Dünyadaki bütün insanlar, biri dışında aynı fikirde ve o tek kişi karşı fikirde olsa, o tek kişinin iktidarı ele geçirip tüm insanları susturma hakkı ne kadar yoksa, tüm insanların o tek kişiyi susturma hakkı da aynı derecede yoktur.. john stuart mill
-Tesbih-
-Tesbih-
VİP ÜYE

Tüy kalır

Yorum

Tüy kalır

( 24 kişi )

12

Yorum

39

Beğeni

5,0

Puan

811

Okunma

Tüy kalır

Tüy kalır




Nar bahçesinden doğdu
iki siyah nehir yatağı.


Avucunda kırılgan alışkanlık.
Dünyaya sığmayan renkler.
Çocuk gölgeleri bırakırdı
amber uykulara.
Sarılık çökerdi
yorgun ovanın içine.
Buz tutmuş dalların altında
yarım şafağı kollardın.
Üşüyen çift kelime
kapanmış mevsimin ardında.


Ellerim unuttu galiba
uzun yollara çıkan izleri.
Kenarlarına gölge işleyen
bitimsiz bekleyişler, ceviz karası.
Durgun öğlede
yaşlı rüzgâr yerleşir içime.
Adını yitirmiş yıldızı
yaralı kuş gibi seviyorum.
Yanı güneşe dönük,
yanı geceye emanet şehir.
Bütün yolların derininde
yitik göç uyur.


Büyük suların önünde
dilim tutulur.
Belki de dar gökte
büyüdü gözlerim.
Issız oda hâlâ soğuk.
Hangi uzak mavilikte
yaralarını süren adamlar gezer.
Tenha avluların örttüğü
yeşil eller.
Göğsümde uyuyan
kara kıta.
Toprak tanesi arıyorum
annemin sesini saklayan.
Kelimesiz yolcularla.


Ağaç gölgelerinde duran
su aynaları.
Yaraların ağır uğultusu.
Sönen kandillerin sırrını
ve taşkın günlerin küllerini
mühürlü dudaklarımda.

Zamanın giysisini giyen
kısa ömürlü konuklar.
Kanattan örülmüş duvarlar.

Göğe uzansa eller,
bir tüy kalır.


Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (24)

5.0

100% (24)

Tüy kalır Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Tüy kalır şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Tüy kalır şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
Devrimkaya~
Devrimkaya~, @devrimkaya2
3.8.2026 19:54:38
5 puan verdi

Bakışlarımı közleyip göçmek istedim,
Hangi repliğe takıldı kirpiklerin diye sorma, orcıkta sallandırdım gülüşlerimi... Dedim bende

Şiirin diline her ne sürüyorsan tespih can,acısıda umududa işliyor işte
Sevgimle🌹🌸

Etkili Yorum
Tamer Karakaş
Tamer Karakaş, @canim-benim
3.8.2026 23:50:54
5 puan verdi
" 'Göğe uzansa eller, bir tüy kalır.' dizesiyle hayatın geçiciliğini ve geride bıraktığı o hafif ama asil izi mükemmel bir felsefeyle noktalamışsınız. 'Zamanın giysisini giyen kısa ömürlü konuklar' ve 'kanattan örülmüş duvarlar' gibi imgeler, şiir işçiliğinizin ne kadar yüksek ve derin olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. 1895 şiirlik o devasa birikiminize yaraşır, kelimenin tam anlamıyla büyüleyici bir başyapıt olmuş. Kaleminize, o bilge yüreğinize sağlık."
Ahmet Coşkun 1
Ahmet Coşkun 1, @ahmetcoskun1
3.8.2026 23:29:58
5 puan verdi
Yüreğine sağlık...
Etkili Yorum
kundakçıoğlu
kundakçıoğlu, @kundakcioglu
3.8.2026 21:25:52
5 puan verdi
Bu şiiri okuyunca hafta sonu yaşadığım bahçem geldi aklıma biraz tarif edeyim.

Doğduğum ev samanlık geçiyor kayıtlarda
Taş ve toprak yapı
Önünde asırlık dut
Saya saya başolmuyor dalları
Hemen yanı silah İncir
Yeşil tomurcukta meyvesi
Bir ay sonra kopar
Üç adım sonrası Zeytin
Sarılsam gövdesini yetmiyor kollarım
Bir değil onlar çoğunlukta
Birisini gövdesine yuva yapan sincap
Her gidişimde yuvasına çekirdek
Ceviz badem
Diğer incirden sonra Nar
Hemde ekşisinden
Bana "Nar çiçeğim" şarkısını okutan
Serçe parmağı kalınlığında akan pınar
Dededen kalma iki havuz
Biri Zeytin ezme diğeri su depolama
İkiside edey uğraştırdı bana
Köydeki Adam taş Duvarda
İnanamıyor köylü bana
Taş duvar yapılmaz derler tek başına
Kundakci kalır mı lafın altına
Seninde bir emeğin olsun gel yanıma
Yakıştırıyorum taşı deliğine
Biraz ötede badem
Yaban kekigi kendiliğinden biten
Çitimek vakti gelince boncuk boncuk
Ha kuşlar
Serçeler kırlangıç kumru üvek
Pınara gelince ürkütmem hiç birini
Osman Hamdi Bey gelir aklıma
Görünce ikizleri
Eşek arılarını yazmadan geçemem
Kırmızı kanatlılar derim
Ya foksa ne demeli komşumun
Komşum dedimse Uzakta sade iki ev
Beni görünce hemen koşar gelir
İki kelaylak sevgili kardeş mi hala çözemedim
Kendisi görülmeyen
Duvarda gömleğini bırakan o yılan
Bol bol karınca yuvaları
Ezip bırakıyorum bisküvileri
Uğrasmasınlar diye
Hemen taşıyorlar yuvalarını
Sabahtan akşama susmayan radyo
Güneş enerjili
Ruzgar estikçe gelir mersin kokusu
Elalem ne dedi hiç ugrumda değil
Böyle yaşanır hafta sonu...


