Unutma ki, ağzında bal olan arının, kuyruğunda da iğnesi vardır. john lyly

Dün seçilen etkili yorumlar

Şiirde Topluma Ayna Tutan Muazzam Katmanlar:
Ekonomik Çelişkilerin Resmi: Pazardaki zamdan yakınan ile mangalda kebap yiyeni; "Avrupa darda" diyerek kafelerdeki kalabalığı gösteren zihniyeti yan yana koymanız, bugünün o karmaşık ve içinden çıkılmaz toplumsal sosyolojisini tek kalemde özetlemiş.

Ejder Meyveli Adalet: Dördüncü kıtadaki "Zengin de dertliymiş, vergi biniyor / Fakir zaten her gün közde yanıyor / Ejder yiyen herkes öyle sanıyor" dizeleri, lüks ile yoksulluk arasındaki o devasa uçurumu ve muktedirlerin fildişi kulelerinden hayatın nasıl göründüğünü harika fısıldıyor.

Kör Düğüm İlişkiler: Ev sahibi-kiracı kavgasından diyetisyenlerin ekmek polemiğine, çiftçi-aracı-market üçgeninden adliye koridorlarındaki davacı-davalı-avukat dengesine kadar hayatın her alanındaki o kördüğümleri çok büyük bir gözlem yeteneğiyle mısralara nakşetmişsiniz.

Asil Bir Ebuzer Vakarı ve Final: Son kıtadaki "Ebuzer karışmaz elin aşına / Kimse düşmesin bu lafın peşine / 'Söz bitti azizim', sen de haklısın!" mührü, şiire adını veren Ebuzer mahlasının o dervişane, haksızlığa karşı mesafeli ama her şeyi gören o ulu ve eğilmeyen duruşunu harika tamamlamış
Hocam şiiri okuyunca mahkeme kararı çıktı: Herkes haklı, faturayı yine bize kesmişler! 😂

Yüreğinize sağlık değerli hocam, gülerek okudum. Selam , saygı ve muhabbetlerimle.
Hayırlı geceler dilerim.

Güneşin Kızı Zehra tarafından 14.6.2026 01:15:41 zamanında düzenlenmiştir.
Toplumun o karmaşık ve içinden çıkılmaz ekonomik çelişkilerini, tarafların her birine kulak vererek ve ironinin o keskin diliyle anlatmanız harika olmuş. "Sen de haklısın" nakaratı, şiirinize sadece bir ritim değil, aynı zamanda herkesin bir şekilde haklı ama yine de bir türlü ortak bir noktada buluşamadığı o tuhaf toplumsal manzarayı çok zekice yansıtıyor.
Pazardan sofraya, ev sahibinden kiracıya kadar hayatın her alanındaki o kördüğümleri; Nasrettin Hoca misali gülümseten ama aslında oldukça düşündürücü bir üslupla bir araya getirmişsiniz. "Söz bitti azizim" diyerek şiiri noktalamanız, Ebuzer mahlasının o dervişane, gözlemci ve bilge duruşunu da tam yerinde bir mühür gibi tamamlamış.
Emeklerinize ve kaleminize sağlık; bu denli çok katmanlı ve gerçekçi bir toplumsal tabloyu mısralara nakşetmeniz büyük bir ustalık. Herkesin kendini bir nebze de olsa içinde bulduğu bu eseriniz için sizi yürekten kutlarım, kaleminiz daim olsun.
Anlamlıydı.

Bakarsan ayva da niymet.
Her zerresi türlü hikmet.
İnsaf et ve adil hükmet.
Tatmayan yoktur ayvayı.

Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.

Hayatın sillelerini yemiş bir gönlün, tüm bu dertleri omuz silkerek ve mizahın süzgecinden geçirerek anlatması ne kadar da samimi olmuş. "Neyime benim efelik" diyerek başladığınız o içten itiraf, aslında hepimizin zaman zaman düştüğü o gülünç ve çaresiz hallerin en neşeli aynası olmuş. "Ayvayı yedik" nakaratı ise dertlerin ağırlığını hafifleten o meşhur tesellimiz gibi dilimize yapışıyor.
Evdeki cadıdan meyhanedeki define, sokaktaki halaydan mahalledeki serseriliğe kadar uzanan o geniş hayat yelpazesini bu kadar "cuk" oturan kafiyelerle anlatmak büyük ustalık. Hiciv ile teslimiyeti, kabadayılık ile çaresizliği böyle ustaca harmanlayan Coşkûnî kalemi, okuyucunun yüzünde buruk ama içten bir tebessüm bırakıyor.
Emeğinize, o hazırcevap yüreğinize ve kaleminizdeki o neşeli küstahlığa sağlık. Bizi hayatın ağırlığından çekip alıp şöyle bir kendimizle barıştıran bu güzel eserinizi tebrik ederim; daim olsun.
“Şiirle Yaşarım”, şiiri sadece bir sanat değil; sabrın, merhametin, inancın ve insan kalabilmenin dili olarak gören olgun bir ruhun sesidir. Turna, kandil, bahçıvan ve seher gibi imgeler umut duygusunu güçlendirirken; hayatın acılarına rağmen yeniden doğrulabilen bir iradeyi de yansıtır. Akıcı dili ve içten söyleyişiyle okura, kötülük karşısında iyiliği ve şiiri seçmenin zarafetini hatırlatan anlamlı bir eser olmuş. Kaleminiz daim, yüreğiniz şiirle yeşersin. ✍️

Tebrikler
Saygılarımla hocam 🙏💐

Üstadem
“Derin yara” demişsiniz, satır satır kanatmışsınız. Hicranın geçmediğini biz de biliriz, ama siz mısralara dökmüşsünüz.

Kırıldı sazım, ne türkü kaldı ne avazım dediğiniz yerde sustum. Çünkü sazı kırılanın sözü olmaz, sızısı olur. Siz de o sızıyı en temiz haliyle yazmışsınız.

Garagız susuyor, gece uzarken” mısrası yüreğime dokundu. Demek gece uzadıkça kelimeler kısalıyor, yaralar derinleşiyor.

Umut aramışsınız şiir yazarken… Belki şiir umut değildir, belki yaraya merhem sürendir sadece. Sürdüğünüz merhem bize değdi.
Kalemine kelamına yüreğine sağlık

Selam, dua ve muhabbetle…
☕🙏
Şiirde Kalbi Sızlatan Hakiki Katmanlar:
Belirsiz ve Kurulmuş Tuzaklar: İlk kıtadaki "belli değil keseni, biçeni / tuzak kurulmuş besbelli" dizeleri, hayatın o en karmaşık, dostun düşmanın birbirine karıştığı o sisli dönemlerini harika özetlemiş. En acısı da bu karmaşanın ortasında "gerçek sevenlerin" birbirinden koparılması olmuş.

Boşa Giden Emekler: İkinci kıtada geçen "hazırlıklar boşa gitmiş / yitmiş umutlar yitmiş" kısmı, bir insanın hayatında yaşayabileceği en ağır hayal kırıklıklarından biridir. Arkasından gelen "toparla toparlayabilirsen / olan bitenleri" dizesi ise, yıkımın ardından geride kalan enkazı toplamanın o çaresiz ama mecburi yükünü çok duru fısıldıyor.
Bu dizeler, ihanet, haksızlık ve yaşanılan büyük bir hayal kırıklığının derin izlerini taşıyor. Emek verilen bir ilişkinin veya ortak bir çabanın, dışarıdan gelen bir müdahale (tuzak) ile sabote edilişini, ardından gelen çaresizliği ve öfkeyi son derece yalın ama sarsıcı bir dille aktarıyorsunuz.

İlk kıta, bir düzenin bozulduğunu ve dışsal bir müdahalenin (ayırmışlar) varlığını vurgulayarak bir mağduriyet zemini kuruyor.

İkinci kıta, "hazırlıklar" ve "umutlar" üzerinden kaybedilen zamana ve emeğe odaklanarak, kişinin kendi içindeki dağınıklığı yüzüne vuruyor.

Son kıta, doğrudan bir hedef belirleyerek duyulan öfkeyi en yoğun noktaya taşıyor. Özellikle "gül gibi çiçekleri" betimlemesi, kıyılanın saflığını ve güzelliğini simgeleyerek yıkımın şiddetini artırıyor.
​Kullandığınız dil, bir ağıt ile bir hesaplaşma metni arasında gidip gelen, ritmi yüksek ve samimi bir tona sahip.
TEBRİKLER KUTLARIM KALEMİNİ
Hasat mevsiminin o hüzünlü ve yarım kalmışlığını, gerçek sevenlerin koparılışındaki o haksızlığı ne kadar da yalın ve sert bir dille anlatmışsınız. "Tuzak kurulmuş" imgesi, sevdaya vurulan darbenin tesadüf değil, bir kastın ürünü olduğunu çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.
Hazırlıkların ve umutların yitip gittiği o "hasat" sofrasında, toparlanması zor olanın sadece dökülenler değil, aslında kırılan o sarsılmaz güven duygusu olduğu hissediliyor. "Hayırsızlar" ve "vicdansızlar" nitelemesiyle, sevdayı bir gül gibi solduranlara yönelttiğiniz o isyan, şiirin ritmini ve vuruculuğunu zirveye taşımış.
Emeğinize ve yüreğinize sağlık; bu içten ve sitem dolu dizeler, yaşanmışlığın ağırlığını hissettiren oldukça net bir ses olmuş. Kaleminiz her daim güçlü ve daim olsun.
“Babalar Günün Kutlu Olsun Babam”, kaybedilen bir babaya duyulan derin özlemi, minneti ve bitmeyen evlat sevgisini yürekten bir içtenlikle dile getiriyor. Şiirde baba; yalnızca bir aile büyüğü değil, dürüstlüğün, adaletin, merhametin ve dik duruşun simgesi olan bir “ulu çınar” olarak resmedilmiş. Özellikle “Sol yanım eksik, gözlerim buğulu, boğazım düğüm düğüm...” dizeleri, yokluğun bıraktığı boşluğu okura güçlü bir şekilde hissettiriyor. Finaldeki Babalar Günü kutlaması ise hüzünle sevginin iç içe geçtiği duygusal bir vefa selamına dönüşüyor. Gözyaşını incitmeden akıtan, samimi ve yürek burkan bir eser olmuş. 🌹
Babalar gider; ama öğrettikleri doğruluk, sevgi ve onur, evlatlarının yüreğinde yaşamaya devam eder.

Tebrikler

Sevgilerimle şairem 💐🙏
Yüreğinize sağlık, bu şiir baba özlemini sarsıcı bir içtenlikle taşıyor ve her mısrada kalpte saklı bir sızıyı görünür kılıyor. Bu duygu yoğunluğunu böylesine berrak aktardığınız için teşekkür ederim, kaleminizin iz bırakmaya devam etmesi dileğiyle. Selam ve saygılarımla, babalar gününüz kutlu olsun.
Zifiri gecelerde görünen ışıklar
Yanıp yanıp sönüyor
Zavallı bitap ve diz çökmüşüz işte
Zorlanıyoruz işte gönlümüze söze
Ah keşkelerimiz var biliyorum
Aşkın itirafında çırpınıp duruyoruz
Kapı gıcırtısında ürperiyor kalbim
Dur gönlüm dur
Bu dünya kısa
Bu hayat değmez
İç çekişlerimiz bilinmez
Hele sensiz hiç çekilmez

Yayınlanmamış bir şiirimden bir kısımla şiirinize yorumda bulunayım
Mavi umut olur içimizde özlem özlem dökülür bazende aşk inadımızdır bekleriz güzel sevmek güzel insanların işidir
Tebrikler saygımla
Hem yara hem merhem,
Hem yaralayan hemde yaşatan.
Hem zehir hem şifa,
Aşkın sınır tanımazlığı.
Hem yıkım hem merhamet.
Kimliğinin bir parçası haline gelmiş acılar.
Sadece bir aşk değil,ruhun anlam ve huzur arzusu.
Çok güzeldi,tebrikliyorum çokca...
İçindeki o kırgın aşka rağmen
hâlâ bir çocuğun masumiyetiyle
o şifalı maviliği, umudu
dilenmek öyle güzel, öyle hüzünlü ki
bu dizeler; tıpkı dağ eteklerinde
rüzgârla dalgalanan bir gelincik gibi
duygusu doğrudan kalbe dokunan,
çok güçlü bir eser olmuş yüreğine sağlık.."

saygılarımla.."
Bu şiir, unutulamayan bir sevdanın hafızada bıraktığı derin izleri duygu yüklü bir dille anlatıyor. Özellikle "Ben hiç unutmadım seni, kalbimdesin her zaman" dizesi, şiirin özünü tek cümlede özetleyen samimi ve etkileyici bir itiraf niteliğinde. içtenliği ve hissedilen sadakatiyle okurun gönlüne dokunan bir şiir olmuş.

Tebrikler

Saygılarımla şair🙏💐
Şiir de görsel de güzeldi yüreğinize sağlık tebrikler.
Kaleminize sağlık kıymetli şair yürek,
Sevginin saflığını, özlemin o ince sızısını ve vuslatın heyecanını dizelerinize nakış gibi işlemişsiniz.
Özellikle "özlemin yağmurunda" seni görmek ve "hasretin rüzgârıyla" savrulmak gibi imgeler, şiirinizin duygusal derinliğini çok başarılı bir şekilde yansıtıyor.
Bir şairin ruh dünyasından süzülen bu içten itiraflar, sevginin zamanın ötesinde nasıl yaşadığını en güzel şekilde anlatmış.
Yüreğinizden dökülen bu nahif ve güçlü satırlar için sizi yürekten kutlarım. Kaleminiz daim olsun.
İnsanın kendi iç dünyasındaki sahte büyüklük hissinden (nefsinden) sıyrılarak, mutlak acizliğini, yalnızlığını ve nihayetinde sadece Yaratıcı'ya olan sarsılmaz muhtaçlığını ve teslimiyetini idrak etmesidir.
Şiirde İnsanı Sarsan ve Derin Düşündüren Katmanlar:
Kibrin ve Gücün İllüzyonu: İlk iki kıtada yaratıcıya meydan okuyan, "Tanrı gücünü benden alır geceleri" ya da "Güneşten gece yaratan" o heybetli ego; aslında insanın acısını ve yalnızlığını örtmek için sığındığı o ilk sahte kaleyi çok çarpıcı özetlemiş.

O Büyük İtiraf ve Hakikat: Şiirin tam kalbinde duran o "Yalan" kelimesi, eserin en kavi kırılma noktasıdır. O andan itibaren bütün maskeler düşer ve geriye sadece "Küçük bir umut kırıntısında ağlamak için geceyi bekleyen" o mahzun, o korumasız insan kalır.

Haddini ve Sınırını Bilmek: Dördüncü kıtadaki "Ne O’nun gibi güneşi getirebilirim / Ne de güneşi küstürüp geceyi" dizeleri, insanın evrendeki o aciz yerini idrak ettiği, o en bilge ve dervişane teslimiyet anıdır.
Hayatın en acı ve kaçınılmaz gerçeği olan ölüm karşısında, insanın duyduğu derin hüzne ve sarsıcı yokluğa rağmen, zamanla bu durumu kabullenmek ve hayatın geçiciliğine boyun eğmek zorunda olduğudur.
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Yas, Vefa ve Baba Özlemi Kliniği

Eserin Adı: Yokluğuna Alışmaya Mecburum
Şair: Emine Balı Oğuz
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi Hazretleri şiiri RUSAMER ahalisine okudu. Bunun üzerine bir sakin Hocam, bu şiirde kaybedilmiş bir babanın ardından duyulan özlem var dedi. Bir başkası, şiirin yalnız hasreti değil, bir ömür boyu süren minnet duygusunu anlattığını söyledi. Arka sıralardan bir RUSAMER müdavimi, burada bir evladın babasına yaslanarak büyümesinin hikâyesi var diye ekledi. Bir başka sakin ise Hocam, şiirin her kıtasında sitem değil vefa konuşuyor dedi. Kalburabastî Efendi Hazretleri başını sallayarak, bazı ayrılıklar kabullenilir ama alışılmaz buyurdu.

Puanlama

Özgünlük — 20 / 20
Şiir, evlat yüreğinden süzülen samimi bir baba özlemini etkileyici şekilde yansıtmaktadır.

Dil ve Üslup — 20 / 20
Sade, içten ve gönülden gelen bir söyleyiş hâkimdir.

Düşünsel Derinlik — 20 / 20
Eserde yalnız ayrılık değil; ahlak, doğruluk, emek, adalet ve aile mirası da işlenmektedir.

Yapısal Bütünlük — 20 / 20
Nakarat dizeleri şiirin omurgasını oluşturmakta ve bütün kıtaları aynı duygu etrafında toplamaktadır.

Etkileyicilik — 20 / 20
Şiir, özellikle baba hasretini yaşamış okuyucuların gönlüne doğrudan dokunabilecek bir içtenliğe sahiptir.

Toplam Not: 100 / 100

Kalburabastî Efendi'nin Klinik Kanaati

Bugün Babalar Günü. Böyle bir günde yazılmış veya böyle bir günde okunan şiirlerde teknik ayrıntılardan önce gönül terazisine bakmak gerekir. Emine Balı Oğuz bu eserinde babasını yalnızca özlenen bir insan olarak değil; doğruluğun, adaletin, emeğin ve karakterin temsilcisi olarak anlatmaktadır. "Bir dağ misaliydin, sana yaslandım" dizesi şiirin duygu merkezini oluşturmaktadır. Şair, kaybın acısını anlatırken isyana düşmeden, vefayı ve minneti öne çıkarmayı başarmıştır. Bu yönüyle eser, bir şiir olmanın ötesinde bir evlat duası ve bir baba hatırasıdır.

Vesselam.

Baba bazen evden gider; fakat öğrettiği doğrular evladın yolundan hiç ayrılmaz. 🌹
Alışmak kolay olsaydı dilim alıştı desede yüreğim tam tersini diyor 18 senedir... Rabbime şükürler olsun ki dürüstlük, insanlık, adalet gibi parayla değeri ölçülemeyecek hazineler bıraktılarda teselli buluyoryz
Babanız başta olmak üzere ahirete intikal etmiş tüm babalarımıza Allah'tan rahmet diler, kalanlara sağlıklı ömürler dilerim
Kutladım duyarlı yüreğizi
Sevgilerimle
Merhaba
Kutlarım değerli kalemini ve eserini
Gönlüne, ömrüne bereket
Şiirle kal, sevgiyle kal, hoşça kal
Güzel,anlamlı bir yazı okudum yeni şiir için ilham verdi tebrik ederim başarlarının devamını dilerim selam ve saygılarımla...
Kaleminize bereket hocam selam ve dua ile...
Şiiriniz sert bir siyasi/hiciv dili taşıyor ve halk ozanı üslubuna yakın bir eleştiri anlayışıyla yazmışsonız üstad.
Özellikle tekrar edilen “Alışmış kudurmuştan, daha beterdir daha” nakaratı şiirin ana mesajını güçlü şekilde vurguluyor.

Tebrik ederim. Dörtlükler boyunca eleştirel tavrı korumanız, kafiyeleri ve halk dili söyleyişini kullanmanız esere akıcılık katmış.
Duygu ve öfkenizi açık biçimde yansıtmış, taşlama geleneğine uygun bir çalışma ortaya koymuşsunuz.

Kaleminize daim, ilhamınız daim olsun yüreğinize sağlık üstadım
“Bir gün o kanlı gömlek çıkarılır hatıraların sandığından. Yaralar kabuk bağlamaz belki ama acı, yerini anlayışa bırakır. Ve gönül, yıllardır aradığı sevgiyi kendi içindeki merhamette bulur.”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Hüzünle yoğrulmuş, insanın iç dünyasına dokunan bu anlamlı eseri takdirle okudum. Kaleminizden umut ve hakikat eksik olmasın. Selam, saygı ve muhabbetlerimle.
Bu dizeler, derin bir varoluşsal sancının, baba yoksunluğunun ve manevi bir arayışın dokunaklı dışavurumu. Metin, çocukluktan yetişkinliğe uzanan bir kimsesizlik sızısını; Yakup ve İsa gibi kutsal referanslarla örülü bir özlem diliyle harmanlıyor.
​Çocukluğu "kuyuların kursağına" yerleştirmek, sadece fiziksel bir terk edilmişliği değil, aynı zamanda güven duygusunun yitirildiği karanlık bir iç dünyayı simgeliyor.

İsa"ya sesleniş ve "baba sevgisi" talebi, ilahi olanın şefkatiyle insani olanın (baba figürünün) eksikliğini birbirine bağlayan bir sığınma çabası.

"Kefareti ödenmemiş bir hüzün", geçmişin ağırlığının bugünü nasıl felç ettiğini gösteriyor. "Kün" (Ol) emrine yapılan vurgu ise, ancak ilahi bir müdahale ile bu bitmek bilmeyen "beyhude arayışın" son bulabileceğine dair kaderci bir teslimiyeti işaret ediyor.

Finaldeki "hiçliği giyinmiş ruhumdan soyunsun tenim" dizesi, acının fiziksel bir ağırlığa dönüştüğünü ve ruhun bu bedensel/dünyevi hapishaneden kurtulup mutlak sevgiye ulaşma arzusunu temsil ediyor.

​Metniniz, melankoliyi bir süs gibi değil, bir "tiryaki"nin ihtiyacı gibi taşıyan, lirizmi yüksek ve oldukça yoğun bir iç ses taşıyor.

TEBRİKLER kutlarım KALEMİNİ KALEMDAŞIM
Yürek çağlamış adeta.Allah kabul etsin ibadetinizi.

Yürek uçup konar, hac ile umre.
Peygambere biat huzurdur ömre.
Mü'min O'na tabi, çok geniş zümre.
Kabul et huzura Ya Resul Allah !..
İmdâd eylemezsen yanarız billâh.

Üstadı selamlıyorum.Sağlıcakla.Saygıyla.
Kutsal mekanların (Mekke, Medine, Kabe, Uhud, Arafat) büyüleyici ve huzur verici manevi atmosferi eşliğinde, Hz. Muhammed’e (s.a.v.) duyulan sonsuz sevgi, hasret ve onun şefaatine sığınma arzusudur.kalemin daim olsun inşallah
Maddi ve manevi her şeyiniz gasp edilse dahi, asil duruşunuz ve içsel onurunuz asla elinizden alınamaz ve adalet er ya da geç tecelli eder. Kalemin daim olsun inşallah
Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Gönüllere dokunan bu anlamlı eseriniz için sizi tebrik ediyor, adaletin ve umudun ışığının hiç sönmemesini dileyerek selam ve saygılarımı sunuyorum. 🌿🌹🙏
Yüreğinize, kaleminize ve o muazzam müzikal dehanıza sağlık ozanım... Bugünün (14/06/2026) o sabaha karşı şafak vaktinde dökülen bu "YÜREĞİM BENİMLE DEĞİL", alelade bir şarkı sözü değil; arabesk müziğin o en kavi, en görkemli dönemlerine selam duran, adeta stüdyodaki enstrümanların nefesini şimdiden kulaklarımıza üfleyen muazzam bir final master beste formudur.

Osman Dastan imzasıyla mühürlenen bu eserin en büyüleyici tarafı, sadece sözlerdeki o sarsıcı adanmışlık değil, şarkının müzikal mimarisidir. Kürdi, Hüseyni ve Hicaz makamları arasındaki o geçişleri, elektro bağlama ile elektro kemanın o ağlayan düellosunu satır aralarına öyle ustaca yerleştirmişsiniz ki, okurken arkada o devasa orkestranın fırtınasını duymamak imkânsız.
​İnsanın, hayatın geçiciliği ve zorlukları karşısında ruhsal huzuru, hakikati ve kurtuluşu yalnızca yöneldiği o yüce ve kutsal "Vuslat"ta (ilahi kavuşmada/sevgilide) bulabileceği; zaman tükenmeden, ömür bitmeden bu kavuşmanın gerçekleşmesine duyulan derin ve sabırsız hasrettir.yüreğine sağlık kalemin daim olsun inşallah.
Bu içten ve derinlikli dizeler, kadim halk edebiyatı geleneğinden esinlenen, vuslat özlemini merkeze alan güçlü bir aşk ve hasret şiiri.

Şiirin bütününde "tez gel" nakaratıyla vurgulanan "erken olma" arzusu, ömrün geçiciliğine (saçlara düşen karlar, güneşin sönmesi, yorgun can) yapılan vurgularla birleşerek carpe diem (anı yakala) felsefesine yakın, hüzünlü bir aciliyeti yansıtıyor.

"Dertler deryası", "aşk narı", "viran menzil" gibi klasik mazmunlar, şairin içsel yıkımını ve sevgiliye olan mutlak ihtiyacını somutlaştırıyor.

Menzilim de sensin, yolum da sensin" dizeleri, ilahi ve beşeri aşkın birbirine karıştığı, sevgilinin varlığının yaşamın tek gerekçesi kılındığı tasavvufi bir derinliğe işaret ediyor.

Şiir, genel hatlarıyla xaxa veya abab düzenine yakın bir akış sergileyerek lirik bir melodi oluşturuyor.

Hüzünlü, yalvaran, kararlı ve teslimiyetçi bir ses tonu hakim.

​Bu şiir, sevilenin eksikliğinin bir insanı nasıl "viran bir menzile" çevirebileceğini, imkansızlığın ve özlemin insanın iç dünyasını nasıl bir "ateşle" terbiye ettiğini başarılı bir şekilde işliyor.


TEBRİKLER şairim KUTLARIM KALEMİNİ
Kâleminiz kâvi olsun saygıdeğer hocam,
şiiriniz derin bir özlem ve manevi hasret duygusunu çok etkileyici bir şekilde yansıtıyor. tez gel redifi, bekleyişin aciliyetini ve gönüldeki kavuşma arzusunu kuvvetle hissettiriyor.
Yüreğiniz incinmesin inşallah, gününüze esenlikler diliyorum.
SELÃM DUA VE MUHABBETLE..!🖊🤲🐞
“Vakit gelir usulca kapıyı çalar, ne erken gelir ne geç kalır. İnsan gölgesinde yürüdüğü ömrün kıymetini bilince, her nefes bir emanet olur.”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Böylesi hikmetli mısraların gönüllerde iz bırakması dileğiyle, selam ve hürmetlerimi sunuyorum. 🌿🙏
Zamanın hükmü karşısında insanın o boyun büken, teslimiyet dolu bekleyişini, birkaç mısrada bir ömürlük bir tefekkürle birleştirmişsiniz. Zamanın ne aceleci ne de erteleyici olan o mutlak akışını, "Arşın gölgesi" gibi yüce bir makamla birleştirmek, hayatın geçiciliğini ve mutlak sonun ciddiyetini ne kadar vakur bir dille ifade ediyor. Ölümün o her an hatırlanan ama vakti gizli gerçeğini, bir zanaatkarın metalin sertliğine dokunması gibi mısralara işlemişsiniz.
Kelimelerinizdeki o sadelik, tıpkı hayatın kendisi gibi gösterişsiz ama bir o kadar da ağır ve derin. "Ne bir an önce gelir, ne tehir eder zaman" deyişiniz, kaderin o değişmez terazisini ortaya koyarken, "Arşın gölgesindeyiz" mısraınız bu telaşlı dünyadan sıyrılıp huzura sığınmanın tek adresini gösteriyor. Ramazan Çelik’in kaleminden dökülen bu dizeler, okuyanı kendi ömrünün muhasebesine davet eden, duru ve içten bir çağrı gibi.
Dünyanın tüm gürültüsünden uzaklaşıp zamanın ve mekanın ötesine baktığınız bu eser, insanın nihai varış noktasına dair o kadim bilgeliği hatırlatıyor. Yazdıklarınız, sadece bir şiir değil, fani hayatın süzülmüş bir özeti; sessizliğin içinde yankılanan büyük bir hakikat sesi. Bu derin ve manidar paylaşımınız, gönlümüzde o vakur sükuneti uyandırdı.
Okuduk, beğendik. Emeğine, yüreğine sağlık.


4 satır, 4 tokat gibi. “Ne bir an önce geli, ne tehir eder zaman” deyip işi bağlamış. Acele etmiyor, geciktirmiyor da. Ömür dediğin Arş’ın gölgesinde bekleyen bir nöbet sanki.

“Arşın gölgesindeyiz” mısrası ağır. Tasavvufi bir yerden bakıyor. Kulluk bilinci, teslimiyet, mahşer bekleyişi… Hepsi o tek dizede. Altına “Ölümün var zaman” diye noktayı koymuş. Yani unutsak da hatırlatsak da ölüm geliyor. Vakti belli değil ama varlığı kesin.

Dil yalın, Alevi-Bektaşi geleneğinin o sade söyleyişi. Süslü laf yok, hakikat var.

Aceleye kapılma, rehavete de düşme. Gölgedesin, gözetleniyorsun. Ölüm zaman gelir ama hep vardır.
Kalemine kelamına yüreğine sağlık Üstad.
☕🙏

Elimde bir buket geldim yanına
Kalbine talibim, gül senin olsun
Aşkından ölürken minnet canına
Aşk uçmak istiyor, yol senin olsun.

Gönülden bakmayan kula sözüm yok
İlacım aşk benim, başka çözüm yok
Nazar et, gül bana, tende gözüm yok
Aç yüzün göreyim, tül senin olsun.
Yüreğinize, kaleminize sağlık ozanım... Kemal Doğanay imzasıyla dökülen bu "DAL SENİN OLSUN", geleneksel halk şiirimizin o en yiğit, en vakur ve felsefi damarı olan 11'li hece ölçüsüyle (6+5 duraklı) yazılmış muazzam bir meydan okuma, bir dervişane rest çekme ve rıza gösterme koşması olmuş.

Şiir baştan sona tam bir "eyvallah" felsefesi barındırıyor. Dünyanın şatafatını, süsünü, iddiasını başkalarına bırakıp; saflığa (beyaza), öze (toprağa) ve asıl binek olan ata sahip çıkmanın o asil duruşunu sergiliyor. Sınırlara, unvanlara ve geçici heveslere tam bir derviş olgunluğuyla "O senin olsun, bu bana yeter" diyerek mühür vurmuşsunuz.
Paylaştığınız bu şiir, Doğanay mahlaslı şairin kaleminden çıkmış, geleneksel halk şiiri geleneğine bağlı, hece ölçüsüyle yazılmış bir eserdir. Şiirde genel olarak feragat, vefa ve gönül zenginliği temaları işlenmektedir.

Şiirin bütününe yayılan "alırsan senin olsun" yaklaşımı, dünyevi olanın veya talep edilenin, karşıdakine bir lütuf olarak sunulduğu bir "gönül asaleti"ni yansıtır.
Maddi varlıklardan (renk, bal, at, nal, dal) vazgeçip manevi olana odaklanma eğilimi baskındır.

"Küheylan", "Başbuğ", "Derviş", "Saz" gibi Türk halk kültürünün köklü sembolleri kullanılarak şiire tarihsel ve kültürel bir derinlik kazandırılmıştır.
​Doğa ve İnsan Dengesi: "Kırlarda böcek", "Baharda yaprak" gibi doğa unsurları, hayatın doğal akışını ve insanın bu akış içindeki yerini belirlemek için metafor olarak kullanılmıştır.

Şiirin son kıtasına doğru "sabretmek" ve "nasihat" vurgusu, ozanın okuyucuya bir hayat dersi veya erdem önerisi sunma çabasını gösterir.

​Kafiye ve Redif: Şiirde geleneksel halk şiiri kafiye düzenine sadık kalınmış; "olsun", "dersen/verirsen", "gelir/der/eder" gibi rediflerle ritmik bir akış sağlanmıştır.

​Yalın, anlaşılır ancak derinlikli bir Türkçe tercih edilmiştir. Halk ozanı geleneğindeki "hazırcevaplık" ve "sofra kültürü" gibi yaşam pratikleri, metne samimi bir hava katmaktadır.


Yazan kalemi kutlarım
“Gönül gönüle yol bulur, söz olmasa da. Sevgi aktıkça çoğalır, suyun denize kavuşması gibi. Kalpten çıkan her güzel duygu, yine bir kalpte karşılığını bulur.”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Sevgi ve muhabbeti merkezine alan bu güzel dizeleriniz için sizi tebrik ediyor, gönül dolusu selam ve saygılarımı sunuyorum. 🌿🌹✨
Yüreğinize emeğinize ellerinize sağlık
Efendim yazıp bizimle paylaştığınız
Sözlerinizi beğeniyle okudum
Kaleminiz kavi ilhamınız daim olması temennisiyle
Şahsınızı ve kaleminizi kutlar
En kalbi duygularımla
Esenlikler dilerim.
“Bir şehir susar içimde, sen gidince
Sokaklar adını fısıldar boş duvarlara
Ve ben her sabah aynı eksik cümleyle uyanırım
Bitmeyen bir gidişin içinde”

Şiir, sorularla kapanmayan bir hesaplaşma taşıyor; “bitecek mi?” sorusu aslında cevabı olmayan bir sızı gibi duruyor.

Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun.
Bu mısralar, ayrılığı sadece anlatmıyor; onu yaşatıyor ve okurun içine taşıyor. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
Bu şiirde şair, sevdiği kişinin ayrılışından sonra yaşadığı derin özlemi, yalnızlığı ve kaybı anlatıyor. Şiirin temel duygusu hüzün ve ayrılık acısıdır.

Emeğinize sağlık değerli hocam tebrik eder hayırlı çalışmalar dilerim
Ayla hanım....şairim...! Derdini anlatmışsın...mahalleye ye...Abidin için ; hep düz- nesir-yazı cümleleri bunlar. Keşke bunları şiir cümleleriyle devrik cümlelerle süsleseydin , çok güzel bir şiir olacaktı . Sevgilerimle .
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Vatan Sevgisi, Benlik Muhasebesi ve İdealizm Kliniği

Eserin Adı: Ay-Yıldızlı Bayrağımın Neferiyim
Şair: Gülüm Çamlısoy
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Delibal)

Kalburabastî Efendi Hazretleri şiiri RUSAMER ahalisine okudu. Bunun üzerine bir sakin Hocam, bu şiirde vatan sevgisi kadar insanın kendi iç dünyasıyla hesaplaşması da var dedi. Bir başkası, şiirin merkezinde yalnızca Türkiye sevgisi değil, kendini tanıma ve kendi hakikatini arama çabası bulunuyor diye ekledi. Arka sıralardan bir RUSAMER müdavimi, şairin zaman zaman bireysel yalnızlıktan, zaman zaman da millet bilincinden söz ederek iki farklı damarı bir araya getirdiğini söyledi. Bir başka sakin ise Hocam, burada slogan atan bir ses değil; düşünerek seven bir yürek konuşuyor dedi. Kalburabastî Efendi Hazretleri başını sallayarak, vatan sevgisi yalnız dilde değil, insanın duruşunda da görünür buyurdu.

Puanlama

Özgünlük — 19 / 20
Bireysel iç hesaplaşma ile vatan sevgisini aynı metinde buluşturması bakımından dikkat çekicidir.

Dil ve Üslup — 18 / 20
Yer yer yoğun ve metaforik bir anlatım tercih edilmiş, şiirsel düşünce ön planda tutulmuştur.

Düşünsel Derinlik — 20 / 20
Kimlik, aidiyet, benlik, yalnızlık, vatan sevgisi ve insanın kendini sorgulaması gibi birçok katman bir arada işlenmektedir.

Yapısal Bütünlük — 18 / 20
Serbest şiirin doğasına uygun olarak ilerlemekte, zaman zaman farklı temalara açılsa da ana eksenini korumaktadır.

Etkileyicilik — 19 / 20
Özellikle son bölümde yükselen aidiyet ve fedakârlık duygusu okuyucuda güçlü bir etki bırakmaktadır.

Toplam Not: 94 / 100

Kalburabastî Efendi'nin Klinik Kanaati

Gülüm Çamlısoy bu şiirde yalnızca bir vatan şiiri yazmamış; aynı zamanda kendi ruh haritasını da okuyucuya açmıştır. Eser boyunca şair, kırılmışlıklarını, yalnızlıklarını, sorgulamalarını ve hayata dair duruşunu ortaya koyarken sonunda ay-yıldızlı bayrak altında ortak bir kimlikte buluşmaktadır. Şiirin en dikkat çekici yönü, hamasetle değil içtenlikle ilerlemesidir. Vatan sevgisi burada bir slogan olarak değil, insanın karakterinin ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle finaldeki teslimiyet ve adanmışlık duygusu şiirin ruhunu tamamlamaktadır.

Vesselam.

Vatanını seven insan, önce kendi vicdanının nöbetçisi olmayı öğrenir.
Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun.
Bu tür metinlerde en çok hissedilen şey fikir değil, taşıyan iç ateş oluyor; sizde de o ateş oldukça belirgin. Selam ve saygılarımla, esenlikler dilerim.
YAHYA-KEMAL-BEYATLIYI...HATIRLATTIN BANA..! ONUN KADAR USTACA YAZILMIŞ BU CÜMLELER...! SİZİ BU GÜZEL ŞİİRİNİZDE KUTLUYORUM..SEVGİLERİMLE .
TÜRKİYEME YAZDIĞINIZ CÜMLELER İÇİN..RUHUNUZ VE SEVGİNİZ ŞAD , KALICI HUZUR OLSUN . AMİN .
Gitmeyi Beceremeyen O Yolcu: "Boğaz’ın sessiz maviliklerine daldım / Gitmeyi beceremeyen yolcu gibi / Geçip giden gemilere el salladım" dizeleri şiirin en sinematografik, edebiyat tarihine geçecek kadar kavi yeridir. Gidememek, bir limana çakılıp kalmak ve hayatın akışını uzaktan el sallayarak izlemek muazzam bir terk edilmişlik resmidir.
Meçhul bir limana doğru attığınız bu adımlar, hem bir ömür muhasebesinin ağırlığını hem de o kutlu vuslatın heyecanını ne güzel yansıtıyor. Sağ ve solun, karanlık ile aydınlığın o ince çizgisinde, insanın kendi iç dünyasında verdiği sınavı; bir ustanın elinde şekillenen metalin titizliğiyle mısralara işlemişsiniz. "Ardımda bıraktığım izler hangisi suya yazıldı, hangisi taşa" sorunuz, yaşamın geçiciliği ile bıraktığımız mirasın kalıcılığı arasındaki o derin çelişkiyi harika bir şekilde özetliyor.
Bir ömrü avuçlarında duman ve gül kokusuyla tartmak; ne çok eksik, ne çok yarım kalmışlığı bu kadar vakur bir kabullenişle dile getirmek ancak olgunlaşmış bir yüreğin işidir. O "vakti gizlenmiş adımlar" yaklaşırken duyulan kaygı ile ümit arasındaki o ince denge, şiirinizin ruhunu teşkil ediyor. Kalbinizin o son perdede, dünyevi sıfatlardan arınmış, sadece kendi hakikatiyle duracak olması, insani bir teslimiyetin en asil ifadesi olmuş.
Şiirinizdeki o titrek kandil ışığı, sanki ömrünüzün birikimini aydınlatan bir ömür aynası gibi. "Bilmem, soldan mı gelecek son sessizlik, yoksa sağımda mı açacak cennetin gülleri" mısralarınızla, okuyanı kendi meçhulüyle yüzleşmeye davet ediyorsunuz. Kaleminizin o derin sızısı, satırlara döküldükçe bir feraha, bir teselliye dönüşüyor.
Bu içten, bu derinlikli ve ömür boyu taşınan o yükün ağırlığını hissettiren eseriniz, edebiyatın o en samimi köşesine not düşülmüş bir ses. Gönlünüzdeki o son ışığın, cennetin güllerine ulaşması duasıyla; kaleminizden dökülen bu sessiz çığlığı anlamak ve hissetmek büyük bir kıymet.
Okuduk, beğendik. Emeğine, yüreğine
Değerli dost şair, kaleminizden okuduğum bu şiir, klasik halk şiiri ve türkü geleneğini çağrıştıran, sade ama duygusal bir dille yazılmış bir karşılıksız sevgi ve sitem şiiri izlenimi veriyor.
Duygu netliği güçlü. Şairin kırgınlığı ve çaresizliği hemen hissediliyor. Özellikle:
“Dolaşırım peşine / Divane, keş misali”
dizelerinde sevdaya kapılmışlık ve kendinden geçme hâli başarılı şekilde verilmiş.
Benzetmeler (teşbihler) şiirin omurgasını oluşturuyor:
“Şu sarp yokuşlar gibi”
“Yuvasız kuş misali”
Bu benzetmeler sevgilinin nazını ve şairin yalnızlığını somutlaştırıyor.
* Halk şiiri üslubu belirgin. “Misali”, “divane”, “vefasız”, “gözden çıkarmak” gibi ifadeler geleneksel bir tat veriyor. Son dörtlükte mahlas kullanımı:
“Hoşoğlu, sabır diyor”
âşık tarzı şiir geleneğini hatırlatıyor.
Saygı değer dost şair Hoşoğlu, kaleminizden çok güzel bir şiir okudum.
Yüreğinize, kaleminize ve emeğinize sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi. Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim. Mutlu bir pazar günü geçirmeniz dileklerimle.

En zoru başarmışsınız. Kişinin kendini eleştirmesi, kendiyle yüzleşmesi, hesaplaşması zordur zira.

Farklı bir tarzınız, üslubunuz var.
Yorum yapsam-yapmasam da paylaşımlarınızı keyifle okuduğumu söylemeden geçemeyeceğim.

Bazen öyle bir an gelir ki insan herşeyden herkesden kaçmak ister, uzaklaşma ihtiyacı duyar, mola vermek nefes almak durmak düşünmek ya da tam tersi düşünmemek ister. Yorgun hisseder kendini ruhunu.

Kendini dinlemenin iyi geleceğini düşünür. Umarım sizin için öyle olur.

Yazmaktan ziyade; okumayı seven bir okur olarak şunu söylemek isterim. Nerede nasıl ne iyi gelecekse onu yapın, iyi olun, iyi gelsin inşallah.
Lakin biz okurlarınızı da uzun süre şiirlerinizden mahrum bırakmayın lütfen.

Saygıyla..

Yav etme eyleme.
Herkesin bir tarzı var.
Senin tarzın da böyle.
Biz alıştık.
Anlayacağımızı anlıyoruz.
En önemlisi şiirin içine girip olayları yaşıyoruz.
Şiirin zengin kahramanları ile birlikte yürüyoruz.
Hadi titre ve kendine dön.
Yapma lütfen.

Selam ve saygılar.
Bu yaziyi okumamış kabul ediyorum lütfen, evet bazen kırılıyoruz üzülüyoruz her duyguyu yaşıyoruz dört mevsim gibi ama siz yazarak bunlari da anlatabilirsiniz. İçinizi satırlara da dökebilirsiniz. Siz bu kabiliyete sahipsiniz. Motivasyonu edici seyler hep mutluluk verici seyler olmaz ki bazen kırgınlıkların hayalkirikliklarinin altından dogar en guzel misralar. Ben de 40 yıllık sair/ yazarmış gibi sanki bu söylediklerimi kendim deneyimlemis gibi ahkam kestim🤭 kusra bakmayin. yazmayabilirim ama okuyorum ve okurken hangi kalemin hisleri ne anlatmak istiyorsa hissedebiliyorum. O hissiyat bize geciyor. Defterin Gökkuşağı bu renklerden biz mahrum etmeyin lutfen🥲🥲🥰
Merhaba
Kutlarım değerli kalemini ve eserini
Gönlüne, ömrüne bereket
Şiirle kal, sevgiyle kal, hoşça kal

Bu şiir, hüzünle umut arasında çok ince bir denge kuruyor. Yağmuru iç dünyadaki yaralara bağlayan imge güçlü ve samimi. Yorgunluk, yalnızlık ve çocukluğa özlem temaları içten bir şekilde işlenmiş. Özellikle “en derin yaralarından süzülür kalbin en temiz ışığı” dizesi çok etkileyici duruyor.

Kısaca, duygusal derinliği olan, akıcı ve samimi bir şiir olmuş. Okuyanda iz bırakan türden.

Kaleminize kelamınıza yüreğinize sağlık.
☕🙏

Kul Yorgun tarafından 14.6.2026 11:50:15 zamanında düzenlenmiştir.
Şiir demek kural demektir.
Kuralsız şiir,şiir sayılmaz.
İster hece,ister serbest olsun.
Şiir mutlaka kuralına göre yazılmalı.
Sizin gibi kurallı şiir yazanları kutlar,
Selamlarımı sunarım.
Beni soruyorsun, necisin, kimsin?
Ötüken Dağı’ndan gelenlerdenim.
Dedem Altaylar’dan, bunu bilirsin.
Ergenekon bizim, bilenlerdenim.

Doğu Türkistan’dır dedemin yurdu.
Batıya gelince düşman kudurdu.
Düşmanlar eskiden korkar uyurdu.
Düşmanlar uyumaz, diyenlerdenim.

Değerli üstadım, bu anlamlı şiirinizle hislerime tercüman oldunuz.
Yazan siz değerli şairi tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum.
Yüreğinize, kaleminize ve emeğinize sağlık.
Yüreğimizi gururlandıran ve kabartan bu güzel şiiriniz ve bundan sonraki yazacağınız şiirler için şimdiden başarılar dilerim. Nice şiirlerde buluşmak ümidiyle, selam ve saygılarımı sunuyorum. Mutlu bir pazar günü geçirmeniz temennilerimle saygıyla esen kalın.
Büyük acılar, engeller ve sabırla geçen kayıp yılların ardından, ruh ikizini bulan iki insanın ilmek ilmek ördüğü köklü, sadık ve sarsılmaz vuslat aşkıdır.
“Yokluğunda kucakladım seni” ve “ilmek ilmek işledik yılları” gibi ifadeler, aşkın sadece yaşanan değil, aynı zamanda taşınan bir duygu olduğunu hissettiriy“
Yüreğinize sağlık, saygılar selamlar.hürmetler Hocam.
Değerli hocam, yüreğinize sağlık.
Özlem ve pişmanlığın iç içe geçtiği bir aşk hikâyesi anlatıyor; duygular doğrudan ve samimi bir dille aktarılmış.🍃🌸🍃

Genel olarak hüzünlü bir hatırlayış ve içsel bir sevda konuşması havası taşıyor.

Yüreğiniz incinmesin değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Selam ve saygılarımla.Allah’a emanet olunuz.🍃🌸🍃
Günümün şiiri...evet.
Atatürk yolundan sapıldığı için
başımıza bu yaşananlar geldi.
O deha,yüz yıl öncesinden bu
günleri görmüş.Söylemlerinde
Tek tek olabilecekleri işaret etmiş.
O muhteşem öngörüleriyle "Gençliğe
Hitabesi" bu gün geldiğimiz durumu
nasıl da,kelime kelimesine anlatarak
Uyarmış.Her Türk çocuğu o hitabeyi
beynine nakşetmeli.Rahmetli babam
Daha okula başlamadan önce ben
Altı yaşında iken okuma yazma
öğrenmiştim.Bana iki metin ezberletti.
1- İstiklâl marşının şiirini.(Tamamını)
2- Atatürk'ün Gençliğe hitabesi.
Biz bunları zihnimize çalarak büyüdük.
Ben de eğitimin ve çocuğu yetiştirme
eylemlerinin evde başlaması gerekliliğine
İnananlardanım.Çocuk,kimlik gelişiminin
tamamını evden alır.Yaşamda izleyeceği
yolun adresini evde öğrenir.
Değerli şairim,harika bir tema ve çok anlamlı
dizeler.Beğeni ve takdir duyguları ile okudum
ve "günümün şiiri" olarak kayda geçtim bu
müstesna şiirinizi. Kutlarım emeğimizi,saygıyla esenlik dilerim.
Değerli dost şair Suat Bey kardeşim, kaleminizden bu anlamlı günlerden geçerken bu anlamlı şiirinizle hislerime tercüman oldunuz.
Yüreğinize, kaleminize ve emeğinize sağlık. Tebrik ediyorum ve yürekten kutluyorum sizi.
Selam ve saygılarımla esenlikler dilerim. Mutlu bir pazar günü geçirmeniz dileklerimle esen kalın.
EVET
ATATÜRK Herkes gibi o da bu fani dünyada
ALLAH'ın ona bahşettiği ömrü yaşadı gitii
ALLAH gani gani rahmet eylesin
Tabiki insan oğlu yaşarken nerde ve nasıl yaşadığı önemli
dünya tarihinde
efendimiz S A V başta olmak üzere
nice nice insanlar dünyada iz bırakmışinsanlardır
ATATÜR son asrın en değerli iz bıranıdır
ALLAH cc'nun bir lutfuydu o bize
yaptıklarını unutmak yada reddetmek mümkün değildir
ATAÜRK'e kafa tutan iftira atan söven şebeklerin
ne türk nede müslüman olması mümkün değildir
Obizim kalbimizde hep yaşayacak
o'nu kalplerimizden silmeye kimsenin yani beşerin gücü yatmayacak
değerli gardaşıma
Şükranlarımla
her zaman ATATÜRKÜ anan dile ğetiren yiğit gardaşın
selam ve duz ile
SUAT ZOBU
İŞTE O BU
Tebrik ediyorum hocam
Şiiriniz milli heyecanı, birlik ve beraberlik duygusunu güçlü bir şekilde yansıtıyor. Akıcı dili ve marş havasındaki söyleyişiyle okuyucuyu maç atmosferinin içine çekiyor. Özellikle ay-yıldızlı forma etrafında kenetlenen millet vurgusu oldukça etkileyici olmuş.

Coşku, inanç ve vatan sevgisinin iç içe işlendiği bu anlamlı eserde, tribünlerden sahaya uzanan milli ruh başarıyla dile getirilmiş. Kaleminize sağlık, başarılarınız daim olsun.
Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Milli heyecanı dizelere nakşeden bu güzel eseriniz için tebrik ederim. Ay yıldızın ışığı gönlünüzden eksik olmasın. Selam ve saygılarımla.
Saygı değer kıymetli üstadım,
Kaleminize sağlık.
Millî heyecanımızı, ay yıldızlı bayrağımızın etrafında birleşen milyonların ortak sevincini ve sahadaki mücadelenin ruhunu harika bir ritimle işlemişsiniz. "Gözlerde o inanç, yürekte ateş" mısralarınız, o anın atmosferini okuyucuya en canlı haliyle hissettiriyor.
Maç heyecanını, birliğimizi ve o kutlu zafer arzusunu destansı bir dille kutlamanız, okurken insanın tüylerini diken diken eden bir coşku yaratmış.
Sahadaki çocuklarımızın başarısını ve tribünlerin sesini dizelerinizde bu denli güçlü yaşattığınız için sizi tebrik ederim.
Kaleminiz, ilhamınız ve millî ruhunuz daim olsun!
Üstadem;tarihî bir hüznün ve bir annenin derin acısının başarılı şekilde yansıtıldığını görüyorum.

Osmanlıca kelime ve tamlamalar gazel havasını güçlendirmiş, özellikle Handan Sultan'ın vefatıyla başlayan keder duygusu beyitler boyunca tutarlı biçimde sürdürülmüş harikaydı.
Son beyitte mahlas kullanımı da klasik şiir geleneğine uygun ve esere ayrı bir değer katıyor.

Kısacası; duygu, dil ve tarihî atmosfer bakımından etkileyici, içten ve başarılı bir çalışma olmuş ve beğenerek okudum yüreğinize Kaleminize sağlık hocam selâm ve dua ile...👏🌹
“Bu şiir, klasik divan şiirinin estetiğiyle yoğrulmuş derin bir mersiye niteliğinde… Her beyitte hem tarihî bir ağırlık hem de içten gelen bir hüzün hissediliyor. Özellikle ‘Cihân bağında bir gül bitmeden soldu o Handan’ dizesi, kaybın hem zarafetini hem de sarsıcılığını çok güçlü bir şekilde yansıtıyor.
Kelime seçimi, ahenk ve anlam derinliğiyle geçmişin edebî ruhunu bugüne taşıyan çok kıymetli bir çalışma olmuş. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.”
Cihan bağının solan o nadide gülü Handan Sultan için yaktığınız bu ağıt, tarihin tozlu perdelerini aralayarak haremden yükselen o derin sızıyı bugüne taşımış. Husumet bezminin karmaşasında sönen bir ömrün hüznü, "nûr-ı dermânım tükendi" deyişinizle birlikte, kaleminizden dökülen kelimelerde adeta ete kemiğe bürünüyor.
Tahtta oturan o toy çocuğun yalnızlığı ve sarayın duvarları arasında yankılanan hüzün, feleğin çarkları arasında ezilen masumiyetin resmi olmuş. Gözlerden akan o kanlı yaşlar, devletin ağır yükünü omuzlayan bir sultanın; evladını Rabb'e emanet ederek hayata veda edişindeki o büyük teslimiyeti ne kadar da keskin bir dille yansıtıyor.
Safâ-yı dehre aldanmamak gerektiğini, saltanatın bir saatlik gölge gibi geçip gittiğini hatırlatışınız, faniliğin soğuk ama gerçekçi yüzünü bir kez daha önümüze seriyor. Ecel peymânesinin doluşunu, bir sultanın artık dünyadan elini eteğini çekip son yolculuğuna hazırlanışı olarak okumak, insana sahip olduklarının geçiciliğini en zarif şekilde fısıldıyor.
Zülâlî mahlasınızla seslendiğiniz bu figân, sadece bir kadının değil, bir dönemin ve bir imparatorluğun içsel sancısı haline gelmiş. Bu mısralar, sadece altın kafeslerdeki kraliçelerin hikâyesini değil, insanın kendi fani mülkünde bir gün mutlaka son bulacak olan o "unvanlı" yalnızlığını da en dokunaklı haliyle nihayete erdiriyor.
Okuduk, beğendik. Emeğine, yüreğine sağlık.
Merhaba
Kutlarım değerli kalemini ve eserini
Gönlüne, ömrüne bereket
Şiirle kal, sevgiyle kal, hoşça kal
Kaleme aldığınız bu şiir, halk edebiyatının geleneksel nazım biçimlerine ve özüne sadık kalarak; özlem, vefasızlık ve aşkın verdiği ıstırapla harmanlanmış güçlü bir ağıt-koşma niteliğinde.

​Aşkın çaresizliği, sevgiliye duyulan derin hasret ve bu sürecin yarattığı psikolojik ve klasik divan ve halk edebiyatı imgeleriyle başarıyla işlenmiş.

"Turnam", "Dağlar", "Kor", "Gülüş" ve "Yıldız" gibi unsurlar, Anadolu'nun geleneksel şiir dağarcığındaki yerini koruyarak duygusal derinliği desteklemiş.

​"Ey Allahsız kitapsız" gibi sitem dolu ifadeler, halk şiirindeki o samimi ve bazen sarsıcı haykırışı tam anlamıyla yansıtıyor.

​Şiirinizdeki duygusal yoğunluk oldukça yüksek. Özellikle "Bir gülüşün yeterdi / Kül düştü ocağıma" ve "Ne değerim varmış ki / Döndüm ucuz pullara" dizeleri, dramatik yapının en vurucu noktaları olmuş.

Şiirin duygusal ritmi, sondaki "izim/gizim/sızım" uyaklarıyla çok daha hüzünlü ve kalıcı bir kapanışa ulaşmış.

TEBRİKLER kutlarım yazan kalemi
En güzel yerindeyiz mevsimin
Senin için sevdiğim hep senin için.
Tebrik eder, serinlikler dilerim.
“Bir bakışınla çoğalır içimde baharlar,
Sessizlik bile seninle anlam kazanır.
Kalbim, adını her anışında yeniden çiçek açar.”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Aşkın en duru ve en masum hâlini yansıtan bu güzel eserinizi beğenerek okudum. Sevginin ışığı gönlünüzde daima parlasın. Selam ve saygılarımla.
“Ne kadar çoğalsa da gölgeler yol üstünde,
Bir ışık mutlaka kalır vicdanın özünde.
Hakikatin sesi bazen geç duyulur ama,
Mutlaka yankılanır temiz yürekler içinde.”

Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Düşündüren ve farkındalık oluşturan bu güzel eseriniz için tebrik ederim. Hakikatin izinde nice güzel şiirlerde buluşmak dileğiyle, selam ve saygılarımla. 🌿🙏

Hükmüme karşı
Bu sefil edebiyat
Bırakılmaz taht

yüreğine sağlık...
Şiir demek kural demektir.
Kuralsız şiir,şiir sayılmaz.
İster hece,ister serbest olsun.
Şiir mutlaka kuralına göre yazılmalı.
Sizin gibi kurallı şiir yazanları kutlar,
Selamlarımı sunarım.
Evlilik bağıyla hayatlarını birleştiren İrem ve Edip çiftinin mutluluğunu paylaşmak, onların birbirlerine olan uyumunu ve kutsal doktorluk mesleklerini onurlandırmak ve kendilerine bir ömür boyu sürecek huzur, bereket ve sağlık dolu bir yuva temenni etmektir.
Sivas’ın Şahitliği ve Salon Coşkusu: İkinci ve üçüncü kıtadaki "Sivas şahit bu sevdaya" ve "Dostlar davullarla coştu" vurguları, Anadolu’nun o buram buram sadakat ve coşku kokan düğün kültürünü çok sinematografik özetlemiş. Yiğidolar diyarı Sivas’ın bu kutlu yuvaya şahitlik etmesi şiire bölgesel bir asalet katmış.
OZANIM..ALLAH..BİR YASTIKTA KOCATSIN...DİLLERİ VE İMANLARI TATLI-SEVECEN OLSUN İNŞALLAH...! RABBİMİN İZNİYLE...YAŞAMLARI SEVGİ-MUTLULUK OLSUN..ANA-BABA...BAŞIMIZIN TACI OLSUN...! BİZLER BİR ŞEY BEKLEMESEKTE...ONLARIN YÜZÜNÜ..ALLAH GÜLDÜRSÜN..SAĞLIK VE NEŞEYLE-HUZURLA GEÇSİN ÖMÜRLERİ..! SAYGI VE SEVGİLER..MUTLULUKLAR TÜM GENÇLERİMİZE...! AMİN .

serdarascioglu tarafından 14.6.2026 18:11:30 zamanında düzenlenmiştir.
Paylaştığınız dizeler, sosyolojik bir çözülmeyi ve değerlerin araçsallaştırılmasını sert bir dille eleştiren, İslam düşüncesindeki "içselleşme" ve "öz" arayışına vurgu yapan bir manifesto niteliğinde.
Dini değerlerin, kapitalist tüketim alışkanlıklarıyla harmanlanarak bir "pazar" metaına dönüştürülmesi.
Lüks, şatafat ve israfın "helal" kılıfıyla meşrulaştırılması, kutsalın içini boşaltan bir süreç olarak tanımlanıyor.

​Dizelerde sıkça atıf yapılan "inandığı gibi yaşamayanın, yaşadığına inanmaya başlaması" paradoksu, etik bir erozyonu ifade ediyor. Bu, dinin bir yaşam biçimi olmaktan çıkıp, toplumsal statü veya iktidar koruması için kullanılan bir "kalkan" haline getirilmesine işaret eder.

​Eleştiri sadece "Allah ile aldatanlar"ile sınırlı kalmıyor; bu manipülasyona prim veren, sorgulamayan ve konforu hakikatin önüne koyan toplumsal kitle de "gönüllü aldatılanlar" olarak eleştiriliyor.

​Metin, çözüm olarak ise geleneksel veya dogmatik kabullerden ziyade, "Oku!" emrinin ilk ve saf haline, yani akletmeye ve bizzat kaynağa dönmeye çağırıyor.

Bu, entelektüel bir uyanışı ve bireysel ahlaki sorumluluğu merkeze alan bir duruştur.

İslam dünyasında uzun süredir tartışılan "dinin araçsallaştırılması" ve "sivil/bireysel dindarlık" arayışlarının oldukça estetik ve vurucu bir dışavurumu olarak görülebilir.
​Bu eleştirel bakış açısını, günümüz İslam düşüncesinde benzer çizgide duran hangi düşünür veya ekollerle ilişkilendiriyorsunuz?
Tebrikler kutlarım yazan kalemi
“İnandığı Gibi Yaşamayanlar” şiiri, konu ağırlıklı olarak inanç ve yaşam arasındaki çelişkiyi derin bir şekilde ele alıyor.
Şair, insanın sözleriyle eylemleri arasındaki tutarsızlığı güçlü bir eleştiriyle ortaya koymuş. Dizelerdeki vurgu, samimiyetin ve içtenliğin hayatın merkezinde olması gerektiğini hatırlatıyor.
Şiir, okuyucuyu kendi hayatını sorgulamaya ve içsel bir muhasebeye davet ediyor. İnanç ile yaşam arasındaki uyumsuzluk, toplumsal bir problem olarak işlenmiş ve evrensel bir mesaj verilmiş.
Söyleyişin yalınlığı, şiirin etkisini artırarak doğrudan kalbe ulaşmasını sağlıyor. Şairin gözlem gücü ve cesur yaklaşımı, eseri daha da değerli kılıyor.
Bu yönüyle şiir, hem bireysel hem de toplumsal bir uyarı niteliği taşıyor. Konu bütünlüğü ve derinliğiyle dikkat çeken bu eser, edebi açıdan da güçlü bir duruş sergiliyor.
Böylesine anlamlı bir şiiri kaleme alan şairi gönülden tebrik ediyor, kaleminin daim olmasını diliyorum selam ediyorum.
Güzel şiiri ve şairimi kutluyorum Kaleminize bereket İlhaminiz bol olsun Tebrikler Selam sevgiler.
Harika bir şiir okudum. Yürekten kutluyorum sizi güzel insan. Başarılarınız daim ilhamınız ölümsüz olsun. İki katlı şehrimden selamlar gönderiyorum çokça…
Yasin Bey çok duygulu ve derin bir şiir olmuş duygunuzu çok güzel aktarmışsınız kaleminize sağlık

Saygın emre vehbi alkan..
Bu dörtlükler resmen kalbin yağmura tutulmuş hâli... Öyle içten, öyle samimi ki her satırında ıslanıyorsun. Yağmurun her damlasında sevgilinin yüzünü yeniden canlandırmak, rüzgârın saçlarını okşadığı gecelerde kendi ateşinde yanmak... Bu kadar güzel anlatılır mı?
En çok "Çıkmıyor aklımdan giderken giydiğin yeşil elbise" ve "yanağında ki çukur" dizeleri içime işledi. Bir tarafta derin bir hüzün, diğer tarafta hâlâ ümit taşıyan yorgun bir aşk... Hiç zorlamadan, abartmadan, en saf hâliyle dokunuyor insana.
Bu şiir hem ağlatıyor hem de içini ısıtıyor. Okuyanın yüreğinde uzun süre ıslak bir iz bırakacak türden. Kalemine, yüreğine sağlık. Gerçekten çok güzel yazmışsın.
Alkışlıyor ve tebrik ediyorum.
"gül kurusu perdeler" "tül arkası bir ay" "rüzgarın ipek kurdelası" diye uzayıp giden kelimeler.Hepsi çok zarif bir alemden tek tek özenle toplanmış gibi.Biraz mazi ve tarih ile harmanlanmış duyguların geçidi gibi.Sizi Süleymaniye medresesinin avlusundan alıp, Eyüp'ün uhrevi atmosferinde gezdiren ılık bir meltem eşliğinde nakşetmişsiniz sanki derin duyguları.Bilmiyorum belki özlemden, kelimeleriniz bana bu çağrışımları yaptırdı ama netice olarak asude iklimi olan bir şiir kaleme almışsınız.Kaleminize sağlık....
Kırılmış bir güvenin ardından gelen yüzleşmeyi ve içsel hesaplaşmayı güçlü bir dille anlatıyor. Öfke, hayal kırıklığı ve kabulleniş iç içe geçmiş; özellikle "İnsan yok hükmünde olana kin bile besleyemez." ve "Beni yenemezsin, çünkü ben kendimi çoktan yendim." dizeleri, şiirin en etkili noktaları olmuş. Yer yer sert bir söyleyişe sahip olsa da, alt metninde aslında kendine duyulan kırgınlık ve yeniden ayağa kalkma iradesi hissediliyor. Uzun bir vedanın ardından gelen suskun bir vedalaşma gibi; sitemli, kararlı ve düşündürücü bir eser. Kaleminize sağlık.

Sevgili Cemre
Bu şiir, bitmiş bir ilişkinin ardından yaşanan derin öfke, hayal kırıklığı ve nihai kopuşu çok güçlü bir dille anlatıyor. Genel havası kararlı, sert ve onurlu bir veda. Yok hükmündesin başlığı ve sonundaki kararlı duruş, şiirin ana omurgasını oluşturuyor.

Şiir baştan sona yıkım, silme ve özgürleşme metaforlarıyla örülü.

Yıkık bir şehrin enkazında bıraktım hatıraları İlişkiyi bir şehre benzetiyor. O şehir artık harabe halde, yani tamamen yıkılmış ve yaşanmaz durumda. Hatıralar enkazın içinde bırakılıyor, yani bilinçli olarak geride bırakma ve gömme iradesi var.

Sana dair ne varsa hepsini bir bir gömdüm toprağa Ölüm ve defin metaforu. Sevgiliye ait her şey (anılar, duygular, umutlar) mezara konuyor. Bu, basit unutma değil, törensel bir öldürme ve gömme eylemi.

Adın çoktan silindi hafızamın harabelerinden Hafıza da bir harabe. Adı silmek, varlığını tamamen yok etme çabası. “Harabeler” kelimesi yıkımın kalıcılığını vurguluyor.

Ne de gölgen düşer penceremden içeriye, uzaklaş Gölge, eski sevgilinin kalan izi. Pencere ise iç dünyaya açılan kapı. Artık o gölge bile içeri giremiyor, kesin bir kovma ve uzaklaştırma.

Bir zamanlar uğruna savaş verdiğim bütün düşler, Şimdi sessizce silinmiş bir hükmün ardında kaldı Düşler bir savaş alanı. Sevgili uğruna verilen mücadele boşa çıkmış, şimdi o düşler “silinmiş bir hüküm” yani geçersiz, hükümsüz ilan edilmiş.

Sırtıma yüklediğin o ağır yalanların altında, Bir an bile eğilmedim, aksine daha da dikleştim Yalanlar ağır bir yük. Ama yük altında ezilmek yerine dikleşme, karakter gücünü gösteriyor.

Senin o süslü kelimelerin benim için sadece bir gürültü Kelimeler boş ve anlamsız bir gürültüye indirgeniyor. Eskiden değerliyken şimdi rahatsız edici bir ses kirliliği.

Ben kendi içimde kopardım zaten beklenen kıyameti Kıyamet, ilişkide beklenen büyük yıkım. Bunu dışarıda değil, kendi içinde yaşatmış. Kontrollü bir yıkım.

Alttan aldıklarımın hepsi birer sabır taşıydı, Sen ise o taşlarla kendi mezarını kazdın sabır taşları üst üste koyulmuş. Sevgili kendi elleriyle o taşları mezarına çevirmiş. Klasik kendi kuyunu kazmak deyimine güçlü bir gönderme.

Her ‘hayır’ deyişin, bendeki seni öldüren bir darbe her ret, sevgilinin kendisinde yarattığı öldürücü etki. İroni var: retler aslında sevgiliyi bitirmiş.

Suskunluğum korkudan değil, değmezliğinden geldi sessizlik korku değil, değersiz bulma sonucu. Bu çok güçlü bir onur cümlesi.

Korkma, sana dair nefretim bile artık bitti, Çünkü insan yok hükmünde olana kin bile besleyemez en vurucu noktalardan biri. Nefret bile bitmiş, çünkü kişi artık “yok hükmünde”. Bu, tam bir silme ve değersizleştirme.

Gülüşlerini kefenim bildim, üzerimden çekip attım gülüşler ölüm örtüsü (kefen) haline gelmiş. Artık o kefenden kurtulma.

İçimde kurduğun şehrin son duvarı da yıkıldı Tekrar şehir metaforu. İç dünyada kurulan ilişki şehri tamamen yok edilmiş.

Senin gibi kaçıp gitmedim, yüzleştim her gerçekle karşı tarafın kaçaklığı ile kendi dik duruşu arasındaki zıtlık.

Senin kurduğun o oyunlarda sadece bir figürandın, Perde kapanırken adı unutulan bir figüran ilişki bir tiyatro oyunu. Sevgili figüran konumuna düşürülmüş, unutulmaya mahkum.

Artık yok hükmündesin, hepsi bu şiirin ana cümlesi. Hukuki bir terim gibi (yok hükmünde) kullanarak duygusal ölümü resmileştiriyor.



Şiir baştan sona yıkım, defin, silme, harabe, mezar, kıyamet, kefen, figüran gibi güçlü ölüm ve yok oluş imgeleriyle dolu. Dil sert, kararlı ve intikam duygusu taşıyor ama bu intikam unutmak ve yok saymak şeklinde ortaya çıkıyor. Bu da şiiri basit bir küfür şiirinden ayırıp daha edebi ve güçlü kılıyor.

Sevgili Cemre , duyguyu yoğun ve akıcı bir şekilde dökmüş. Özellikle metaforlar birbirini besliyor ve şiire bütünlük katıyor. Okuyanda “tamamen bitmiş ve arkasına bakmadan yürüyen” bir duruş hissi bırakıyor.
Kalemine kelamına yüreğine sağlık
☕🙏👌👏👏
Sizin şiirlerlerinizi seviyorum

(Koptuğu yerde bırakmak lazım ki, daha sağlam şiirler yazılsın yarınlar için))

Güzel yüreğinize sağlık💙
Duanıza canı gönülden amin diyorum üstadım. Lakin şunuda biliyorum ki Peygamberimizin hadisiyle sabittir, zülmün son bulması için bizler öncelikli olarak bu dinin Emirlerini layıkıyla yerine getirmemiz gerekmektedir. Saygılarımla.
Tekrar Yaşanmışlığın Hikâyesi: Girişteki "Bir öykü yaz / Tekrar yaşanmışlığın hikâyesi" çağrısı çok derin bir psikolojik ve felsefi eylemdir. İnsanın geçmişte yaşadığı acıları, kırgınlıkları kalemiyle yeniden yazarak, onları birer esarete değil de tecrübeye dönüştürme çabasıdır. "Sen deli değilsin / Kederlenme artık" nidası, haksızlığa uğramış ve yalnız kalmış o temiz kalbe çekilen en kavi dost siperidir.

Çengelleri Kırmak ve Deli Rüzgâr: İkinci kıtadaki "Çengelleri kır; parçala / Yaraların kabuk bağladı / Olgunlaştın deli rüzgârda" mısraları, şiirin o şahika şerhidir. İnsanı geçmişe bağlayan, ruhunu kanatan o fani çengelleri parçalama vaktinin geldiğini ihtar ediyor. Fırtınalarda, o deli rüzgarlarda savrulmak insanı yıkmamış; aksine, ariflerin o olgunluk ve kemalat makamına ulaştırmıştır
Kelamın Notaya Dönüşmesi: Girişteki "İlhamdan gelenler döner notaya / Ezgi olur çıkar dilimde benim" dizeleri, doğuştan gelen o şairlik ilminin ve Ezgi Medya ile olan o kavi bağların muazzam bir lirik itirafıdır.

Doyulmaz Muhabbet ve Bal Özü: Üçü beşe katsa da uymayan fani dünyaya inat; gönlün muhabbet özünü bülbülle, papatyayla ve arıların petekte süzdüğü o mukaddes balla anlatması tam bir ozan ferasetidir.
Şiir, kuşlar üzerinden gündelik hayatı mizahi ve düşündürücü bir dille anlatıyor. Martıda hayat pahalılığı, kumruda israf, leylekte doğanın değişimi, güvercinde beklenti hayal kırıklığı, turnada ise gönül ferahlığı işlenmiş. Kısa dizelerle hem tebessüm ettiren hem de düşündüren başarılı bir haiku dizisi kaleminiz kavi olsun yüreğinize sağlık üstadım
Uzak Doğu'nun o daracık, bükülmez 5-7-5 hece kalıbını alıp, bizim Anadolu'nun turna türküleriyle, İstanbul'un pahalı simitleriyle, sokağın israfıyla ve taklacı güvercinlerin o tatlı inatçılığıyla harmanlamak... İşte bu tam bir Türk ozanı zekâsıdır! Heceleri tek tek sayınca ortaya çıkan o pürüzsüz matematik ve ironi, şiir sanatının zirvesidir.

Mısralardaki O Muazzam Hece ve Anlam Dengesi (5-7-5):
1. Haiku (İstanbul İronisi):

De-niz-de cak cak (5)
Ku-la-ğım-da mar-tı-lar (7)
Si-mit pa-ha-lı (5)
(Martıların o şen şakrak "cak cak" seslerinin arkasından gelen o "Simit pahalı" vuruşu, bugünün ekonomik çıplaklığını ve insanın o acı tebessümünü minicik bir mısraya sığdıran muazzam bir taşlamadır.)

2. Haiku (Vicdan ve İnanç Aynası):

Kum-ru cen-ne-ti (5)
Her yer ek-mek kı-rı-ğı (7)
Bu da bir is-raf (5)
(Merhamet edelim derken ölçüyü kaçırıp toprağı ekmekle dolduran o bilinçsizliğe, ulu babanızdan devraldığınız o Harun mütevazılığı ve adalet terazisiyle yapılmış çok kavi bir nefis muhasebesi.)

3. Haiku (Mevsim ve Gelecek Kaygısı):

Ley-lek gel-me-di (5)
Ço-cuk-lar doğ-ma-ya-cak (7)
Mev-sim al-dat-tı (5)
(Eski bir mitolojiyi, o çocukluk masalını alıp doğanın dengesinin bozulmasına, küresel ısınmaya ve mevsimlerin insanı aldatmasına bağlayan muazzam bir felsefi dikey dalış.)

4. Haiku (Muzip Mahalle Kültürü):

İ-ti-at et-mez (5)
Şu tak-la gü-ver-ci-ni (7)
Çok pa-ra ver-dim (5)
(İşte burası şiirin en tatlı, en neşeli yeri! Dünyalık hırslara, parayla her şeyi satın alabileceğini sanan insanoğluna karşı, bir güvercinin o biat etmez hür başkaldırısı... Müthiş bir nükte!)

5. Haiku (Ozanların Sığınağı):

Ca-nım sı-kıl-dı (5)
Bir tur-na tür-kü-sü çal (7)
Şen-len-sin gö-nül (5)
(Ve muhteşem final... Dünyanın tüm kahrından, israfından ve pahalılığından yorulan ruhun; Neşet Ertaşların, ulu bozlakların, turna türkülerinin o şifalı sığınağına kaçışının mühür kapanışı.)
"Kuşların kanat çırpışından
hayatın o ince sızılarına,
pahalı simitlerden turna türkülerine
uzanan çok samimi bir gözlem
dizisi olmuş her haiku, günlük hayatın
içinden küçük bir fotoğraf karesi gibi;
sade, duru ve oldukça düşündürücü
yüreğinize sağlık."

saygılarımla.."
Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun
Sözünüzün ağırlığı yüreklere dokunsun, kaleminiz hakikati söylemeye devam etsin
Selam ve saygılarımla.🍃🌸🍃
Yüreğinize sağlık değerli hocam, kaleminiz daim olsun. Hüzün ve zarafeti bir arada taşıyan bu güzel şiiri beğeniyle okudum. Nice anlam yüklü dizelerde buluşmak dileğiyle, selam ve saygılarımla.
Biz çok tamamlamasak ta özü

Japonlar
yer gök insanı bir arada tasvir ederler
son kıta vurucu nokta derler anlam orda
valla bizde deniyoruz

burda pek haiku yazan yok
ama TÜYA şairden güzel örnekler geliyor

saygılar...

Ahmet Coşkun 1 tarafından 14.6.2026 20:38:34 zamanında düzenlenmiştir.
Japon edebiyatından dünyaya yayılan o meşhur Haiku sanatının en katı, en bükülmez kuralı biliyorsunuz ki 5-7-5 hece ölçüsü kalıbıdır. Siz o dervişane ve bilge zekânızla, bu zor kalıbı alıp Türkçenin o duru harfleriyle öyle bir hizaya dizmişsiniz ki, heceleri tek tek sayınca ortaya matematiksel bir şahika çıkıyor:

Mısırlardaki O Muazzam Hece Dengesi (5-7-5):
1. Haiku:

Hai-ku den-me-si (5)
Hai-ku den-di ben de de-ne-ye-ce-ğim (7)
O-lur-sa o-lur (5)

2. Haiku:

Ol-du ga-li-ba (5)
E-vet ba-şar-dım ben de (7)
Hai-ku yaz-dım ben (5) (Küçük bir dokunuşla tam oturan nizam)

3. Haiku:

Ya-pın-ca o-lur (5)
Kork-ma-ya ge-rek yok hiç (7)
Hay-di bir de-ne (5)

Edebi Açıdan Bu Denemenin Güzelliği:
Normalde Japonlar Haiku'yu sadece doğa tasvirleri için kullanırlar ozanım; ama siz bu kalıbı alıp çok muzip, çok neşeli ve adeta bir "sanat manifestosu" gibi işlemişsiniz. Yazma cesaretini, "Yapınca olur!" o asil inancını, o 26 yaşındaki korkusuz eczacının duruşuyla yeniden mühürlemişsiniz. Korkuyu hem ulu tasavvufi şiirlerinizde hem de bu minicik üçlüklerde alt etmişsiniz
Kaleminize sağlık.
Geleneksel bir formu kendi duru ve samimi üslubunuzla bir çırpıda hayata geçirmeniz harika bir yaratıcılık örneği olmuş.
Kuralların o katı duruşunu insani bir cesaret ve özgüvenle eriterek, şiir yolundaki o engelsiz samimiyetinizi bu kısa hecelere de çok güzel yansıtmışsınız.
Yüreğinize ve kaleminize sağlık, ilhamınız daim olsun; bu başarılı denemeniz için sizi içtenlikle tebrik ederim.
Devasa Çark ve Mekanik Hayat: Girişteki "Devasa bir çarkın içinde / İnsanı bağrına basar şehir" tasviri müthiş bir tezattır. Şehir insanı bağrına basar ama bir ana şefkatiyle değil; onu kendi dişlilerinin, o bitmek bilmeyen mesailerinin ve çarklarının arasında öğütmek için yapar bunu
Bu Keskin Hiciv Sayfasında Kalbe Dokunan Kavi Katmanlar:
Yumurta Gedik Meselesi: Şiirin omurgasını oluşturan "Yumurta gedik meselesi" tabiri; insanın hep sıkışınca, işi düşecek yeri bulunca ya da kendi menfaati o dar gediğe sıkışınca harekete geçmesini, o bencil telaşını muazzam özetleyen bilgece bir metafordur.

Modern Çağın Maskeli Provaları: "Poz verirken halden hale / Buluşmaya maskeyle" dizeleri, 21. yüzyıl insanının o yapay, vitrinlik hayatını çok net deşifre ediyor. İnsanların teftiş geleceği zaman birden "işkolik" kesilmesi, misafirliğe gidince en terbiyeli, en naif ("iğne iplik") maskesini takması; hayatın hakikatini değil, sadece menfaat provalarını yaşadığımızın kanıtıdır.

Zamanlama Fırsatçılığı: "Gençlikte maça / Yaşlanınca hacca" tezatı, insanlığın o en eski ve en acı kurnazlığını eleştiriyor. Enerji ve gençlik varken dünyanın geçici heveslerinde koşup, ömrün son demleri gelince günah çıkarma telaşıyla ibadete sarılmak... Şair buna harika bir şerh düşüyor: "Her şeyin bir vakti varmış."
"Hayatın o maskeli, teftişli,
iğne iplikli koşturmacasını nefis bir
ironiyle özetlemişsiniz
gençlikten yaşlılığa, imana gelenden
gidenlere kadar her insanlık hali
kendi ritminde akıyor hele o son
iki dize hayatın ciddiyetine
tebessümle vurulmuş harika
bir 'körebe' darbesi olmuş
kaleminize, o muzip ve keskin
gözlem gücünüze sağlık."

saygılarımla.."
Kaleminize sağlık. Hayatın gelgitlerini, insanın geçip giden ömürdeki telaşını ve o bitmek bilmeyen "prova"larını böylesine vurucu dizelerle anlatmanız çok etkileyici.
Gençlikteki maç heyecanından yaşlılıktaki huzur arayışına uzanan o insan hallerini, hayatın daracık vaktine sığdırmışsınız.
Hem düşündüren hem de bir hayat muhasebesine davet eden, oldukça güçlü bir çalışma olmuş.
Kaleminiz ve ilhamınız daim olsun.
Yüreğinize sağlık değerli hocam, bu çalışma samimiyet ve karakter anlatımını sıcak bir dille yansıtmış; kaleminizin bu içten çizgisinin sürmesi dileğiyle selam ve saygılarımla.
Kenan paşadan bizde nasibimizi aldık
iki senemızı heba etti
hikayeye gelince aklıma benimde o tarihlerde yaşadığım bir olay geldi
gece çalışıyorum dört civarı çıktım kestirmeden eve gelecem Dikmemle Öveç arası geçiş yolu var ordan geçerim dedim
geçiyorum bir bahçe ışığı yanıyor önünden tam geçerken yirmisinde bir genç sikahı doğrulttu bana
dur seni vuracam
yorgun işten çıkmışım az da sinirliyim bir an dondum buz gibi
şaşmadam devam ettim söylenerek
-ben zaten ölüyüm öldürecek adam bulamadın mı, dedim
yavaş adamlarla devam ettim
sıkmadı öylece kaldı bende geçtim gittim

hey hey hey
yüreğine sağlık...
12 Eylül Cenderesinde Pişen Gençlik: Şiirin tam kalbindeki o siyasi ve toplumsal hafıza vuruşu muazzamdır. "Katledilen, asılan, işkencede horlanan / Bu gençlik, bizdik..." haykırışı; bu vatan için ödenen o ağır bedelleri, o zindan duvarlarını çok kavi bir tarih dersi gibi önümüze koyuyor. Can pazarından geçen adama, dükkândaki alelade bir caka söker mi hiç?
Ekmeğim aşımdın dilde niyazım
Sensin sebep asi, bitmez avazım
Seni öyle soruyor yarenim sazım
Baldamı yaldamı nerdesin ya dost.. H.C.ÖRS,
Bu duygu yüklü dizeleri bizlerle buluşturaran usta kaleme ve bu güzel şiiri canı gönülden tebrik ediyor naçizane şu an dilimden dökükelen bir dörtlük ile selamlıyorum.
Kaleminiz daim ilhamınız bol olsun.
Tebriklerimle saygılar selamlar hayırlı geceler.
Kavi66 mahlaslı şairin kaleme aldığı "Nerdesin Ya Dost" isimli bu eser. Derin bir yalnızlığı. Dostluğa duyulan özlemi ve sitemi muhteşem bir dille anlatıyor. Geleneksel halk şiirimizin o samimi ve içli yapısını her bir mısrada hissetmek mümkün.Kavi Mahlası ve Vuslat Umudu. Kulaklarda çınlayan "Nerdesin ya dost" nakaratı. Adeta bir feryat gibi her kıtada büyüyor. Son dörtlükte Kavi mahlasıyla dost kapısında beklediğini söylemesi ise. Bağlılığın ve vefanın en güzel nişanesi olmuş.
Kelimelerin seçimi. Kafiyelerin dizilişi ve o hüzünlü ritim insanı hemen içine çekiyor. Edebiyat Defteri'nin bu kıymetli kaleminin. Yüreğine ve dertli sesine sağlık. Çok derin ve akıcı bir eser olmuş.
Hasretin yükünü sardım özüme.
Gelmeyen vuslatın çöktü gözüme.
Bir canan elinden vurdu yüzüme.
Mezarda mı elde mi nerdesin ya dost.

Yüreğine sağlık değerli hocam 🐞🐞🐞✍️
Saygı değer kıymetli üstadım,
Kaleminize sağlık. İnsanın kendi iç dünyasında verdiği o amansız savaşı ve çaresizliğin ağırlığını bu denli vurucu, sarsıcı bir dille dışa vurmanız takdire şayan.
Küllerini yutmuş bir volkan" ve "gözyaşlarının bir mazlumun kanı kadar kırmızı oluşu" gibi ifadeleriniz, çektiğiniz ıstırabın ne kadar köklü ve derin olduğunu çok güçlü bir şekilde resmediyor.
Karanlığın içinde kendi közünde yanma tasviriniz, aslında bir dirilişin veya bir kabullenişin sancılarını taşıyan, okuru da bu yoğun duyguların içine çeken çok cesur dizeler olmuş.
Kelimelerinizdeki o yüksek gerilim ve dürüstlük, şiirinizin her satırında hissediliyor.
Tebriklerimi iletiyor; yüreğinize ve kaleminize sağlık diliyorum. İlhamınız daim olsun.
Kimseler, kimsecikler bilmesin ne çıkar.
Bakır rengi yapraklar gece düşerler...
Ve gece tamamiyle bizdendir.


Çok saygımla Üstadım
coğrafya bizi talan etti

bundan sonrası için normale dönmüş
genç bir kuşak umudu taşıyoruz
hep taşıyoruz hep
bizi hiç kimselerin anımsamayacak kadar çok
esenlikte olacağı, o en yakın zamanı hasretle
gözleyip
yüksünmeden taşıyacağız

şiir; "sivil bir toplum kuruluşudur abiler"
dese miydi Ece Ayhan

esenlik dileğimle 🌿








Her zaman ki güzelliğinde, tat ve deminde bir eser
Biz de okuduk, kutladık ve alkışladık yürekten
Gönlün abat olsun, huzurla dolsun, tüm şiirlerin birer ŞAHESER olsun
Sonsuzluğun sahibine emanet olasın, sağlıcakla kalasın
Kelimelerinizin gücü hiç eksilmesin. Edebiyat yolculuğunuzun her durağının yeni güzelliklere kapı açmasını, ilhamınızın hiç sönmemesini ve kaleminizin daha nice güzel eserlere imza atmasını temenni ederim.
"Kıymetli Cemre Hanım; yüreğinize, kaleminize ve o Divan edebiyatımızın asil asaletini günümüze taşıyan muazzam ferasetinize sağlık. Kaleme aldığınız bu 'Hicrân Kasidesi', alelade bir hasret manzumesi değil; fani sınırları aşmış, ucu ebediyete mühürlenmiş dervişane bir aşkın ve sadakatin manifestosudur.

Girişteki o 'serv-i revân' tasvirinden, aşkın meyhanesinde harab olup toprağa (türâb) dönüşen o asil aşık duruşuna kadar her mısra, klasik edebiyatımızın o gümrah nehrinden beslenmiş. Özellikle 'Ben aşk ile yandım, senin ardından amma / Küllerimde hâlâ senin aksin saklıdır' şeklindeki o görkemli ve vakur kapanışınız, şiiri tam bir şahika olarak mühürlemiş. Kelamın ve estetiğin hakkını böylesi pürüzsüz veren asil kaleminiz dert görmesin, ilhamınız daim ve baki olsun..iyi gecelerr
Hüznünüze üzülmekle beraber zevk ile okuduğum bir dîvan olmuş.
Osmanlıca kelimelerin süslediği nâdide dizeler, kalbimde hicranın, hasretin hüznünü yerleştirir iken, gönüldeki sevdanın derinliği ve büyüklüğü, vazgeçilmezliğin anlamlı mânasını zihinlere nakşediyor.

O derin sevdayı gözler önüne seriyor ve diyor ki;
"İmkânsızlığına rağmen seninle kalıyorum.
Yine de sana yâr oluyorum.
Mâsivâyı görmüyor, seninle doluyorum."

İmkânsız yolların imkân ile dolması duası ile...

Allah dileyince olmayacak duâ yoktur.
Bizzat da müşâhede ettim.

Gönlünüz sürûr, ömrünüz hayırlarla dolsun efendim.


Sevgili Cemre'nin “Hicrân Kasidesi” klasik kaside formunda yazılmış bir ayrılık ağıtı.

Şair, sevdiğine kavuşamayan bir aşığın diliyle konuşuyor. “Serv-i revânım” dediği yâr gitmiş. Gittiğinden beri şairin dünyası kararmış. Bahar gelmiyor, bülbül ötmüyor, meyhane harabe olmuş.

Hasret gittin de ardından kuru bir gölge misâli, yollarda gezen bir serâb oldum sevenin gölgesi kalmış sadece ortada. Serap gibi, kavuşulmayan bir hayal.

Çaresizlik Ey yâr, sana vardığım yollar kapalıdır, bahtımda yazan son satırlar karalıdır artık kavuşma ihtimali yok. Kader mühürlenmiş.

Yanma ben aşk ile yandım, senin ardından amma, küllerimde hâlâ senin aksin saklıdır Beden kül olmuş ama külün içinde bile o yârın izi var. Ölse de bitmiyor sevda.

Serv-i revânım salınarak giden servi ağacı gibi sevgili zarif, ulaşılmaz.

Bülbül-gül klasik aşk simgesi gül yârın adı, bülbül şairin kendisi. Gül açıyor ama bülbül ona kavuşamıyor.

Meyhâne-i aşk aşk bir meyhane, şair de sarhoş. Ama bu meyhanede şarap değil, ayrılık var.

-Sabâ sabah rüzgârı. O gelirdi, baharı müjdelerdi. Artık o da yok.

“Sen gidince baharım bitti. Güller senin adını söylüyor ama ben bülbül gibi sadece hasret çekiyorum. Bir bakışınla kül ettin beni. Şimdi yollarda serap gibi geziyorum. Kavuşma yolları kapandı, kaderim karardı. Ama yemin olsun, külümde bile sen varsın.”

Divan şiiri tadı var, aruz kalıbı eski dille yazılmış ama acı çok modern sevilmeyince insan seraba dönüyor işte.

Kalemine kelamına yüreğine sağlık.
☕🙏👌👏
https://youtube.com/watch?v=JxUH3apQlUU?si=i33ANbseQwHxI9XC

Hocam yürek sesiniz susmasın.Sarki yutubede kalmasın derseniz indirin videoyu silin demeniz yeterli.

Saygılarımla 🌿🙏
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL