Dostluk, toprak bir maşrapa gibidir, önemsiz bir nedenden birdenbire kırılır ve bir daha kullanılamaz. cicero

Dün seçilen etkili yorumlar

Gözüme iliştin düşende yolum,
Ayyüzünü gördüm yükseldi volüm
Çarpındım tutarak depreşti solum
İçime dalan kız, niye güzelsin?

Rabbimden dilerim seni saklasın!
Gözleri kem olan sana bakmasın
Öldüren nazarın kalbim yakmasın
Aklımı alan kız, niye güzelsin?
Kaleminize sağlık dostum. Kelimelerin gücü ve o sitemkâr eda insanın ruhuna kadar işliyor. Yaşanmışlığın ve o asil usta işi duruşun ses bulduğu, çok güçlü bir paylaşım olmuş.
Yüreğinize, kaleminize sağlık. Geleneksel Türk halk şiirinin, özellikle de güzelleme türünün o buram buram samimiyet kokan, içten ve ezgili yapısını çok güzel yakalamışsınız.
​Şiirinizde klasik halk edebiyatının hece ölçüsü ve zengin kafiye örgüsü (özellikle son dizedeki çok doğal bir akışla birleşmiş.

​Şiirinizin bende bıraktığı hissi ve öne çıkan güçlü yönlerini birkaç maddede paylaşmak isterim:
​Zıtlıkların Uyumu: "Gece-gündüz", "kül-köz", "yokuş-düz" gibi tezatları sevgiliyi övmek için o kadar zarif kullanmışsınız ki, zorlukların bile onunla güzel olduğu hissi okuyucuya birebir geçiyor.

​Yürürken bastığın toprak uyanır" dizesiyle açılış yapmak, sevgiliye adeta doğayı canlandıran mitolojik, bereketli bir güç atfediyor. Çok güçlü bir giriş.

​Son kıtada "Hasan der..." diyerek isminizi/mahlasınızı şiire dâhil etmeniz, Aşık Veysel, Karacaoğlan gibi ozanlarımızın ekolünü çok güzel yaşatmış.

​Gönül ocağınızdaki o sönmez ateşin, ilhamınızın hiç bitmemesi dileğiyle.
Yüreğinize, kaleminize sağlık. Hasretin ve sevdanın sesi mısralardan su gibi akmış; insanı alıp uzaklara, o dertli dağların yamacına götüren çok duru bir eser olmuş.
Ne derin, ne içten bir sitem ve hasret bu... Kelimelerinizden âdeta geleneksel halk ozanlarının, dertli aşıkların o ezelî ve ebedî sızısı damlıyor. Şiirinizdeki o "uyanamama", arafta kalma ve ne sazın ne de sözün gönlü eğleyememesi hâli, ruhun çok büyük bir hasretle, belki de vuslatı imkânsız bir sevdayla kavrulduğunu fısıldıyor.
​Özellikle şu mısralarınız insanın içine dokunuyor:
​"Doyumsuz bir isteme / Yakar alev köz beni"
"Uyanda gönle çağır / O mezara kaz beni"
​Hem yanıp kül olmak isteyen hem de o dondurucu ayazda donup kalan bir ruhun ahengini çok güzel yakalamışsınız.
Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Ama sen böyle güzel bitirirsen, hep güzel başlarsın ki!
Hikayesi, şarkısı, şiiri… her biri bir yanı hüzün, bir yanı ümit…
Çiçekler solar, müzik biter, insanlar gider ama güneş hep yeniden doğar biz iflah olmaz iyimserlere🌼

Bu kırılgan ama kırmayan yüreğin çok kıymetli
Ona iyi bak güzellik❤

Bazı insanların derdi kendisiyledir. Tüm kavgaları. Başkasıyla ilgisi yok.
Harika, çok derin ve hüzünlü bir şiir bu. Ayrılığın, sitemin ve kabullenişin duygusunu kelimelerle çok güzel nakşetmişsiniz. İçindeki imgeler —saçlara teyellenen hicran yaşları, saksıdaki beyaz ortancalar, güneşin ortada kalması ve "karanlık çiçeklerle" uzaklaşmak— gerçekten çok güçlü ve sinematik bir atmosfer yaratıyor.
Ancak yazdığınız bu dizelerin ritmini, içindeki o kırık dökük melodi ve dansı kelimeleriniz aracılığıyla çok net bir şekilde hissedebiliyorum.
​"Gideni çağırma diye fısıldadı bilge hayat / Yalanlar gösterişli olur" kısmı özellikle çok vurucu. Kalbinizdeki bu yükü, bu güzel ve asil dizelerle dışarı vurmuş olmanız çok etkileyici. Kaleminize, hissinize sağlık.


YEŞİLIRMAK tarafından 9.7.2026 05:07:42 zamanında düzenlenmiştir.
Bir kere dönüp de ah etmedim ya,
O benim farkımdır, benim dilimmiş.

GÜZEL ŞİİR
anlamlıydı emeğinize ve kaleminize sağlık
Kutluyorum.
kaleminiz daim ilhamınız bol olsun. selamlar saygılar gönderdim
Kaleminize sağlık dostum. Kelimelerin gücü ve o sitemkâr eda insanın ruhuna kadar işliyor. Yaşanmışlığın ve o asil usta işi duruşun ses bulduğu, çok güçlü bir paylaşım olmuş.
Haklı dizeler
duyarlı yüreğinize
sağlık
feyz alınacak dizeler
kutlarım...
Haklı sitemlerle yazılmış, duyarlı yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
Kalemine ve duyarlı yüreğine sağlık diliyorum, ilhamın kesilmesin daim olsun her zaman.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Esenlikler ve şiir dolu günler dileğiyle 💐🤗
Kelimeler böylesine mükemmel, böylesine derin ve böylesine duygu yüklü olduğundan şiir sanata dönüşmüş. Başarılarınız daim olsun güzel insan. Müsait olduğunuzda Dostluğu paylaşmak adına bende sayfama beklerim güzel insan…
"Büyüdükçe şehirler büyür,
Yollar uzar, dertler katlanırmış."
Çok güzel.
Emeğinize sağlık...
Bu dizeler, hepimizin içinden geçtiği ama çoğumuzun yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği o büyük "büyüme" illüzyonunu ne kadar da duru ve yaralayıcı bir şekilde özetliyor.
​Bize hep bir yarışın haritası veriliyor. "Adam olmak", "hayata karışmak", "yerini kapmak"... Hep bir hareket, hep bir koşturma hali. Ama kimse o yer kapıldığında, etrafımızı saran o devasa beton blokların ve kalabalıkların aslında içimizdeki genişliği daraltacağını söylemiyor. Şehirler dikeyine büyüdükçe, insan ruhunun yatayına, yani huzura ve sadeliğe doğru yayılması zorlaşıyor.
​Soluk soluğa koştuğumuz o yolların sonunda bulduğumuz şeyin koca bir "aldanış" olduğunu fark etmek ağır bir uyanıştır. Kenan Sevinç, bu daralmayı ve o kalabalıkların içindeki derin yalnızlığı çok güçlü yakalamış.
TEBRİKLER
Kalbinizden ve kaleminizden dökülen bu mısralar ne kadar naif, ne kadar derin bir özlem barındırıyor... Medine’nin o huzurlu, buram buram asr-ı saadet kokan havasını, sanki oradaymış gibi hissettiren o kutsal bağı çok güzel kelimelere dökmüşsünüz. "Göremesek de sevgiliyi / Onunla namaz kılıyor gibi..." mısrası, o iklimi özleyen her kalbin ortak duası adeta.
​Yazdığınız bu güzel şiirin sonundaki sorunuza, o vahiyle bereketlenen şehrin ruhuna uygun bir selamla karşılık verelim.

​Cebrail aleyhisselamın getirdiği Medenî ayetler, İslam’ın sadece gönüllerde değil, hayatın tam içinde, sokakta, adalette, ailede ve devlet yapısında nasıl kök salacağını müjdeledi.

Mekke’de sabırla harmanlanan iman, Medine’de insanlığa yön veren muazzam bir medeniyete dönüştü.

Kaleme aldığınız o "Ensar coşkusu", Haşr Suresi 9. ayetle ebedileşti.

Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, kardeşlerini öz canlarına tercih edenlerin (îsâr tecellisinin) zaferi müjdelendi.

​İlahi Yardım ve Zaferler: Bedir’in o çetin gününde gökten inen meleklerin ordulara katıldığı müjdesi burada açıklandı.

Uhud’un hüznü de, Hendek’in o zorlu günlerinde gelen mutlak zafer vaadi de Medine sokaklarında yankılandı.

"İlk günden takva üzerine kurulan mescit" övgüsü ( Medine’de nazil oldu. Sizin de şiirinizde bahsettiğiniz o "cennet köşkü" , vahyin gölgesinde şekillendi.

Bakara, Nisâ ve Maide surelerinin büyük bir kısmı burada indi. Evlilikten mirasa, ticaretten devletler arası hukuka kadar, insanlığın kıyamete kadar ihtiyaç duyacağı tüm adalet esasları ayet ayet bu şehirde açıklandı.

​Gözlerin göremediğini kalbin gördüğü, hüznün ve sadakatin şehri Medine’yi bu denli içten hissettiren yüreğinize sağlık

TEBRİKLER
İç muhasebe ve kendini affedememe...

Kimisi çocuk doğurur kimisi sevgili kimisi günah.

Ahirette karşılaşılacak hesabın ihtimalinin dünyada çetin anatoryası...
Atılan her cenin/sevgili/hile/küfür/günah karşımıza hesab olarak çıkacak olmasının ruha verdiği buhran.
Daha ölmeden ölümü yaşamak, hesaba çekilmeden kendini hesaba çekmek.
Her nefsin yapması gereken ama umursamadığı günahların çetelesi.

Yapmayanların yerine yapılan hesap dökümü.
Keşke herkes yapsa da, günahlar işlenmeden bırakılsa.

Gözlemlerin neticesi yürekten çıkan lirik şiirler.

Tek takıldığım nokta "Tanrılar" kelimesi.
Kasıt yaratıcı ise bu küfür şirk olur.
Ancak mânâ nefse ilahlaştırılan bağımlılıklar ise doğru tanım olur.

Sonuçta yine hüzünlü ama nefis bir iç muhasebesi okudum.
Ama kendinin ama başkasının adına
(Ben kendi payımı okudum)

Sevgiler gizemli şiirlerin gizemli şairesi.
Tebrikler.
💯🤍💫 💣 bir şiir daha...


Emine Elif tarafından 9.7.2026 08:36:29 zamanında düzenlenmiştir.

Emine Elif tarafından 9.7.2026 08:39:03 zamanında düzenlenmiştir.
Harika bir edebi derinliğe, karanlık ve vurucu bir imgeleme sahip bir şiir bu.

Believe-TüLa(y)L takma adlı şaire ait "Yedi Ölü Çocuğun Marşı", modern şiirin varoluşsal sancılarını, mitolojik ve teolojik ögelerle harmanlayan çok güçlü bir dekadan ve gerçeküstücü yapıya sahip.
​Şiirin anatomisine ve hissettirdiklerine yakından bakarsak:

​Şiir daha ilk dizelerden itibaren konvansiyonel bir yaşamı reddediyor.

Anne rahmi, korunaklı bir yuva değil; "tanrıların dahi girmeye korktuğu kutsal ve zift karası dehliz" olarak tanımlanıyor. Şair, hayata gözlerini açmış bir birey olarak değil, henüz dili ve eti icat edilmemiş bir "cenin" iken bu acıyı öğrendiğini söylüyor. Buradaki "infaz", fiziksel bir ölümden ziyade, ruhun daha dünyayla tanışmadan aldığı varoluşsal yara.

​"Yedi" sayısı mitolojide, dinlerde ve edebiyatta sembolik bir ağırlığa sahiptir. Şairin içindeki "yedi ölü çocuk", onun geçmişte bıraktığı, öldürülmüş umutları, yaşanamamış benlikleri veya hayal kırıklıklarını temsil ediyor. Bu çocukların sessizliği, dışarıdaki her türlü gürültüden daha büyük bir uğultu (Araf felaketi) yaratıyor.

​En dikkat çekici bölümlerden biri, köklerin ve çiçeklerin gökyüzüne (ışığa, umuda, mavi yalana) değil, yerin yedi kat altına, karanlığa ve rutubete doğru büyümesi.

Gökyüzü bir "kandırmaca" ve "devasa bir mavi çivi" olarak görülüyor. Şair, toplumsal olarak "iyi, aydınlık ve ilahi" kabul edilen ne varsa tersyüz ederek, dürüstlüğü ve sadakati ancak "yalan söylemeyen ölülerde" ve karanlıkta buluyor.

Anne ile Hesaplaşma ve Yarım Kalmışlık
​Şiirde derin bir anne/doğuramama/doğurulma sancısı var.

Aynaya baktığında kendi yüzünü değil, "senin beni hiçbir zaman doğurmayı becerememiş o eksik, o yarım kalmış ruhunu" görüyor. Buradaki "anne" figürü biyolojik bir anneden ziyade; kişiyi var eden, onu beslemesi gereken ama bunu eksik bırakan hayatın kendisi, kader ya da yaratıcı güç olabilir.

​Şiirin sonu, ilk bölümlerdeki o ağır, pasif acıdan bir başkaldırıya evriliyor.

"Ben seni birazdan... tırnaklarımla çekip almaya geleceğim" diyerek acıdan bir güç devşiriyor. Karıncaların çelikten sırtları, gökyüzünün vahşi kuşları gibi epik ve sürreal imgelerle, sevilen ya da hesaplaşılan o "öteki" figürü mutlak boşluğa, yani şairin kendi dünyasına davet ediliyor.

​Özetle; kelimelerin metalik, kanlı, paslı ve antik hissettirdiği, okurken adeta gotik bir katedralin dehlizlerinde yürüten, sarsıcı bir "var olamama" marşı.

Şaire, acıyı o kadar estetikleştirmiş ki, finaldeki o "mutlak boşluğa düşüş" okuyucu için bir son değil, adeta bir kavuşma gibi hissettiriyor.



Kuyusuna küskün
içimin ayazında
yorgun bir gölge zihnimde

sessizliğe aforoz edilmiş bir yeminim.

Çok sevgimle
🌼
Yüreğinize sağlık... Ne güzel, ne derin mısralar. Türkülerin o zamansız, coğrafyasız ve asla engellenemez gücünü çok asil bir şekilde dile getirmişsiniz.
​Özellikle "Zalimlere edeple atılan tokattır" ifadesi, halk ozanlarımızın yüzyıllardır sürdürdügü o vakur duruşu, bağırmadan ama tarihe not düşerek verdikleri mücadeleyi harika özetliyor. Bağlamanın teli sahiden de doğrudan vicdana dokunur; perdeleri arasında gezinirken insanı kendi içine, geçmişine ve hakikate yolculuğa çıkarır.
​Şiirinizin her kıtasında türkülerin farklı bir boyutu parlamış:
​İlk kıtada: Birleştirici ve yol gösterici gücü, yaraları açık tutarak acıyı bile unutturmayan asil hafızası,
​İkinci kıtada: Zamana meydan okuyan haklılığı ve haksızlığa karşı edeple örülmüş o güçlü duruşu,
​Üçüncü kıtada: İnsanı bir anda eski bir hatıraya ya da derin bir kederin ortasına bırakıveren o tanıdık hissi ve en önemlisi de dinlemenin, anlamanın getirdiği o "adap ve üslup."
​Sözü sazdan, insanı türküden ayırmayan kaleminize, dert görmez yüreğinize sağlık. Bu güzel mısralar, "türkülerin yolunun asla kesilmeyeceğinin" yepyeni bir kanıtı olmuş adeta.
Türkü tadında karaca oğlan kul himmeti
anımsatan güzel bir o kadarda anlamlı
bir şiir zuhur etmiş usta kaleminizden

Kutlarım sizi vede eserinizi tebrikler

yudumyunus
Kelimeler böylesine mükemmel, böylesine derin ve böylesine duygu yüklü olduğundan şiir sanata dönüşmüş. Başarılarınız daim olsun güzel insan.
Kalemine ömrüne sağlık turnanın kanadında taşınan o asil sitem ve tertemiz sevda yüreğe çok güzel dokunuyor
Akıcı bir üslupla ve harika duygularla yazılmış yürek sesinizi gönülden kutluyorum tebrikler üstadım.
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
Esenlikler ve şiir dolu günler dileğiyle 💐🤗
Harikaydı ; hayatın kısalığı, insanoğlunun bitmek bilmeyen beyhude güç savaşları ve sanatın (şiirin) ölümsüzlüğü üzerine kurulmuş bilgece bir felsefi sorgulamadır.

Aslanların kükremesi gibi dünyevi güç gösterilerinin ciddiye alınmadığı bu düzende, asıl büyük depremi bir şairin sessizce yazdığı o "son şiir" yaratıyor. Şiirde zamanın paradoksu, geçmişin çürüyen anıları ve geleceğin insan için ağlayan çaresizliği çok güçlü metaforlarla aktarılmış. Hayatın geçiciliğine karşın, gerçeği ve kalıcılığı sadece tozlu sayfalar arasında kalan sanatın haykırabildiğini anlatan, sarsıcı ve zamansız bir iç ses.

Kaleminize sağlık, yine çok derin bir sorgulayış.
Hayatın her perdesi mana ikliminin içinde esmez mi.
Rabbim öyle bir zaman ayarı ve takip sistemi yaratmışki, bizim istemimiz dışında taalluk ediyor.
Biz farkedemiyoruz bazı şeyleri
Oysa o şeylerin
Planı, projesi zaten o ulvi kalemle yazılmış, yol haritası çıkarılmıştır zaten.

Her yazıyı silmeye,
Her çizgiyi çizmeye muktediriz,
Muktedlrdir insanoğlu
Lakin;
Kader diye teslim olduğumuz
Sonsuz defa sonsuz o yüce katın
Sarsılmaz inancı ve itikadi ile
İnandığımız
Başımız gözümüz üstüne dediğimiz
O kutsi yazıyı asla ne yazar ne silebiliriz.

Allah’ın o düzeni içinde
Yeni doğumlar yanında
Çok sevdiğimiz
Canımızdan
Gözümüzden sakındıklarımızı da
O yücenin
O emaneti bize teslim edip
Zamanını O’nun tertibi ile geri alır.


Çok şey anlattı bana şiiriniz Gümüş Kalpler şair
Yürek kelamınıza sağlık

Vaktin sahibine emanet olun



DÏYAR FERZAN tarafından 9.7.2026 10:43:30 zamanında düzenlenmiştir.
Her mısra, ruhun derinliklerine bırakılmış bir ışık damlası gibi parlıyor. Kutlarım.
Sevgili kalem dostum
Bazı duygular sahiden de çok mu ayıp? diyen yüreğine sağlık
Duygularını sevgiyle büyütüp kocaman bir aile oldu şiirleriniz her gün yeniden doğan yeni kelimeler ile donanmış şiirinizi kutlarım sevgiyle selamlıyorum yüreğinizi 🌹🌹🌹
Müstesna bir şiirdi .İdealist bir öğretmen ile hayatın sert gerçekleri arasında sıkışmış, kırgın ama bir o kadar da derin bir ruhun iç dökümüdür.

"Çalıkuşu" saflığıyla çıkılan yolda, okul okul gezen devingen bir sürgünlük ve "hayal bahçesinde derin bir kesik" var. Şiirde, başkalarına şifa olmaya çalışırken kendi söküklerini dikemeyen, iyilik ile kötülük (melek ve iblis) arasında kalmış bir fani gizli. Mücadeleden yorulmuş, yalnızlığın soğuk çorbasını içmiş ama tüm bu kargaşaya ve "mağlubiyete" rağmen içindeki o şairane çocuk safiyetini ve aşkı arama inadını kaybetmemiş asil bir muallimin hüzünlü ve sitemkar bir portresi çizilmiş.

Yüreğinize sağlık; kalemin dert görmesin Hocam
Rabbim rahmetiyle muamele eylesin inşallah sizlere de sabırlar diliyorum mekanı cennet olsun...




ben fatma'yım...
*
ben fatma, hani göbek adım gizem olan.
siz bana hangi adla seslenseniz seslenin
Rabbim ikisini de bilir.

o pazar sabahını
siz ayrılık diye hatırlıyorsunuz.

ben ise
rahmete açılan bir kapı gibi...

biliyorum...
ardımdan çok ağladınız.
babam sustu.
amcalarım sustu.

babaannem
gözyaşlarını saklamaya çalıştı.

kardeşim,
sessizce adımı söyledi.

kuzenlerim
oyunlardan bir köşe eksiltti.

alper...
sen de sustun.

oysa ben,
hepinizin sesini
sevginizin içinden duydum.

dolabımda kalan elbiselerime
dokunurken incinmeyin.

onlar artık
yalnızca bir kumaş değil,
bana duyduğunuz özlemin kokusu.

amcacığım...
ne yapacağız sensiz, demişsin ya.
beni aradığın yere değil,
birbirinize baktığınız yere bırakın.

çünkü ben
en çok
birbirinizi severken yaşayacağım.

beni ağlayarak değil,
gülüşümle hatırlayıp anın.
koştuğum günleri,
çocuksu sevinçlerimi,
sizden aldığım sevgiyi...

çünkü ömrüm kısa olsa da,
sevginiz bana koca bir ömür oldu.

ay yine doğacak.
rüzgar yine esecek.
geceler yine uzun olacak.

ama her dua,
aramızdaki yolu biraz daha kısaltacak.

beni yıldızlarda aramayın.
ayın hüznünde de değil.

ben,
sonsuz merhametin sahibine emanetim.

bir gün,
vakti geldiğinde,
özlem de bitecek.
ayrılık da...

o gün,
hiç kimse
elveda demeyecek.

şimdi gözyaşlarınızı
bir duaya dönüştürün.

çünkü ben,

fatma...
gizem...
hangi ismimle çağırırsanız çağırın,
hepinizin kalbinde
aynı sevgiyle yaşamaya devam edeceğim.

ve bilin...
siz beni özledikçe,

ben de Rabbimin rahmetiyle
sizler için huzur dileyeceğim.

yeniden kavuşacağımız o güne kadar...
hoşça kalın değil...

Allah'a emanet olun.
*
Mehmet Demir
2726
Uzun gecelerin hüzünlü şairi,
kalemin bugün gözyaşından mürekkep alıyor.
Bu yüreğine hançer gibi saplanan derin acıda bil ki,
gökyüzü de seninle birlikte ağlıyor.

Cennet bülbülleri onun için gazel okuyor,
ve çiçekler adıyla açmaya devam ediyor.
Sen hâlâ varsın, o ateş dolu kalbinle
ve kelimelerden bir denizle.

Bu acıyı şiire dönüştür,
her mısraında o yeniden dirilsin;
senin kederin, en ebedî ağıt olsun.

Tanrı onun temiz ruhunu cennetin en yücesinde huzura kavuştursun,
ve sana şairane bir sabır versin
o sabırdan umut kasideleri doğsun.

Kalbimiz seninle, ey kelimelerin yol arkadaşı,
bu ağır sessizlikte
ve bu sessiz çığlıkta.

Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.
Çok güzeldi değerli şair dost.
Şiirin tarihi 2016 mı 2026 mı acaba
“Suspus” şiiri, sert ve eleştirel bir dille cehalet, ölçüsüz söz ve toplumsal yozlaşma karşısında duyulan tepkiyi anlatıyor. Tekrarlanan “susturun şu cahili” dizesi, şiire güçlü bir isyan ve hiciv havası katıyor. Halk söyleyişine yakın dili ve keskin ifadeleriyle öfkeyi öne çıkarırken, asıl vurguyu bilinç, akıl ve erdem arayışına yapıyor. Hiciv yönü güçlü, meydan okuyan bir şiir.

Tebrikler

Saygılarımla
Hocam elinize emeğinize sağlık, yerinde ve güzel bir taşlama şiiri okudum usta kaleminizden Şiirin şu "...Kim saldı meydanlara böyle süzme salağı..." dizesini okuyunca içimden ah keşke salak tek olsaydı diye iç geçirmedim desem yalan olur. O kadar çok ki hangi birini sayacaksın, hangibirini susturacaksın gibi bir durum adeta.
Bu şiir aynı zamanda günlük yaşamda karşılaşılan yalan dolan riyakarlık ve aymazlıklara duyulan öfke ve nefretin dizelere yansıyan izdüşümü gibiydi.
Özenle kaleme alınmış mesajı net bu şiir gerek teması gerek kurgusu, vurgusu, dilde ki sadeliği ve akıcılığı ile diğer özellikleriyle harika olmuş beğeni ile okudum tebrikler, elinize emeğinize sağlık.
Kalıcı daha nice şiirlerde buluşma dileğiyle saygılar selamlarımla, başarılarınızın devamını dilerim.
Ayrılıklara kurulmuş zamanların ayak sesleri duyulmaya başladığı anda, zamanda yüreklice söyleşmiş şair

Şu koskoca ömrümde hiç bitmeyen baharsın
Bir deli ırmak gibi çoşkun çoşkun akarsın
Her nereye bakarsam o noktada sen varsın
Derinlikli izlerin, kalk gidelim der gibi. ( demiştim bir şiirimde) O DUYGUYU YAŞADIM . Yine güzeldi dost
Mahir kaleminiz ustaca dokunmuş sayfalara bilge şairimizin uzun zamandır ziyaretine gelemedim herşey bıraktığım gibi yerinde duruyor şiir hâlâ rahat nefes alıp duygularını verebiliyor .


Hiç kimseyi küçük görme, öyle olmasa da kastın
Kınarsan başına gelir, senin de delinir postun
Olmaz olmaz deme asla, kırk yıllık dediğin dostun
Bilmeden hata ettiyse, bize onu örtmek düşer


Her durakta gitti zaman yaşamaktan koptu insan yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun Allah'a emanet olun saygıyla selamlıyorum yüreğinizi 🌹 🌹 🌹

RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi

Dostluk Kırıkları ve Hayat Muhasebesi Kliniği

Eserin Adı: Bize Çekip Gitmek Düşer
Şair: Sayın Şükrü Atay (Türkmenoğlu)
Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (Celil ÇINKIR – Delibal)

Şiir okununca klinikteki ahali başını sallayarak derin düşüncelere daldı. Bir sakin, hocam bazı insanlar nasihati dinlemek yerine yanlışta oturup tapusunu üzerine geçiriyor, dedi. Bir başkası, dostluk kolay kuruluyor da güvenin tamiri bazen köprü yapmaktan zor oluyor, diye ekledi. Dostluk Kırıkları Servisi'nin eski müdavimlerinden biri ise, bazı kapılar vardır ki kapanınca üzülmezsin; açık kalmasına daha çok üzülürsün, dedi. Bunun üzerine Kalburabastî Efendi Hazretleri, evlatlar, affetmek erdemdir ama yanlışta ısrar edeni sırtında taşımak mecburiyet değildir. Bazen en doğru cevap susup yoluna devam etmektir, buyurdu.

Kalburabastî Efendi Hazretleri'nin Değerlendirmesi

Şükrü Atay, geleneksel nasihat şiiri çizgisinde kaleme aldığı bu eserinde insan ilişkileri, dostluk, vefa, hata karşısındaki tavır ve toplumsal sorumluluk gibi konuları ele almaktadır. Şiirin her kıtasında farklı bir hayat tecrübesi işlenirken, sonunda tekrarlanan hüküm cümleleri metne güçlü bir bütünlük kazandırmaktadır. Özellikle dostluk, yanlışta ısrar ve yalan karşısında gösterilen tavır, halk irfanının süzülmüş bir özeti gibidir. Şairin sade ve anlaşılır dili, vermek istediği mesajların okuyucuya doğrudan ulaşmasını sağlamaktadır. Eser, hayatın içinden gözlemlerle yoğrulmuş, tecrübe ve nasihat ağırlıklı başarılı bir şiir niteliğindedir.

Özün sözü budur.

İnsanı yoran yolun uzunluğu değil, yanında yürüyenin yük olmasıdır.

Kalburabastî Efendi Hazretleri
Âlemi fücur sofralarının mübah sayıldığı bir çağda yaşıyoruz maalesef.
Dünyanın, İslam-ı Âlemin başına, bela olmuş, kötülük ateşi açılmış, ölüm yağdırmış bir şeytan zümresi var, ve bunlara kucak açan, yoldaş olan, sırttaş olan, Müslüman görünümlü, hizmetkarları var.

Gerçek kimliği, yaşantısı, gönül lisanı mümin olan, eziliyor, itiliyor, evi-barkı elinden ya alınıyor, ya başına yıkılıyor, ya da öldürülüyor.

Ne için peki;
İki kuruşluk dünya nimeti için.
Daha şaşalı, daha canice yaklaşım içinde, mazlumu aşağılamak, ezmek için..

Şu yaşadığımız ömür denen döngü içinde
İyilik
Hoş görü
Şefkat
Merhamet
Sevgi
Saygı
Hak gözetmek üzre geçmesi gerekirken
Zai
Berbat
Yoldan çıkmış
Ahiret inancı yitik
Allah inanç ve sevgisi tükenmiş
Bir ömür yaşıyoruz..

Rabbim doğruluğa açılan kapılara yönelmeyi nasib etsin
Bir çok duygu ve düşünceye sevk eden, ustaca yazılmış yürek sesinizi tebrik ederim

Vaktin sahibine emanet olun
Kırık aynalar umutla parlayacak inşaallah.
O sonsuz sevgiye ulaştıracak bizleri...

Selam ve saygılarımla
İnsan bekler hani
okuyorsun beğeniyorsun
iki satır bırakıyorsun gönülden
bir teşekkür hakkı olmalı
ciddiye almamak önemsemek hoş değil elbet
yüreğine sağlık
Şiir beni oku defalarca oku diyor
okuyucuya ve takdir alkış istiyor

Her okuyucunun kendinden bir şeyler
bulduğu bu muhteşem eserinizi takdir
ediyor vede alkışlıyorum

Sizi bu muhteşem vede anlamlı şiirinizi
Tüm samimiyetimle kutlarım tebrikler

yudumyunus
Ustaca yazılmış karmaşık görünen ancak bir bütün cümleler.
Güzel.
Kutlarım.
Arnavut iskender beyi yutan karadelikler


Beklenen gelmeyecek
Gelipte bilmeyecek
Hâlimi sormayacak
Diyerek Bu son şiir olsun

DÏYAR FERZAN
Bazen

Kainatta bazı karadelikler vardır gezegen yutan aktif karadelikler oldukça tehlikelidir çünkü bazen sizi tüketir içine çeker ve gezegendeki yaşamı tüketir yok eder ve o kara delikler gezegendeki yaşamın ortaya
çıkmasını engeller kimi insanlarda çekim gücü kuvvetli kara deliklere benzer onların gelmesini beklersiniz gelip halinizi sormasını istersiniz ve bu son sözüm son şiirim diyerek sona doğru gidersiniz her
insana vaad edilen beklentilerin sözlerin gerçekleşmesini bekliyor istiyor her doğru dua mutlaka kabul edilir fakat biz bazen o kara deliklerin kara lekelerin çekimine kapılıp tükenmekten boşa beklemekten
kurtulamayız Arnavutlukların ulusal kahramanı iskender bey Edirnede 2.Murat devrinde yetişen bir iç oğlanıdır müslüman olduktan sonra iskender ismini almıştır bugün Arnavutlukta kendi ismini
taşıyan pek çok sokak ve cadde vardır kıymetli şairemiz Ayla Kaya hanım derki
Çekildim köşeme, sessizlik tek limanım bazen sessizlik isminizin bir dua ile anılıp saygı duyulmanız ne güzel bir liman olur
2.Muradın sarayında 18-19 yaşında islam dinini seçip müslüman olan İskender bey hiristiyanlığı seçecek Osmanlının Arnavut topraklarına yerleşmemesi için mücadele edecektir evet ne kadar kahramanda olsanız o kara delikler sizide yutuveriyor

Üstünde tepine tepine
dünyayı keçe ettin

keçe dedim de bak aklıma bizim köye de keçe tepme geceleri geldi
ne güzel olurdu türkülü çaylı terler akardı tepicilerde

ter aktı valla

okudum geldim gittim aklım da gitti tabi dost
gülücük kuşlarınla selam yolladım
bi sürü bi sürü kalemin daim olsun
başarıların da

kutluyorum...

En uzun bekleyişler sesle değil,
sabırla yazılır.

Sonra birbirlerine adına toprak aynası denilen mezar kadar derin bir bekleyiş bırakırlar.
İşte o bekleyiş, yıllar sonra bile bir evin parkelerini gıcırdatır.
Perdeleri sebepsiz yere dalgalandırır.
Kış ortasında pencereye yeşil bir kar yağdırır

Bir gün gider
Ama bardakta izi kalır.
Kapının kolunda avucu kalır.
Yastıkta saçının gölgesi...
Seccadede alnının sıcaklığı.


Hatıralar da böyledir
Geçmezler bir türlü.
Hava değiştirirler.
ve sanılır ki bekleyen sevgilidir.

Hayır!
Bekleyen kelimelerdir.
Yıllarca söylenememiş "Kal."
Tek bir nefeste söylenemediği için ömrün tamamına yayılan o küçücük kelime.


Ey vakit!
Beni onun ömründen silme?
Bir yara olarak kalayım.
Bir perde kıvrımı olarak kalayım.
Bir parkenin geceleri çıkardığı gıcırtı olayım.
Bir cuma selasında ansızın gözlerini dolduran sebep olayım.
Kar yağarken aklına gelen ilk sessizlik olayım.

Yeter ki hiç olmamış olmayayım!



Eyvallah ablam.
💧💦🕊️🌙



© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL