0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
25
Okunma
Helalliğimi isteme...
Çünkü ben,
sana vereceğim son şeyi
çoktan toprağa gömdüm.
Adını değil;
sana inanırken
kurduğum hayatı gömdüm.
İnsan, bir insandan değil;
onunla kurduğu yarından eksilir.
Ben en büyük yıkımı
gidişinde değil,
içimde senden sonra
kimsenin oturamadığı yerde
yaşadım.
Hayat hiçbir işaret vermedi.
Değişen, yalnızca
bir daha eski sesimle
konuşamayan bendim.
Elimi nereye uzatsam,
yarım bırakılmış bir alışkanlık
dokundu avuçlarıma.
Meğer insan,
birini unutmaya çalışmazmış;
ona göre kurulmuş hayatı
yeniden öğrenirmiş.
Sonra...
Hiç ummadığın bir sabah,
çayından yükselen buhar
camı değil,
içini buğulayacak.
Elin
alıştığı yere uzanacak.
İşte o an,
eksilenin bir insan olmadığını,
bir ömür olduğunu
anlayacaksın.
Eskimez hiçbir iz.
İnsan,
üstünü yıllarla örttüğünü sanır.
Sonra...
Eski bir şarkı,
yarım kalmış bir cümle,
tanıdık bir koku...
Gelir,
içinde yıllardır kapalı duran
bir kapıyı
usulca aralar.
Ben artık seni değil,
dönebileceğine inanan
son yanımı gömdüm.
Senden geriye,
ömrümün yerinden sökülmüş
bir parçası kaldı.
Ne yerine yenisi geldi,
ne de yokluğuna
bir isim bulabildim.
Olur da bir gün
adım önüne düşerse...
Ne beni savun,
ne de kendini.
Bırak;
eksik kalan ne varsa,
suskunluk tamamlasın.
Çünkü bazı hükümlerin altında
hiçbir imza bulunmaz;
yalnızca
ömür boyu taşınan
bir ağırlık kalır.
Ve ben,
içimde sana çıkan
bütün yolları
taşla ördüm.
Artık
geçmiş kapımı
kaç kez çalarsa çalsın,
hiçbir ses
beni
sana çıkaramayacak.
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.