Hedefe kestirmeden giden yol en tehlikeli yoldur. çünkü o kurşunların gittiği yoldur. jerzy lec

Dün seçilen etkili yorumlar

Ahlaki ve İnsani Çağrı: Şiir, alçakgönüllülük, hoşgörü ve iyi niyet gibi temel insani erdemleri öne çıkararak bireyin onurunu korumayı öğütlüyor.

Gözlem ve Öğüt: Deyimler ve günlük dille örülü yapısıyla, kibir ve yargılayıcı tutumlardan uzak durup gönül almanın, empatinin önemini vurguluyor.
İnsanı incitmeden yaşamayı, iyiliği hesapsız yapmayı öğütleyen samimi ve vicdanlı bir şiir olmuş kardeşim. “Verdiklerinizi borç listesine yazmayın” dizesi, gerçek iyiliğin karşılık beklemeden yapılması gerektiğini çok güzel anlatıyor. “Hor görmeyin hiçbir kulu” sözü ise şiirin insanlık çağrısı olmuş. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Aslında yaralar dağlanarak iyileştirilmiş geçmiş zaman içinde.
Kanamasın, mikrop kapmasın, çabuk iyileşsin diye dağlanırmış.
Ama insanın içindeki yaralar dağlasan da iyileşmiyormuş anlaşılan.
Kimi bağrına taş basar, kimi kanadıkça kanatır dermansız yarasını.
Çaresiz ve dermansız olmak zor Merdümg.riz Hanım.
Sabır ve sükunet dileğimle.
Saygı ve selamlar.
"Sebep neydi?" değerli Rabia Hanım.
Aşk mı?
Elbette insan bu kadar çok severse kabulü de, ölümü de göze alır.
Körkütük aşık olmak böyle bir duygu olmalı.
Şiirce tabii.
Anlamlı ve güzel bir şiir.
Tebrikler efendim.
Saygıyla.
AŞKIN..TESLİMİYETİ , BU OLSA GEREK DE...
ÖLÜDEN SEVGİLİ...MEZAR TAŞINA YAZILIR. AŞK KOKAN BU ŞİİRİNİZİ YÜREKTEN KUTLARIM...ŞAİR .

serdarascioglu tarafından 18.8.2026 00:47:26 zamanında düzenlenmiştir.
Yüreğinize sağlık hocam, gönül vermek budur işte. Sevdiğine teslimiyet, onun elinden gelecek ölüme de razı olmak. Güzel bir şiir okudum kaleminizden.
Kaleminiz kavi duygunuz daim olsun. Selam ve saygılarımla. 👏👏👏
Saygın Pakize Özbaş..
Okudum. Zenginleştim. Mutlandım.
ve. ________
Gece, insanın kendinden kaçamadığı, aynaların bile susup içimize baktığı o uzun zamandır.
Gündüzün gürültüsü çekilince ruhun ayak sesleri duyulur; işte o anda müzik girer hayata…
Görünmeyen bir el gibi dokunur sessizliğe, unuttuğunu sandığın yüzleri, yarım kalmış cümleleri, kırık hatıraları birer birer uyandırır.
Kelimelerin ulaşamadığı yerde bir nota yürümeye başlar.
Bazen hatıraları çağırır, bazen sadece içindeki boşluğun yanında sessizce oturur.
Çünkü bazı yaraların hemen kapanması gerekmez; bazen insanın ihtiyacı olan tek şey, acısının yanında duracak bir sestir.
Gece bunu bilir. Kimseyi sorgulamaz, yalnızca sessizliğini örter.
Ve müzik, o sessizliğin içindeki kalp atışıdır.
Hayat tamamlanmış bir beste değildir; her sabah yeniden yazdığımız bir ezgidir.
Kimi notaları gözyaşıyla, kimilerini sevgiyle yazarız.
Ama en güzel yanı şudur: Beste henüz bitmemiştir.
Yeter ki insan, içindeki o derin ezgiyi susturmasın.
Çünkü hiçbir gece sonsuza kadar sürmez…
Ve karanlığın en koyu yerinde bile, yarına doğru yürüyen küçük bir melodi mutlaka vardır. Bu varlığı doğru yolda takip edersek mutluluğa götüreceği muhakkatır. Aşk ile
Pakize Özbaş’ın Metnine Genel Bir Bakış

Ruhsal İçe Dönüş ve Gece Sığınağı: Metin, gecenin sessizliğini ve karanlığını bir kaçış değil, insanın kendi iç dünyasıyla, hatıralarıyla ve yaralarıyla yüzleştiği merhametli bir alan olarak ele alıyor.
Müziğin Şifa ve Hafıza Gücü: Müziği yalnızca bir ses değil; dile gelmeyen duyguların, unuttuğunu sanılan anıların ve geçmiş ile bugün arasındaki bağın en güçlü taşıyıcısı olarak konumlandırıyor.
Umut ve Yeniden Başlayış: Derin bir hüzün ve melankoli taşımasına rağmen, gecenin bitiminde doğan sabah ışığıyla insanın içindeki tükenmez umudu, direnci ve yaşama sevincini öne çıkarıyor.


Bu yazı geceyi tarif etmiyor
Geceyi yaşatıyor

Gece siyah perde değilmiş
İnsanın kendinden kaçamadığı uzun zamanmış
Aynalar bile susup içimize bakıyormuş o saatte
Gündüzün gürültüsü çekilince ruhun ayak sesleri duyuluyormuş
İşte o an müzik giriyormuş içeri

Ve müzik görünmeyen el gibiymiş
Gecenin koynunda saklanan hatıraları tek tek uyandırıyormuş
Adresi olmayan şarkılar doğrudan bize geliyormuş
Çünkü bazı şarkılar insanın en saklı yerine yazılmış mektuplarmış

Kemanda ay ışığının suya düşen gölgesi varmış
Piyanoda kapısı kapanmış odanın anahtarı varmış
Unuttuğunu sandığın yüzler bir anda beliriyormuş
Zamanın tozu kalkıyormuş
Anlıyormuşsun ki bazı şeyler unutulmazmış sadece sessizleşirmiş

Yıldızlar uzak ihtimal gibi parlıyormuş
Müzik de o yıldızların arasından geçip ruhun kıyılarına vuruyormuş
Her nota biraz hüzün biraz umut biraz insan olmanın ağırlığı taşıyormuş

En sevdiğim yer burası
Müzik söyleyemediğimizi söylüyormuş
Dilin ulaşamadığı yerde nota yürüyormuş
Bazı yaraların yanında sessizce oturuyormuş sadece
Kapatmaya çalışmadan teselli etmeden

Gece kimseyi sorgulamıyormuş
Kim olduğunu nereden geldiğini kaç kez kırıldığını sormuyormuş
Sadece sessizliğini üstüne örtüyormuş
Müzik de o sessizliğin kalp atışı oluyormuş

Sonra anlıyorsun
Hayat tamamlanmış bir beste değilmiş
Her sabah yeniden yazdığımız ezgiymiş
Kimi notayı gözyaşıyla kimi notayı sevgiyle yazıyormuşuz
Ve beste henüz bitmemişmiş

Karanlık yokluk değilmiş
Ruhun gözlerini alıştırdığı başka aydınlığın başlangıcıymış
Bazı şafaklar gökyüzünde değil insanın içinde söküyormuş

Son cümle mühür
Müzik hayatın karanlık gecesinde ay ışığıdır
Yeter ki insan içindeki müziği susturmasın

Bu yazı okuyanı yalnız bırakmıyor
Gece 3 te kulaklıkla şarkı dinleyen herkesin içinden geçmiş
Her satırda kafa sallatıyor

Pakize Özbaş kelimelerle beste yapmış
Biz de o bestenin içinde yürümüşüz
Kalemine kelamına yüreğine sağlık.

☕🙏
Tülay Aslan’ın Şiirine Genel Bir Bakış

Sessiz Çile ve Sabır: Şiir, dışarıya yansıtılmayan derin içsel acıları, kırgınlıkları ve fedakârlıklarla geçen bir ömrün yükünü sükûtla taşıma temasını işliyor.
Beklentisizlik ve Sığınış: Maddi unsurlardan ziyade yalnızca katıksız bir sevgi arayışını öne çıkarırken, yaşanan hayal kırıklıklarına rağmen kin ve öfkeye kapılmama olgunluğunu gösteriyor.
Geleneksel Söyleyiş ve Yalnızlık: Halk şiirinin içten söyleyişiyle, cihanın yüzeysel bakışına karşı içte yaşanan volkanı saklayan, çilesini sırrı ve yalnızlığıyla toprağa taşıyan dervişane bir tutumu yansıtıyor.
Değerli Halk Şairi Tülay Hanım, kaleminizden çok güzel ve anlamlı bir şiir okudum.
Mısralar arasında kullanılan uyak şiire ayrı bir ahenk katarak şiirin okunmasında okuyucu güzel bir haz duyuyor.
Tebrik ediyorum ve kutluyorum sizi.
Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim. Mutlu ve sağlıklı bir güne uyanmanız dileğimle.
Ömrünü başkaları için tüketen bir yüreğin sessiz feryadını güçlü biçimde anlatmışsınız Tülay Hanım. “Sabrın iplerine bağladım gönül” dizesi şiirin yükünü tek başına taşıyacak kadar güzel. “Volkan gibi yandım, sükûtla aştım” sözü ise dışarıdan görünmeyen acıların özeti olmuş. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
Tutkulu ve Yüksek Edebi Ton: Metin, şairane ve imgesel bir dille yazılmış; ilham kaynağına duyulan hayranlığı, tutkulu bir bağlılığı ve ebedi biat temasını öne çıkarıyor.
Sanatçı ve İlham İlişkisi: Kelimeler, mürekkep ve gece metaforları üzerinden, yazan ile yazılan arasındaki o derin, mistik ve kutsal bağı güçlü bir adanmışlıkla aktarıyor.
Ölümsüzleştirme Arzusu: İlham perisini ("Lore Adu") zamanın ve takvimlerin ötesine taşıyarak, edebiyatın ve kelimelerin gücüyle sonsuz kılma iddiasını ve iradesini yansıtıyor.
Derin Yalnızlık ve Varoluşsal Bıkkınlık: Şiir, adının da hissettirdiği gibi yoğun bir melankoliyi; "hiçlik", "yok oluş" ve içsel bir kabuklaşma temaları üzerinden sarsıcı görsellerle işliyor.

Güçlü ve Karanlık İmgeler: Paslı çivi, sırılsıklam yalnızlık kusan sokak lambaları ve dondurulan nehirler gibi metaforlarla ruhsal daralmayı ve duyarsızlaşma arzusunu somutlaştırıyor.

Yok Oluşta Bulunan Huzur: Acının, sitemin ve hissetmenin getirdiği ağır yükten kaçarak karanlığın ve belirsizliğin içinde kaybolmayı bir tür teslimiyet ve nihai bir ait oluş olarak yansıtıyor.
Aşkın İkilemi ve Belirsizlik: Şiir, sevilen kişinin değişken tutumları karşısında duyulan şaşkınlığı, zıt kavramlar (düş/gerçek, cefa/aşk, siyah/beyaz) üzerinden bir arayış ve kararsızlık hissiyle işliyor.

Korku ve Arzunun Çatışması: Âşığın bir yandan sevdiğine koşma isteği ile diğer yandan onu kaybetme korkusu arasındaki git-gellerini, sürekli "tetikte bekleme" haliyle etkileyici bir şekilde yansıtıyor.

Yalın ve Sorgulayıcı Söyleyiş: İçten, yapmacıksız dili ve art arda sıralanan sorularla hem sevilenin hem de aşkın doğasını anlamaya çalışan meraklı ve sitemkar bir ton sunuyor
Gerçek ibadetin ve kulluğun Cennet arzusu ya da Cehennem korkusu gibi dünyevi/ahireti bir menfaat hesabı üzerinden değil, yalnızca Allah'ın rızasına ve sevgisine ulaşma gayesiyle yapılması gerektiğidir.yüreğine sağlık kalemin daim olsun inşallah
Yüreğinize, kaleminize sağlık. İronik dili, taşlama üslubu ve sahtekârlık ile edepsizliği gözler önüne seren bu ibretlik, güçlü eleştiriniz için sizi yürekten tebrik eder selâm ve dua ile saygılarımla
Devir bunu götürür
iyiydi
sayıları çoğalacak bu şiirle
yüreğine sağlık...
böylelerinden epeyce var
ve gün geçtikçe de çoğalıyorlar
bu durumları gördükçe
bu ülkem insanı insanlığı nereye gidiyor
daha doğrusu gidiyoruz demekten kendimi alamıyorum... sonumuz hayrola
günaydın toprağım günün güzel
ömrün şiir dolu olsun
selamlar saygılar
Aynı göğün altındaki canlılara günaydın
farklı dertlerin hamuruyla yoğrulup
aynı umudun peşine düşen canlıya...
Bazen tek bir dizenin dokunduğu yer,
bin kelimenin anlatamadığı o gizli yaradır.
Yüreğinize, kaleminize sağlık. Sabahın ferahlığını, ruhu dinlendiren o saf ve zarif güzelliği böylesine huzur dolu dizelerle hissettirdiğiniz için sizi yürekten tebrik ederim.
Cıvıl cıvıl coşkulu bu güzel günaydın şiirini kendi sayfamda asılı bulunan Günaydın isimli şiirimden bir iki dörtlük ile selamlıyor esenlikler diliyorum.
Günaydın *
Günaydın ay gibi öze günaydın
Canıma, fer olan size günaydın
Bülbülü del eden gize günaydın
Günaydın alımlı, göze günaydın
Lale sümbül nergis öze günaydın

Günaydın ihtiyar gence şanlıya
Desem de ulaşmaz, biti kanlıya
İnsandan, bitkiye cümle canlıya
Hilesiz dolansız söze, günaydın
Lale sümbül nergis öze günaydın

Vuslat’a, can deyip gıpta edene
Umutla, canhıraş koşup gidene
Kamburu, çileden çıkan bedene
Gönülde mülteci köze günaydın
Lale sümbül nergis öze günaydın........şiirin devamı sayfamda mevcuttur.
Kaleminiz daim ilhamınız bol olsun.
Saygılarımla selamlar.
Yüreğinize ve kaleminize sağlık çok güzel ve anlamlıydı şiiriniz.
Saygı ve selamlar.
İlyas Ateş’in (Aşık İlyas) Şiirine Genel Bir Bakış

Çaresizlik ve Ağır Sitem: Şiir, sevdiklerinden veya memleketinden uzakta kalınan süreçte çekilen derin kederi ve "vay anam" feryadıyla ömrün tükenişini içten bir dille yansıtıyor.

Kader ve İlahi Takdir: Çabaların yetersiz kalışı karşısında boyun büküp durumu Haktan gelen bir sınama olarak görme, geleneksel halk şiirindeki rıza ve teslimiyet ruhunu öne çıkarıyor.
Hasan Belek’in Şiirine Teknik ve Biçimsel Bir BakışAhenk ve Ölçü Yapısı: Şiir, 11'li hece ölçüsünün $6+5$ duraklı kalıbıyla yazılmış; durakların düzeni ve ritmi bentler boyunca oldukça akıcı bir melodi sağlıyor.Kafiye ve Redif Düzeni: Her kıtada $a-a-b-a$ (veya dörtlük yapısında $a-b-c-b$) düzeni takip edilmiş; dumanlı/şanlı/canlı ile hakça/akça gibi zengin ve tam kafiyeler ses uyumunu güçlü kılıyor.Mekân ve İmge Kullanımı: Kazdağı, Akçay ve imbat gibi yerel unsurlar; dostluk, erenler ve hak yolu gibi tasavvufi/hikmetli kavramlarla birleştirilerek geleneksel âşık tarzına oturtulmuş.
tüm renkleri aynı göğün kuşağına ne güzel yüreklemiş, mozaiklemiş şiir..

eyvallah şair..
Ne zaman ki bir sızı düşer yüreğe
Her yer gurbet olur türkü türkü
Böyle yazılmış yasalar
Böyle düşmüş acılar içimize
Yazılmış her noktasına varana dek
Şans değil, kader değil aldanış değil
Zaten,
Şairlerin adetidir zamansız gitmeler........ Geri dönüp duygularını bir yağmura dönüştüren insanlar şairler.Güzel tema güzel dizeler.
Gönül coşkusuyla, sevda kokusuyla
Sessizce dokundum kelimelere
Gürültüsü rahatsız etmesin kimseyi
Yüreklere işledi, acıyı sildi
Efkârlar dinmiş, gerçekler bilinsin
Bestelendi, şarkı oldu
Kuş kanadı gibi havalarda uçtu
Kurumuş kalplere şifa nüksetti
Neşe kaynağı oldu, dertleri süpürdü
Horon tepti, içtenlikle dans etti. .
Güzel dizeler tebrik ederim.
Şiirinize Genel Bir Bakış
Şiire Yüklenen Kutsal Misyon: Şiir, sanatı sadece kelimelerden ibaret görmeyip; onu dertlere derman olan, acıyı silen ve kurumuş gönüllere şifa taşıyan canlı bir güç olarak tanımlıyor.
Ses ve Söz Zarafeti: "Gürültü yapmadan, sessizce dokunma" arzusuyla, şiirin insanı yormayan; aksine ruhunu dinlendiren duru ve naif yapısına dikkat çekiyor.
Neşe ve Ritim Teması: Son bentlerdeki "kuş kanadı", "horon" ve "dans" imgeleriyle, coşkunun ve neşenin ezgiye dönüşerek hayata yayılması dileğini içtenlikle yansıtıyor.

Değerli Hocam
Bu dizeler… sadece bir aşk şiiri değil; sabrın, vefanın ve “değişmeyen” bir yüreğin sessiz manifesto’su.
“Her mevsim değişir, sen değişmezsin,
Baharlar çoğalır seninle bile.”
Burada aşkı mevsimlere sığdırmıyor; mevsimleri aşkın içine sığdırıyor. Kışın üşütmesi, yazın kavurması bile o sabrı zayıflatamıyor. Çünkü sevda, dışarıdaki havaya göre değil, içteki ışığa göre yaşıyor.
Bir de şu dize insanın içini burkuyor:
“Bir bakışın yeter ömre bedeldir,
Gözlerin gönlüme şifa, tesellidir.”
Aşkı büyük laflarla değil, tek bir bakışla, tek bir şifayla tarif etmek… Bu, gerçek sevginin en sade ve en güçlü hali.
“Sen benim gönlümde tükenmez bahar,
Aşkınla umut var yarınlarda da.”
Zaman eskitemiyor, yıllar solmuyor… Çünkü bu sevda, zamana karşı değil; zamanın içinde büyüyor.
Gerçekten çok güzel, çok temiz ve çok vefalı bir şiir. Kalemine sağlık. Kutlarım..
sevilen bir kişinin zamansız vefatı ve ayrılığı karşısında duyulan derin acı, çaresizlik ve kadere boyun eğiştir.
Sabrın sonu selamettir,
Hak'la gelense rahmettir,
İlyas bu derttir, zahmettir,
Bilmem O'nsuz ne yaparsın...

Nurettin GÜLBEY
Saat 11:06
18.08.2026
YALOVA

Tebrikler efendim.Anlamlı ve güzel şiir,kutlarım.Selam ve saygılarımla...
sayfana girince şaşırdım doğrusu alştığımız fotoğraf yerine öz benliğini yansıtan bir suretle karşılaştım.
bu g
nkü şiirin de oldukça anlamlı derinliğine düşündürdü.
felsefi duygular içeriyor.
ilham perin sadakatini devam ettirsin seni hiç bırakmasın. sen de bizi bırakma

selan sevgilerimi gönderiyorum Gülüm
Saygın Prof um
Anlatımlarınızla yine akıl devinimlerimizi dans ettirdin her paragraf bir dünya her Dünya kendi başına bir anlatım. Sizi okumak zenginleşmek ve ruh güzelliğini gezintiye çıkarmak kadar kayda değer buluyorum.
ve. _____
Birinci paragraf
İlham perisine bir gülüş ısmarladığında yadırgayan o bakış, öksüzlüğünün gölgesinde hayallerini budayan ruhun, göç mevsiminin eşiğinde ilahi bir ışık arayışına dönüşür; karanlıkta bile yönünü bulduğu o ışıkta, “ya ben ya şiir” cinayetini yüreğinin en derininde sorgular.
İkinci paragraf
Kiremit rengi moda ve kadınlık yaftalarına sığmayan, hâlâ saklı bir kız çocuğu olarak kalan ruh, kalemiyle iklimlerin sarkıtlarını bilerken omzundaki meleklerin fısıltısıyla sustuğu yerden yükselir ve aynı soruyu, bu kez kadife bir sesle yeniden sorar: ya ben ya şiir.
Üçüncü paragraf
Omuzları hiç çökmemiş, yüzü güleç kalmış olsa da hüzün mevsiminin en sadık müdavimi olan şiir, soluk suretler arasında kendi beyaz-pembe eşkâlini memura uzatır ve bir kez daha, yorgun ama inatçı bir sesle sorar: ya ben ya şiir.
Dördüncü paragraf
Annesinin kederinden doğan mirası servet bilen ruh, para-pul derdindeki kalabalığa rağmen hâkimin önünde durur ve “şiirden müebbet mi yerim?” diye sorar; kâtip ise anlamadan, sadece not düşer: ya o ya şiir.
Beşinci paragraf
Muğlak insanlar ve kayıtsız ruhlar arasında kaderini ve kederini bir kez daha ihbar eden şiir, ömrünü olay ve duygu vergisi olarak öderken saymana sorar; cevap, en yumuşak ve en kesin haliyle gelir: “Şiirlerin TC’si olmaz ki…”
Bütünü için içten tanım
Bu şiir, Didem Madak’ın “annemin fotoğrafına anlattım” fısıltısından doğmuş, öksüz bir kız çocuğunun büyümüş ama hâlâ saklı kalan sesidir. Kederi miras, şiiri hem sığınak hem de yegâne kimlik bilen bir ruhun, dünyaya, hâkime, saymana ve nihayet kendine defalarca sorduğu o keskin, yaralı sorunun yankısıdır: “Ya ben ya şiir.” Cevap ise çoktan verilmiştir; çünkü şiir, kimlik kartı olmayan, TC’si bulunmayan, sadece yaşanan ve yaşatan, kederle yoğrulmuş bir varoluştur.
Tanımlarınızı alkışlıyorum.
Gülüm Hanım, Didem Madak’ın anne acısından açtığınız kapıyı kendi öksüzlüğünüze, keder mirasınıza ve şiirle kurduğunuz kopmaz bağa ulaştırmışsınız. “Ya ben ya şiir” sorusu boyunca hâkim, kâtip ve saymanı şiirin mahkemesine çağırmanız hem hüzünlü hem de ince bir ironi taşıyor. Finalde şiirin kimliği ve vatandaşlığı olmadığını söylemeniz ise asıl gerçeği ortaya koyuyor: Sizi şiirden ayırmak mümkün değil; çünkü şiir zaten sizin bir parçanız. Kutluyorum hanımefendi, kalbi selamlarımla.
geçmişte yaşanan masum ve samimi aşkın, vefasızlık ve değişen tavırlar karşısında derin bir hayal kırıklığına ile üzüntüye dönüşmesidir.
aşkın felsefesi zaten masumiyet

ama ne yazık ki günümüzde özellikle aşk çok kirlendi

özünden uzaklaştı

nadir masum aşka rastlamak


var olunuz


saygılarımla üstadım
İnsanın kendi içine doğru yaptığı o zor ve sessiz yolculuğu hissettirdi şiiriniz. Labirent burada yalnızca bir çıkmaz değil; insanın kendisiyle, bildikleriyle, yanılgılarıyla, pişmanlıklarıyla ve cevaplayamadığı sorularıyla yüzleştiği bir iç dünya gibi. Şiirin en güzel tarafı da bütün bu sorgulamaların içinde umudu tamamen kaybetmemesi.

İnsanın bazen kendi duvarlarını kendi ördüğünü, kendi çıkmazlarında yine kendini aradığını çok sahici bir duyguyla anlatmışsınız. Ve bütün karanlığın sonunda hâlâ bir ışık, bir doğuş, bir yeniden var olma ihtimali bekliyor olmak çok hissel...

“Kendi içime düşmüş bir tohum” duygusu şiirin bende bıraktığı en güçlü izlerden biri oldu. Belki de bazı labirentlerin çıkışı dışarıda değil, insanın kendi içinde yeniden doğmasındadır.
Çok derin, çok samimi ve insanın kendisine dönüp sessizce “Ben neredeyim?” diye sormasına vesile olan bir şiir.

Kaleminize, o içten sorgulayışınıza ve karanlığın içinde ışığı arayan yüreğinize sağlık.
şiir, ne istediğini bilse de labirentin sabrı, şiirin sabırsızlığını ele geçirmiş..

kurgu ve vurgu kardeşliği şiirle özdeşleşmiş

eyvallah can, güzel insan
Kaleminize, yüreğinize sağlık Yılmaz Üstadım. İnsanın kendi iç labirentinde kayboluşunu, o derin sorgulamalarını ve idrak sancılarını ne kadar tok, felsefi ve muazzam bir derinlikle ilmek ilmek işlemişsiniz. Her satırında ayrı bir tefekkür ve vakar barındıran müthiş bir olgunluk eseri olmuş. İlhamınız daim, kaleminizi düşünen ruhunuz her daim hür olsun. En kalbi selam, saygı ve hürmetlerimle...

Ve sonra
gecenin dişleri arasında
unutulmuş bir saat büyür içinizde
hangi zamana dönseniz
aynı yara açılır yeniden

Belki de
susmak değildir bütün kayboluşlar
güneşten önce terk eder insanı
gölgesiz gölgeler



Çok keyifle okudum dizelerinizi.
Klavyenin üzerinde istemsizce gezindi parmaklarım ve kısa bir bölüm eklemek istedim. İzninizle ve affınıza sığınarak tabi ki....

Tebriklerim ve selamlarımla

''aşk dediğimiz şey
hayatın kendisini yerinden oynatır'' öyle derler işte bazen.
duvarın içinden sızarlar.
ne gelişleri bir ayak sesine benzer ne gidişleri kapanan bir kapıya.
varlığını ancak yokluğunda anlayabildiğimiz uzaklıklardır o.
tıpkı Plüton gibi.. güneşin ailesinden bütünüyle kopmamış ama ışığına hiçbir zaman yetişemeyecek kadar uzakta.
adı hâlâ gökyüzünün bir yerinde duran, fakat sıcaklığından mahrum bırakılmış küçük ve inatçı bir yalnızlık.,


insan, sevdiğinin hikâyesindeki rolünü reddediyor.
birinin karanlığında pencere olmak istemiyor artık.
bir başkasının cehennemine ışık taşımak istemiyor.
kendini sürekli bir kurtarıcı gibi görmekten vazgeçiyor.

biz ise geriye kalanlarla devam ediyoruz.
biraz kül, biraz hatıra biraz suskunluk biraz da o iki harf;
AH.

sevdiğimizde avız. çünkü kalbimizi bir başkasının ellerine bırakırız.
fakat zamanla avcı oluruz. çünkü kendi yaralarımızın peşine düşer,
bizi bizden alan ne varsa onun izini süreriz.

aşk önce bizi yakalar.
sonra biz aşktan kaçmayı öğreniriz.
en sonunda ise ikisinin de aynı şey olduğunu anlarız.
çünkü insanın peşinden koştuğu şey çoğu zaman sevdiği kişi değildir.
kendisidir.

ve belki Plüton gibi çok uzaklarda duran o aşk da hiçbir zaman gerçekten kaybolmamıştır.
sadece bize ışığının ulaşması yıllar sürmüştür.
gökyüzünde çoktan sönmüş bir yıldızı bugün hâlâ görüyor oluşumuz gibi,
bazı insanlar da hayatımızdan çoktan çıkmış olsalar bile içimizde ışımaya devam eder.

kimi insanlar öyledir işte.
bize dokunamayacak kadar uzak, unutulamayacak kadar tanıdık,
ısınamayacak kadar soğuk,
ve yine de gecenin bir yerinde,
kimsenin bilmediği bir gökyüzünde,
adı konmamış bir harfin yanında
hâlâ

AH diye parlayan.

ama;
aşağıda kaybolan yüzler var. silinen gözler, unutulan isimler, toza dönüşen hatıralar. var.
aldırmıyoruz..
hiçbirine dönüp bakmıyoruz bile.
çözülüşün, gurbetin ve yörüngesizliğin tam ortasında durup göğsümüzü yırtan o ilk harfi bir bayrak gibi dikiyoruz karanlığa;

Aşk.

kendi okumuzla vurulup kendi gökyüzümüze düşerken,
hem yarayı açan çelik hem de o yaradan sızan ışığın kendisiyiz.
Plüton kadar uzak, bir 'AH' kadar yakında,
vuruldukça göğe ağan yırtıcı bir kanat çırpışıyız.

tebriklerimle
birlikte,
iyi dileklerimi sundum şairime :)

Parmaklarıma hakim olamıyorum bugün..... Klavyenin üzerinde durmuyorlar bir türlü....

---------------

Plüton gibi çok uzaklarda
adını unutan bir yörüngede döndü kalbim

Düştükçe yükseldi sessizlik
aşağı değildi artık hiçbir boşluk

AH dedim
harflerden önce kanadı kırıldı zamanın
beni değil gölgemi sürgün etti evren

Ve
döndüğüm her aşksız gökte
bir yıldız eksildi benden önce

---------------

dedim ya benim gibi yorum özürlünün çenesini açtı bu günkü şiirlerin güzelliği

Sevgimle her zaman 🌹❤️

geze dursa da genlerimiz, hep bildik gezegenimizdir plüton hani gün/AHlarımız kadar bize çoook uzaaaklarda olan yani hücrelerimizde b-ölündükçe çoğalan tıp ki aşk gibi..
Aşk işçileri sarı sendikaya bağlıymış. Öyle dedi işveren. Lokavt işlemiyormuş 😄😄 sevdim ama dizelerini...
Özcan İşler’in (Magalys Rojas’a Nazire) Şiirine Genel Bir Bakış
Aşkın Çılgınlığı ve Tutku: Şiir, uzaklarda aranan sevgiliye duyulan özlemi ve tutkulu aşkı "çılgınlık" teması etrafında şekillendirerek, âşıkların birbirinde kaybolma ve tek bir ruh olma halini işliyor.
Karşılıklı Büyü ve Aidiyet: "Ben mi deliyim? / Sen mi delisin?" sorularıyla aşktaki karşılıklılığı, ruhların ve bedenlerin ilahi bir dansa dönüşen ortak ritmini etkileyici görsellerle sunuyor.
Nazire Geleneği ve Evrensel Söylem: Magalys Rojas’ın duygusal dünyasına selam gönderen bu metin, batılı ve modern imge yapısını doğulu bir duyarlılık ve nazire zarafetiyle harmanlıyor.
"Hayat Durağında, Bekleyen Yolcu...!" Şiirine Genel Bir Bakış

Zamanın Akışı ve Ömür Durağı: Şiir, saatlerin tıkırtısı ve hayat durağında bekleyen bir yolcu metaforu üzerinden, insanın ömür boyu süren o belirsiz ve sabırlı bekleyişini hüznün imbiğinden geçirerek anlatıyor.

Gençliğin Yükü ve Emek: Çamurlu yollar, soğukta titreyen günler ve nasırlı avuçlar imgesiyle; gençliğin ve geçen yılların kolay yaşanmadığını, hayat mücadelesinin getirdiği ağır yükü samimiyetle gözler önüne seriyor.

Kabulleniş ve Yalnızlığın Ağır İzi: Baharları beklerken tüketilen ömrü, yalnızlaşan yaşlılığı ve "yapmasaydın" diyen vefasızlıkları; zamanın her şeyi silip götüren o kaçınılmaz doğasıyla yüzleşerek noktalamaktadır.
Hayatın geçiciliğini, bekleyişleri ve içimizde kalan “keşke”leri çok güzel anlatmışsınız şairim.Tebrik ederim.
Kutlarım Üstadım
En içten selam ve saygılarımla.
Umutla Sevda" Şiirine Genel Bir Bakış

Aydınlık ve Katıksız Sevda: Şiir, aşkın insan ruhunda yarattığı iyileştirici gücü; çileden ve kederden uzak, bahar tazeliğinde ve umut dolu bir coşkuyla işliyor.

Akıcı ve Ahenkli Söyleyiş: 11'li hece ölçüsünün duru ve ritmik yapısıyla kaleme alınmış; gülle, baharla ve tebessümle bezenmiş samimi bir duygu akışı sunuyor.

Gönül Birliği ve İnanç: Yollar ne kadar uzun olursa olsun gerçek sevdanın kalbi daima sıcak tutacağına ve birlikte yürünen menzilin güzelliğine olan sarsılmaz inancı öne çıkarıyor.
Kıymetli üstadım Nejat Bey;

Sevdanın içinden umudu, umudun içinden baharı büyüten sıcacık bir şiir olmuş.

Dizelerinizde aşkın insana verdiği yaşama sevinci ve birlikte çoğalan güzellik çok güzel yansımış.
Gönlünüze sağlık, kaleminiz daim olsun. Tebrik ediyor, sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. 🌹🌿
Şair Aydın Tazegül’ün Şiirine Genel Bir Bakış

Toplumsal ve Ahlaki Taşlama (Hiciv): Şiir, çıkarı için dostunu satan, dürüstlükten uzaklaşmış ve dini/insani değerleri ikiyüzlülükle istismar eden sahtekar tipolojisini sert, yalın ve iğneleyici bir dille hedef alıyor.

Geleneksel Taşlama Yapısı: 11'li hece ölçüsü ve halk edebiyatının klasik dörtlük kurgusuyla yazılan metin; ikiyüzlülük, vefasızlık ve samimiyetsizlik gibi ahlaki erozyonları dörtlük dörtlük somutlaştırarak işliyor.

Tazegül'ün Net Duruşu: Son dörtlükte Şair Aydın'ın kendi mahlasını vererek bu karakterlerle arasına koyduğu kesin mesafe, şiirin ahlaki tavrını ve öfkesini haysiyetli bir dille tamamlıyor.
hayatın tüm maddi ve manevi zorluklarına, yalnızlığa ve imkansızlıklara rağmen insanın içindeki umudu ve yaşama azmini kaybetmeyerek hayata karşı direnmesidir.kalemin daim olsun inşallah
Saygıdeğer kıymetli üstadım, hayatın o yalın ve ağır yükünü süslü sözlere kaçmadan, doğrudan insanın bağrına dokunan bir sadelikle işlemişsiniz.
Yokluğun ve için üşümesinin ne demek olduğunu,
'Çünkü insan bazen / Havadan değil / Hayattan üşüyor' dizeleriyle adeta tek solukta özetlemişsiniz.
Bir somun ekmeğin yanına katık edilen sabır ve o tek yudum çayda demlenen yarın kaygısı, şiire muazzam bir içtenlik katmış. İnsanın çaresizliğini ve direncini bu denli duru ve hakiki bir dille aktardığınız için kaleminize, o güçlü kelamınıza sağlık; sesiniz daim olsun.
Yoksulluğu, yalnızlığı ve hayat karşısındaki direnişi çok içten anlatmışsın Hüseyin kardeşim. “İnsan bazen havadan değil, hayattan üşüyor” dizesi şiirin bütün ayazını taşıyor. “Çok üşüdüm hayat / Ama sana yenilmedim” finali ise insanın içine umut ve direnç bırakıyor. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Edebiyatın Toplumsal ve Gerçekçi Sorumluluğu: Metin, edebiyatı ve şiiri sadece bireysel aşk söylemlerinden, romantik vitrinlerden veya flört mecralarından ayırarak; toplumun, emeğin, yoksulluğun ve hayatın çıplak gerçeklerinin sesi olması gerektiğini güçlü bir itirazla haykırıyor.

Canlı, Sosyal ve Vurucu İmgeler: Bir annenin eksik filesi, işçinin nasırlı avucu, emeklinin cüzdanı, elektriği kesik evler ve cebindeki umut kırıntılarıyla yaşayan öğrenciler gibi toplumun içinden süzülen somut görsellerle şiirin "ekmeğin bölündüğü yerde" başladığını hissettiriyor.

Aşkın ve Şiirin Doğru Konumlandırılması: Aşkı reddetmek yerine onu süslü bir hayalden çıkarıp, üstü başı dağınık, cebinde yenilgi taşıyan gerçek bir insanlık haline oturtuyor; şiiri ise bir sığınak ve karanlığa çakılan bir kibrit olarak tanımlıyor.
Saygıdeğer kıymetli üstadım, şiirin pembe hülyalardan değil, hayatın ve insan ruhunun o derin çatlaklarından doğduğunu son derece şahsiyetli ve net bir dille koymuşsunuz ortaya.
Gülün kendisinden çok dikenine kanayanların ülkesi' vurgusu ve şiiri süs değil, göğüsteki o ağır sızı olarak gören yaklaşımınız muazzam bir derinlik taşıyor.
'İçinden trenler geçen uzun bir yalnızlık' imgesi ise şiirin sarsıcı gücünü tek başına sırtlıyor.
Kaleminize, o güçlü ve tavizsiz sesinize sağlık; kelamınız daim olsun.
İnsanı ekmeği nasırlı elleri ve sokağın sesini mısralara böylesine güçlü taşıyan kaleminize sağlık
Şiir elbette bir memleket kavgasıdır fakat aynı zamanda insanın tek başına kaldığında kendi içindeki o derin yaraya bastığı parmaktır
Zaten insanı ve içindeki o sızıyı anlamayan ne sokağın yükünü taşıyabilir ne de kavgayı
Güzel ve derinlikli bir itiraz olmuş emeğinize sağlık
Bu güzel gayeler hepimizin gayesi olsun ve Rabbim bunlara erişmeyi hepimize nasip etsin.

Yüreğinize kaleminize sağlık. Saygılarımla...
Karanlıkla ışığı, doğumla ölümü ve hiçlikle varoluşu aynı sıfır noktasında buluşturan Boran kardeşim.... imgelerin bir şiir dili olmuş , “Her karanlık boşluğun içinde bir ışık doğurma hürriyetidir” “Bir damla vakit / saniyelerce intihar” zamanın ağırlığını çarpıcı biçimde hissettiriyor boranca bir beyin fırtınası yine kalite yine mükemmel tek kelimeyle. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Hep biri vardır olan, oldurulan, imkansız da olsa yok sayılan sayılar ve onlarla taçlanan suretlere inat. Felsefi sorgulama dilinin kurgusu muazzam bir kalem işçiliğiyle tarafınızca örülmüş. Eserinizi ve imge dilinizi tebrik ederim.
Saygılarımla, selamlar
Aşık tarzı taşlama geleneğinin o ince mizahını ve sert eleştirisini harika mısralarla dile getirmişsiniz. 👏👏👏👏
Öküz üzerinden insanın açgözlülüğünü, doymazlığını ve makam hırsını ustaca taşlamışsınız. Sert, mizahi ve düşündürücü… Kaleminize sağlık.
Öküz üzerinden yalnız hayvanı değil; doymayanı, güçsüzü ezmeyi marifet sayanı ve her yere çökeni taşlayan nükteli bir şiir olmuş Coşkûn kardeşim. “İşkembeden okur vaaz dervişe” dizesi çok güçlü ve alaycı. “Dünya boynuzunda çöküyor öküz” finali ise taşlamanın hakkını vermiş. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Bırak çalsın o gitar,
Bugün dertler ertelensin.
Duman tütsün, çay soğusun,
Yürek keyfince dinlensin.
Dumanı dağılsın dertlerin, gitarın hüznü bile keyfe dönüşsün. “Çay mı, kahve mi?” diye başlayan günün, gönlünce sürsün. Kaleminize ve keyfinize sağlık.
Hayatın bütün telaşına bir günlük ara verip gönlün kendi keyfine çekilmesini sıcak ve doğal bir dille anlatmışsın kardeşim. “Bugün gönlüm izinli” sözü daha ilk dizede şiirin havasını kuruyor. Gary Moore’un gitarından çay-kahve ikilemine geçiş de metne hoş bir tebessüm katmış. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Emeğinize ve kaleminize sağlık tebrik ederim.
güzel VE ANLAMNLI dizelerdi
Selamlar saygılar sunarım
Ayrılık ve Vuslat Özlemi: Şiir, sevgiliden uzak kalmanın yarattığı çaresizliği, sabahı bekleyen uykusuz geceleri ve vuslatın görünmediği o derin umutsuzluk hallerini işliyor.

Mevsimsel ve Doğal İmgeler: Baharın çekilip bedeni güz kaplaması, akşamın dağlara çökmesi ve küle dönen ömür imgesiyle içsel yangını doğanın diliyle dışa vuruyor.

Derin Hüzün ve Teselli Arayışı: Senden başkasının teselli edemediği dipsiz bir kuyuda kalma hissi, özlemin insanı için için eriten yapısını samimi ve dertli bir dille yansıtıyor.
Özlemi, ayrılığı ve tükenen umudu içten bir dille anlatmışsınız Yasin Bey. “Gözlerin bir vaha, bakışın ayaz” dizesindeki sıcaklıkla soğukluğun karşılaşması çok etkileyici. “Baharım çekildi, güz etti bedenimi” sözü ise ayrılığın insanda bıraktığı yorgunluğu güzel anlatmış. Kutluyorum, kalbi selamlarımla.
ayrılığın nihai bir bitiş ya da son olmadığını; aksine, sevginin en derin, en olgun ve fedakârca yaşanan bir hali olduğudur.
Kaleminize, yüreğinize sağlık Gülse Hanım. Yaşanan o derin sitemi, kırgınlığı ve hüzün sarmalını hece hece, ne kadar akıcı ve ne kadar dokunaklı bir duruşla ilmek ilmek işlemişsiniz. Sesi çok tok, duygusu çok yüksek muazzam bir asalet eseri olmuş. İlhamınız daim, kaleminizi düşünen ruhunuz her daim hür olsun. En kalbi selam, saygı ve hürmetlerimle...
Hikaye ve şiir iç içe, kanım içime aktı inceden inceye, ibret-i alem keyfine dursun. Asalet, sevgide değil, onu taşıyan asıl yürekte imiş.

Eseriniz muhteşem ve sonuna kadar okurken tüylerim diken diken oldu. Sözün bittiği yere gelmeden önce sizi ve kıymetli eserinizi canı gönülden kutlarım. Şahaneydi.
Amansız bir hastalık süreci, verilen mücadele, yaşanan kayıplar ve geride kalan yavruların yüküyle baş başa kalmanın getirdiği kabulleniş işleniyor. Yaşanan tüm ağır sürece rağmen kader karşısındaki çaresizlik, "sabret" tesellisine sığınışla dile getiriliyor.
Ahengi ve duygusu çok yüksek, içtenlikle yazılmış mükemmel bir çalışma. Emeğinize ve yüreğinize sağlık.
Kaleminize, yüreğinize sağlık üstadım. Mısralarınızdaki o derin ve asil duyguları hissetmek muazzam bir edebi keyifti. İlhamınız daim, kaleminizi düşünen ruhunuz her daim hür olsun. En kalbi selam ve hürmetlerimle...
Tebrikler çok güzel bir şiir
Koca bir hayatı aldın da avuçlarına, bir beni alamadın parmaklarının arasına.

Çok güzel kaleminize yüreğinize sağlık
"...Kim ne derse desin şeytana uyma
Sevdiğimden asla şüphen olmasın..." sevilene verilecek en güzel güven, anlamlı ve anlatımı güzel bu eseri ve değerli şairi tebrik ediyor esenlikler diliyorum.
Kaleminiz daim olsun.
Saygı ve selamlarımla şen ve esen kalınız.
Yüreğinize sağlık, üzücü durum ama dile getirişiniz bir şiir. Şiir vasıtasıyla başta melek diye bahsettiğiniz Ali abiye ve hepimizin aramızdan ayrılmış güzel yürekli tanıdıklarımıza Allah rahmet eylesin, mekanları cennet olsun inşallah. Kim bilir belki de yarın bizim ardımızdan yazılır bir şiir.
Kaleminiz kavi, devriniz daim olsun. Selam ve saygılarımla.
Bu film izlediğimde allahım bu filmin neresinde devasal bi sanat buldu acaba demiştim 🙃🙃🙃onu hatırlatım şimdi ehhh film idare eder işte yani 😂😂😂😂


Selamlar süperciğim…



“Son Kelime”, imgeleriyle okuru sessiz ve düşsel bir atmosfere taşıyan, zarif ve sinematografik bir şiir. Mimoza, gümüş anahtar, küllenen gitar teli ve ay ışığı gibi imgeler şiirin hüznünü incelikle derinleştiriyor. Finaldeki merdiven imgesi ise bilinmeyene doğru ağır ağır çekilen bir ruh hissi bırakıyor. Kaleminize sağlık; şiir bitiyor ama bıraktığı duygu bitmiyor.
Kaleminize, yüreğinize sağlık üstadım. Mısralarınızdaki o derin ve asil duyguları hissetmek muazzam bir edebi keyifti. İlhamınız daim, kaleminizi düşünen ruhunuz her daim hür olsun. En kalbi selam ve hürmetlerimle...
Bir günlüğün son kelimesinden sessiz bir ayrılık sahnesi kuran, zarif ve imgeli bir şiir olmuş kardeşim. “Kırık bir gümüş anahtar koydu kelimeye” dizesi, kapanan bir hatıranın mührü gibi. “Küllenmiş bir gitar teli titredi yüreğinde” sözü de geçmişte kalmış bir sevdanın son sesini duyuruyor. Kutluyorum kardeşim, kalbi selamlarımla.
Saygıdeğer üstadım,
Her beyiti berceste olan Hakk'ı ve hakikati anlatan, doğruları dosdoğru söyleyen ihlas dolu yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
İki milyarı aşkın İslam alemi narkozda maalesef, Cenab-ı Hak ahirete göçmeden önce uyanmayı nasip eylesin inşallah 🤲
Sonsuz selam, dua ve saygılarımla.
Tepsi tepsi emek, açılan yufka,
Zikirle tatlanır, berekettir aş.
Hak’tan gayrısına eğilmez arka,
Namazla huzura kavuşur her baş.
Yüreğe dokunan, zamanı ve ayrılığı sevdayla harmanlayan çok güzel bir şiir. Özellikle “vuslata beş kala” sözü yürekte iz bırakıyor. Kaleminize sağlık
Zaman bitinceye kadar sürecek sevdanın, kavuşma umudu ile kavuşamama umutsuzluğu. Aşkın her halini bilen hisseden, hissettiren bir şiir. Tebrik ediyorum kaleminizi, yüreğinize sağlık. Saygı ve selamlarımla.


eline sağlık :)

Yine okudum yine feyizlendim
nasibimi düşeni ziyadesiyle aldım Allah razı olsun teşekkürler

Güzeldi anlamlıydı emek vardı kutlarım tebrikler

yudumyunus
Şiirin gücü anlamını doğrudan söylememesinde. Biraz sürreal, biraz asi, biraz kırgın; fakat bütün bunların altında ciddi bir aşk ve varoluş sancısı var.



En çok da “ayrık otları” metaforu şiirin tamamını taşıyor:


İstenmeyen ama kökü kolay sökülemeyen, öfkeyle ve dirençle büyüyen duygular var bu duygular acıtır sol yanını..

Fürüze hocam şiiriniz mesaj dolu..
Yüreğinize kaleminize sağlık efendim nice şiirlere.,
İsmet Özel’in dediği gibi 'ne güzel sözler bunlar, acaba ne demek' dedirten harika bir şiir yazmışsın yine kutlarım. Derin anlamı birkaç kez okumadan anlamak zor, bu yüzden tarzını ve kalemini hayranlıkla takip ediyorum.
Burada yeşil zeytin ağaçlarının
insanın içini gıcıklayan
bir dünyası var

Fruze Özge

Anlamlı şiiriniz için Tebrik ederim

Selam ve saygılarımla
Yüreğinize ve kaleminize sağlık, çok güzel ve anlamlıydı şiiriniz.
Saygı ve selamlar.
Değerli kalem yine güzel bir çalışma anlamlı dizeler kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim hayırlı akşamlar dilerim
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL