ölümün rengi var.
Beni bir gölge gibi bıraktın bu ıssızlıkta,
Küle dönmüş o koca sevdadan sadece kırıntılar var.
Her sabah penceremi aynı sessizlik açıyor,
Ev, adını anmamak için nefesini tutuyor.
Duvarlarda asılı kalan solgun hatıralardan,
Yüzüne benzeyen gölgeler usulca geçip gidiyor.
Bir zamanlar adını ezberleyen mevsimler,
Şimdi sessizliğini taşıyor kuru dallarında.
Ne bir kuş konuyor içimin yıkık bahçesine,
Ne de bahar uğruyor kırılmış umutlarıma.
Oysa yüzüne bakan her aynada kendimi bulurdum,
Şimdi her yansıma biraz eksik, biraz yabancı.
Sevda dedikleri, meğer insanı tüketirmiş;
Geriye yalnızca suskunluğun ağır gölgesi kalırmış.
Avuçlarımda çoğalan o eski baharlar,
Şimdi ayazın insafına düşen bir yaprak gibi.
Meğer en derin yalnızlık, terk edilmek değilmiş;
İnsan en çok kendi içinde kaybolurmuş, sevgili.
Sana dair ne varsa zamana emanet ettim,
Ne bir beddua bıraktım ardına, ne bir sitem.
Çünkü bazı gidişler öfkeyle değil,
İçinde sessizce ölen bir umutla biter.
Yüzümü güneşe çevirmiyorum artık,
Çünkü ışık da bazen gerçeği saklar.
Ayçiçekleri gibi sana dönerek yaşadım yıllarca,
Sen gidince boynum kırıldı... Oysa güneş yine doğdu.
Bir gün bu şiiri okursan, adımı hatırlama,
Ben çoktan kendi küllerime karışmış olurum.
Yalnız bir ayçiçeği görürsen yol kenarında;
Bil ki güneşe değil, sana bakarken kurudum.
Artık hiçbir güneş ısıtmıyor içimdeki kışı,
Ben, en çok sana dönerken solan bir ayçiçeğiydim.
Ve bazı çiçekler, ölünce toprağa değil;
Sevdikleri insanın hatırasına gömülür.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.