5
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
282
Okunma

Gölge fanuslar altında gözlerin,
uykularını yıkıyor geceye.
Yalnızlıktan soyunmak adına
mor bir nehrin koynunda eriyoruz
az evvelinden beri.
Ayazma düşmüş eşiklerde
saçlarımın tellerine dolanıyor ellerin.
Teninin değdiği yerde gece yer değiştiriyor.
Şebnemli bir fener gibi sarsılıyor zaman.
Kalbim nar ağacının gölgesinde.
Tenimde uyuyan şey
dudak kıyısında bekleyen söz.
Kabuğu çatlamış bir narın
geceye bıraktığı rayiha.
Sürgün saymıyoruz kendimizi,
aşkta.
Esmer bir iklimin deminde,
Kök salıyor ruhumuzda bir sığınak,
mendireğinde uğulduyor zaman.
Aynalarda yangın.
Ten kıvrımında ve dizede
derin yarayla
durulur.
Kuyunun nemli taşlarını adımlarken
gözlerin gözlerimde.
Kız Kulesi’nden esen rüzgârla gelen
bir mürdüm kokusu,
göğsümdeki saatten yükselen ince bir sızı.
Şimdi vuslatın en koyusunda
Bakışlarım gecenin pervazında.
Göç vakti geldiğinde
kanatlarını birbirine gömen
asil huma kuşlarında
....
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.