6
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
282
Okunma

Dinle,
kangren sözlerimin,
çitleri sökülen duygularımda.
Uykusuz türkülerde ruhumun kenti,
ağzında kuzey rüzgârlarıyla eser.
Uyanır anıların belleğinden
telaşlı ikindiler.
Zaman bağırır sıcak odalarda üşüyen aynalara:
Bu benim derin dalgınlığım,
bağrıyanık sabahlardan
lekesiz iklimlere.
Soluksuz saatlerde çark tekler.
Özgürlüğün ipleri
bakışlarıma mavi asılır.
Işıkta oynayan kelimelerimin arasında
geceyi tanırım.
Böyle gelirim, kendimi bulmadan,
babamın yaşına.
Ölüm, bir sancı ötesi,
adımın karanlık merdiveni,
bir boşluk.
Akşam şafakları, gözümde terk,
sevgiye maya çalan düş.
Soyun sır hüzünlerini sabaha,
kimsenin koluna değmeden.
Bak, içli dışlı heveslerimin yalnızlığı
tuhaf sesinin kıyısında.
Hafakan;
avuçlarımda çoğalan susuzluk.
Durma, ayağa kalk kentin kavşağında.
Dünyanın saçlarında rüzgâr,
toprağı çalınmış kokular yetim salınır.
Hicran ırmağından şairlerin aşkı akar,
dökülür kumral gülüşler,
gözlerimde yolcular ağlıyor.
Ölüm, kanıbozuk karanlıklarla,
çıkmaz sokaklarda ilerleyen yolların
şakağındaki son pusu.
Durma, git.
Zamanın ardında bıraktığı öteberi,
menzilinde kendinden emin yılgı tutunur.
Boşaltır sıla tepeleme ayı kente.
Ölüm ezildi, şaşırdı,
gözlerimde
cennet ağladı.
5.0
100% (14)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.