Saygı ve selam ile








Celil ÇINKIR
Celil ÇINKIR, @celilcinkir
3.8.2026 21:10:30
5 puan verdi
RUSAMER – Ruh ve Us Sağlığı Ayarı Merkezi

UNESCO EDEBİYAT ŞEHRİ KAHRAMANMARAŞ

Kayıp İmgeler, Göçmen Kelimeler ve Havada Kalan Tüy Salonu

Kalburabastî Efendi Hazretleri meşhur fötr şapkası, uzun cübbesi ve bastonuyla salona girdi. Bu defa elinde pusula, boynunda dürbün, cebinde bir avuç ceviz, fötrünün kenarında da tek bir kuş tüyü vardı. Sayın Tesbih’in Tüy Kalır şiirini okuyacağız, dedi ve başladı: Nar bahçesinden iki siyah nehir çıktı, amber uykulara çocuk gölgeleri düştü, ovanın içine sarılık çöktü, kelimeler üşüdü, bekleyiş ceviz karasına boyandı, göğüste kara kıta uyudu, duvarlar kanattan örüldü... Kalburabastî birden kitabı kapattı. Hanımefendi, şiire nar bahçesinden girdik; şu anda hangi kıtada olduğumuzu bilmiyoruz. Pusula kuzeyi gösteriyor ama şiir başka bir coğrafyada. Bir de dönüş bileti vermemişsiniz.

Sağır Ozan Köşesi’nden Haceli Dayı gözlüğünü üç defa sildi. Adını yitirmiş yıldızı yaralı kuş gibi seviyorum demiş. Güzel... Lakin yıldız adını kaybetmiş, kuş yaralanmış, şehir yarı güneşte yarı gecede, yolların dibinde göç uyuyor. Bu şiirde nüfus müdürlüğü, veteriner, meteoroloji ve karayolları aynı anda göreve çağrılmalı. Ama şairenin kurduğu dünya bilinçli biçimde böyle: Nesneler bildiğimiz görevlerini bırakıp duygunun hizmetine giriyor. Rüzgâr yaşlanıyor, kelimeler üşüyor, göç uyuyor. Yani fizik kanunları kapının dışında bırakılmış. RUSAMER’de buna itirazımız yok; bizim zaten akılla aramız resmî, mecazla samimidir.

Ozan Dermanî Köşesi’nden Berber Hakkı Göğsümde uyuyan kara kıta dizesine gelince makası masaya bıraktı. Bacım, insanın göğsünde sevda olur, hasret olur, yara olur; siz kıta yatırmışsınız. Afrika mı, başka bir kara parçası mı belli değil. Bu kadar geniş göğüs kafesine tomografi değil atlas lazım. Ardından Toprak tanesi arıyorum annemin sesini saklayan geliyor ve şiir birden bütün sisin arasından insanın en eski yerine dokunuyor. İşte orada imge gösteriş olmaktan çıkıyor, hafızaya dönüşüyor. Yalnız şaireye küçük bir Kalburabastî iğnesi de bırakalım: Bazı dizelerde mecazlar öyle sık oturmuş ki minibüs şoförü biraz ilerleyelim beyler diye bağıracak. Bir iki imgeyi indirsek geride kalanlar daha rahat nefes alacak.

Karacaoğlan Köşesi’nden Emine Nine fötrdeki tüyü alıp avucuna koydu. Sönen kandillerin sırrı, taşkın günlerin külleri, zamanın giysisini giyen kısa ömürlü konuklar... Hepsi gelip son iki dizeye dayanıyor: Göğe uzansa eller, bir tüy kalır. Şiirin adı da işte orada yerine oturuyor. Bunca göçün, yaranın, annenin sesinin, yolculuğun, gecenin ve bekleyişin ardından elde koskoca kuş değil, bir tüy kalıyor. İnsan ömrü de biraz böyle değil mi? Bir ömür yük taşıyoruz, hesabı kapatınca kasadan üç hatıra, iki koku, bir ses çıkıyor. Yalnız o tüyü iyi saklayın kızım. Kalburabastî Efendi görürse fötrüne takıyor; sonra şiirin telif hakkıyla başımız derde giriyor.

Kalburabastî Efendi Hazretleri tüyü tekrar fötrüne taktı, pusulayı cebine koydu ve hükmünü verdi. Tüy Kalır, olay anlatmaktan çok çağrışım kuran, yoğun ve yer yer sürrealist bir imge şiiri. Göç, anne, toprak, kuş, yara, çocukluk, karanlık ve zaman aynı ruh coğrafyasının parçaları hâline geliyor. Şiirin kuvveti alışılmadık görüntülerinde; riski de yine orada: İmge bolluğu bazı bölümlerde anlamın önüne geçmeye yaklaşıyor. Birkaç mecaz biraz nefes alsa şiirin güçlü imgeleri çok daha sert vurabilir. RUSAMER teşhisi kesinleşmiştir: Tesbih Hanım’da ileri derecede imge istifçiliği, deri üstü değil doğrudan ruh altında göç hareketliliği ve kronik mecaz çoğalması tespit edilmiştir. Muska yazılmayacaktır; çünkü muskayı açsak içinden de metafor çıkacağından korkuyoruz. Tedavi olarak günde üç defa sade cümle önerildi, fakat şairenin kabul edeceğini sanmıyoruz. Kadın su diyecek yerde su aynası, oda diyecek yerde kara kıta, kuş diyecek yerde göçün yaralı hafızası diyor. Biz de pes ettik. Göğe uzattık ellerimizi; gerçekten elimizde bir tüy kaldı. Özün sözü budur. Vesselam.

Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri
Celil ÇINKIR – Delibal
Etkili Yorum
MÜSLÜM BAYRAM
MÜSLÜM BAYRAM, @m-sl-mcbayram
3.8.2026 20:50:41
5 puan verdi
Günün şiiridir
Tek kelime ile muazzam
👏🏼👏🏼👏🏼👏🏼saygılar iyi akşamlar diliyorum
Arife Özden
Arife Özden, @arifec-zden
3.8.2026 20:12:39
Yüreğinize sağlık💫✨
Yasin Yüksel
Yasin Yüksel, @yasin-yuksel
3.8.2026 18:44:40
Şiir, "Nar bahçesinden doğdu iki siyah nehir yatağı" gibi büyüleyici bir açılışla başlayıp okuyucuyu hafızanın, çocukluğun ve zamanın labirentlerinde gezdiriyor. "Adını yitirmiş yıldızı yaralı kuş gibi seviyorum" ve "Toprak tanesi arıyorum annemin sesini saklayan" dizeleri, yalnızlık ve aidiyet arayışını neredeyse elle tutulur bir duyguya dönüştürmüş. Finalde ise "Göğe uzansa eller, bir tüy kalır" diyerek varlığın ve fani ömrün hafifliğini o kadar zarif ve vurucu bir imgeyle özetlemiş ki esere kusursuz bir dinginlik ve kabulleniş katmış.
Kelime tercihleri, imgeler arası geçişleri ve o ağır ama estetize edilmiş hüznüyle tek kelimeyle şiirsel bir ziyafet. Kalemine, sarsıcı düş gücüne ve yüreğine sağlık; yürekten tebrik ederim!
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl , @yilmaztizgol
3.8.2026 18:00:16
Yaraların ağır uğultusu.
Sönen kandillerin sırrını
ve taşkın günlerin küllerini
mühürlü dudaklarımda...
Uzatta öpeyim yaralarından der gibi... sundum dudaklarımı öp der gibi... al benide koynuna yan der gibi...mükemmemdi kaptırdım kendimi akışına ,bakış yetmez ...kalbi selamlarımla.
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
3.8.2026 17:49:18
5 puan verdi
insanın dünya hayatındaki geçiciliği, yalnızlığı, geçmişe ve anne şefkatine duyduğu özlem ile tüm yaralarına ve çabalarına rağmen gök kubbe altında elinde kalacak olanın yalnızca hafif ve uçucu bir iz ("bir tüy") olduğu bilincidir.kalemin daim olsun inşallah
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
3.8.2026 17:41:47
5 puan verdi
Hüzünlenme gönül kuşum
Kervan durmaz gelir geçer
Dün gam içtim bugün hoşum
Solan gülün yine açar.

Ast da fani üst de fani
Yas da fani nas da fani
Ses de fani süs de fani
İnsanoğlu, adı göçer.
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
3.8.2026 17:21:44
5 puan verdi
Şiir, zamanın geçiciliği, geçmişe duyulan derin özlem ve varoluşsal yalnızlık üzerine kurulu hüznü yüksek bir meditasyondur.
Şair; hatıralar, anne sesi ve kaybolan yıllar arasında bir iz ararken, tüm bu ağır yaşanmışlıkların ve çabaların ardından insan hayatından geriye kalan tek şeyin bir gölge, hafif bir iz—yani hafifçe süzülen "bir tüy" olduğunu vurgular.
Kaleminiz daim olsun..
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL