0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
131
Okunma
İçimizdeki bitmek bilmeyen o derin sessizliğin,
En kalabalık sokaklarda yankılanan tek kelimelik özetidir yalnızlık.
Bir vitrin camında asılı kalan solgun yüzümüz,
Yabancı omuzlara çarpan kimsesizliğimizdir yalnızlık.
Güneşin herkesi ısıtıp bizi teğet geçtiği o an,
Gölgesi gövdesinden ağır bir adamın hikâyesidir.
Ne limanlara sığar bu yük, ne devasa gemilere;
Durmadan kendi içine doğru yürümektir yalnızlık.
Dört duvarın birbirine fısıldadığı sırlar,
Geceye bırakılan o ağır, cevapsız sorulardır.
Bazen bir çay bardağındaki tek kişilik buğu,
Hiç çalmayacak bir kapıdaki paslı eşiktir yalnızlık.
Yabancı ellerin dokunduğu soğuk bir mermer değil,
Kendi sesinden ürken o ince sızının adıdır.
Binlerce kahkahanın ortasında donan bir gülümseme,
Okunmayan bir kitabın altı çizili cümlesidir yalnızlık.
Yollar uzar, şehirler değişir, takvimler eskir,
Ama insanın yanındaki o büyük boşluk eksilmez.
Bir bavula sığdırdığın o yorgun dünyayı,
Gidecek yer bulamadığında kalbine boşaltmaktır yalnızlık.
Dünya bir pazar yeri, herkes bir telâşın peşinde;
Bizse tezgahı boş kalmış bir satıcının dalgın bakışıyız.
Herkesin konuştuğu bir dilde,
Hiç kimsenin anlamadığı o yabancı kelimedir yalnızlık.
Ve akşam olup el ayak çekildiğinde,
Işıkları sönmüş odalarda gölgenle el sıkışmaktır.
Bitmez bu yankı, dinmez bu derin uğultu;
İnsanın kendine verdiği en kalabalık vedasıdır yalnızlık.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.