2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
899
Okunma
I.
Çevirip geceyi
Suni bir aşkın çemberine doluyorum
Zamana yenilmiş ikindi sonrası
Karşılıyorum bütün olağanlığıyla somut hüznü
Uzun
Bu sevda uzun mudur
Ama değil uzakta.
Sen bir çiçeği kokladıkça
Ey yatağından sıçrayan güneş
Şehrim ölüm başlat
İçim upuzun yitilmekte
Kaçmak gibi olmasın bu
Boşluğu doldurur gibi özlüyorum seni
II.
- başlangıç -
Senin ellerinde tatmadığım bu ölüm
Kübist hamallar ve yarını bitmiş korkuluk
Öyle oluyorsa
Yani bir çiçeğin sözgelimi solması gibi
Keskin kuşlar ağlıyor günaşırı
Oysa sabah bize ne kadar yakındı
Uzun şapkamı bıraktım masaya
Masa göğsü kabarık mavi
Bir geceyi daha gün edebiliriz
Bu soğukta mutsuzluk çekilmiyor
- bitiş -
Bir nehirden dağlar yükseliyor
Çocukluğumun egzotik şımarıklığı
Kiminin cebinde kalan son umut
Kiminin gözlerinde solmuş cesur ağaçlar
Canbaz! Canbaz bizi anlasaydı
Korkusuzca sevebilirdi korkusuzluğu
Ah! o çılgın durak sesleri
Hep ölümü karşılar
III.
Burada iki kişiydim aslında
İçimde gül veren pembe oda
Öyle serindir
Öyle sabahları güneş serindir
Çek perdeyi yalnızlığım üşüyor
Kış bitti sözgelimi martılardan usandık
İki ucu belirsiz yaşamaktan
Upuzun gündüzler, sevimsiz apartmanlar
Hüzün bizden hesap soruyor
İç çatışmasını tamamlayamadan
Oysa dünyaydı dönen
Simitçiler nasıl yoksul olur
Kırmızı silik, yeşil unutulmuş
Klişe hüzünler ve saksafon çalan kediler
Bir bitişi yakaladıkça
Tekrar eden teypler
Dışı buz tutmuş kalbim yaşlanıyor
O zamansız durak sesleri
Sevgim, yaşlanıyor.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.