0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
219
Okunma
ÖMRÜMÜN SEBEBİYDİN
Sen benim için herhangi biri değildin,
Benim sevdam, ezber edilmiş o bildik yangınlara benzemez.
Sen benim ömrümdün;
Hatta o ömrü yaşamaya değer kılan tek sebeptin.
Şimdi hangi durakta insem, yüzün çarpar hayalime,
Hangi sofraya otursam, kadehimde parmak izlerin kalır.
Yollar Ankara’dan Kars’a uzanır da,
Benim raylarım hep sende son bulur.
Gidişin; Bu Ankara’da karın yağması gibi sessizdi,
Ama içimde koca bir şehrin yıkılışı gizliydi.
Sen gittin ya;
Artık şiirler öksüz, kalemimin ucu darmadağın...
Gönlümdeki o vefa sofrasında, bir ömürlük bir boşluk şimdi.
Sana bakınca kendimi bulduğum aynalar kırıldı,
Her parçada bin "sen", bin tane "biz" yarası kaldı.
Ben seni bir hevesin rüzgarında, geçici bir mevsimde sevmedim;
Ben seni, çocukluğumun o masum ve tertemiz sızısıyla sevdim.
Hani uzak şehirlerin puslu sabahları vardır ya;
Bir tren kalkar, rayların üzerinden sadece hasret geçer...
İşte öyle bir boşluk bıraktın ki ardında;
Hangi şehre gitsem gurbet, hangi kapıyı çalsam yalnızlık.
Yüreğimdeki bu yara, kabuk bağlamayı unuttu çoktan,
Çünkü ben o sızıyı bile, içinde sen varsın diye sevdim.
Şimdi bu sofrada hayalinle dertleşirken anladım ki;
Sen benim sadece ömrüm değil,
Sen benim bitmek bilmeyen o mukaddes kederimsin.
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.