1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
74
Okunma
Bir ömür insan biriktirdik,
Meğer bazıları yalnızca yara bırakmak için gelmiş.
Biz yine de sevgiden vazgeçmedik;
Çünkü kalbimiz, kin tutacak kadar dar değildi.
Dost bildiklerimiz yabancı oldu,
Yabancılar bile bu kadar incitmedi bizi.
Güven dediğimiz şey,
Avuçlarımızda paramparça olan ince bir cam gibiydi.
Canımız yandı...
Ama kimsenin canını yakmayı öğrenmedik.
Kalbimiz defalarca kırıldı,
Yine de merhametimiz eksilmedi.
İçimizde büyüttüğümüz sevgi,
Bize acı olarak döndü çoğu zaman.
Yine de nefrete yenilmedik.
En derin leke,
İnsanın vicdanına düşendir.
Ve tam o an,
Erdal Tosun’un şu sözü yankılanır içimde:
"Ne olmuş yani sevdiklerimizden kazık yediysek...
Biz kazık atmadık ya!
Hüzünlü değiliz.
Mizacımız böyle..." Bize ihanet düştü,
Onlara vicdanlarının sessizliği...
Belki en ağır yaraları
En sevdiklerimiz açtı.
Belki en derin suskunluğu
En güvendiklerimiz bıraktı.
Ama biz hiçbir zaman
Bir başkasının gözyaşına sebep olmadık.
Kaybettiklerimiz çoktu,
Fakat vicdanımız hiç eksilmedi.
Çünkü insanı ayakta tutan,
Kazandıkları değil;
Kirletmeden yaşayabildiği ömrüdür.
Varsın bizi anlamayanlar olsun,
Varsın hikâyemizi eksik bilsinler.
Biz kırık kalbimizi taşımayı öğrendik,
Ama kimsenin yüreğinde yara olmayı seçmedik.
Ve gün gelir de ömrün hesabı sorulursa,
Başımızı eğmeden söyleyeceğimiz tek cümle şudur:
Biz kazık yedik belki...
Ama kimseye kazık atmadık.
Bize ihanet düştü...
Onlara vicdanlarının sessizliği.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.