1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
18
Okunma
Madem tesadüftü karşılaşmamız,
Yorulursan yaslan gölgeme,
Üşürsen göğsüm sığınağın olsun.
Bilmezsin hangi rüzgâr attı seni kıyıma,
Bırak sözcükler dökülsün sessizliğin kıyısına
Zira her tesadüf, gizli bir duanın yankısıdır,
Kırılmış ne varsa heybendeki o eski zamana;
Gülüşün, solmuş yaralarıma merhem olsun.
Yollar yorsa da seni, adımların bana kalsın,
Gözlerindeki o yorgunluğu bırak avuçlarıma.
Mademki bu fırtınada kalbin bana emanet,
Kimse sormasın nereden gelip, nereye gittiğini.
Güneş batarken uzayan o ince çizgide,
Korkma, karanlığın bittiği yerde elim elinde kalsın;
Sadece dur burada; varlığın, varlığıma şahit olsun.
Sesin dindiğinde, sessizliğimle ört üzerini,
Ruhun yeryüzü tozundan arınana kadar.
Bırak zaman dursun, dünya dışarıda paslansın,
Mademki bugün, bu eşikteyiz beraber.
Belki yarın, başka bir rüzgâr ayırır bizi,
Başka bir mevsimde unuturuz bu sızıyı.
Ama mademki bugün, bu eşikteyiz beraber;
Gitme...
Bırak izimiz, bu tozlu yollarda asılı kalsın.
Yıllar yorsun bizi, takvimler dökülsün,
Saçlarına düşen aklara, benim kışım gizlensin.
Eski bir şarkı gibi mırıldanalım hayatı;
Sen yaşlan, çizgilerin benim ömrüme eklensin.
Bir fincan kahvenin buğusunda duralım,
Akşamın hüznünü, sabahın umuduna karalım.
Madem tesadüftü bu zamansız kavuşma;
Bırak diz çürütelim aynı eşikte, beraber yaşlanalım.
Korkma; dünya dışarıda kendi pasında çürüsün,
Elim elindeyken, ölüm bile bizden utansın.
Gitme...
Sığınağım sensin, varlığın şahidim;
Bu tesadüf, sonsuz bir hikâyeye uyansın.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.