0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
49
Okunma
Dur gitme ne olur...
Beni bir tek senin gidişin yıkar.
Adımların uzaklaştıkça bu şehirden,
Gözlerimin feri söner, içimdeki ışık kararır.
Sen gidersen;
Mevsimler hep ayaza keser,
Kuşlar sustuğuyla kalır dallarda.
Yarım kalmış bir hikâye gibi,
Eksik kalır mısralarım, dilim damağım kurur.
Gölgen bile yetiyor bu sokağa,
Sesin, sessizliğimi susturmaya kâfi.
Yıkma bu hayali, bozma bu büyüyü;
Çünkü sen gidersen,
Ben kendimi bir daha toparlayamam.
Ellerim boşlukta bir dal ararken,
Kırılır kolum kanadım, yere çakılırım.
Şu yorgun kalbim bir daha kapı açmaz kimseye;
Pas tutar kilitleri, dökülür gönlümün sıvaları.
Sanki bir kış günü, gurbet ayazında
Ceketsiz kalmışım gibi titrer her hücrem.
Bakma öyle kararlı, öyle umursamaz durduğuna;
Gidenin ardından bıraktığı sadece enkazdır.
Ben bu enkazın altında can çekişirken,
Bastığın her toprak, benim mezar taşım olur.
Erir gider karlı dağlar gibi umutlarım;
Dökülür yapraklarım, baharı görmez ömrüm.
Sırtını döndüğün an başlar asıl kıyamet,
Üstüme devrilir bu koca şehir, altında kalırım.
Bir tek fotoğrafın kalır masada;
Yırtık bir hatıranın gölgesinde üşürüm.
Sokak lambaları bir bir sönerken ardınca,
Karanlığın içinde adını sayıklarım.
Eski bir şarkı takılır plak gibi aklıma;
Bir fırtına kopacak derken Müslüm Baba
Ben sessizce kanarım.
içimde koca bir dünya yerle bir olur.
Ekmek gibi, su gibi değil; nefes gibiydin oysa,
Şimdi ciğerlerime dolan bu duman neden?
Gitme ne olur…
Çünkü gidişin sadece bir veda değil;
Benim bu dünyadaki son nefesim,
Ardında bıraktığın bu adamın sessiz infazıdır.
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.