14
Yorum
37
Beğeni
5,0
Puan
671
Okunma

Deniz çehresini parladıkça,
Yalnızlığın beri tarafına;
Uzak kıyıların ağaçlarını süzüyorum
kalbin ahvaline.
Zifiri bir melal sızar öğle üzerinden;
Hüznümü tüten ağrının varlığı titrerken,
Buzul bir sessizlik gibi
göğsüme sokulan çocuğu üşütür zaman.
Yorgun bir kervanda kıvrılan iklimle
kısaltırken saçımın boyunu,
Hoyrat bir rüzgâr kalabalığıma karışır;
Boğazımda çığlık, susuş...
Bütün şarkılar gözlerimin şarabından
sayıklar beni.
Şehir bir başka nakışlar geceyi;
Geceyi yitik bir masal gibi
dokur gölgedeki nakkaşlar.
Lirik
Bestekâr
Elimde buğulanmış camlar,
Mavi gözlü bir dalgınlık sağanağı...
Yağmur gökyüzünde ölmüyor;
Söz küpeleri açan saksılarda ırmaklar.
Bilemezsiniz;
Pembe düşlü ülkemin,
Kumdan kaleler kurar kalbimdeki o ıssız vaha.
Gizil
Bir tılsım
Sokak lambasına düşen düşlerini...
Uykusuna kar yağar,
Yaz yağar;
Efsunlu İstanbul kokar aşk.
Huzme huzme süzülürken feri sönen bakışlar,
Güneş çaldıkça umudun kapısını...
Neden beni terk ediyorlar?
Onlar sevinç imbikleriyle;
Berrak
Bir sema
Başını suya eğen güvercinler doğuracaklar.
Vurmayın ağrılı ormanı sevginin dilinde;
Onlar duvarlara muştulu tohumlar taşıyacaklar.
Azat edin gölgemi birazdan;
Ama onları vurmayın!
Mor benekli uçuşan her şeyi,
Eşiği seyreden ay’ı...
Masum
Bir kanat
Çocukları,
Uzakları.
İncitmesin bu sağır dünya ruhun şeffaf perdesini !
N’olur vurmayın,
Kaybolmasın uçurtmam...
5.0
100% (19)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.