0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma
Ölümü…
Özledim be Tanrım,
Yaşamayı değil, yaşarken ölmeyi...
Sessizce gidenlerin ardından bakmayı,
Toprağa emanet ettiklerimin sesini özledim.
Nefesini, gülüşünü…
Hani o her şeyi tamamlayan bakışını.
Her gece karanlıktan bir yıldız kopardım,
Belki sensindir diye avuçlarımda sakladım.
Toprağın o buz kesen soğuğunu değil,
Avuçlarındaki o eski baharı özledim.
Suskunluğun, boynumdaki en ağır ilmekmiş;
Bağıra bağıra susmanın yorgunuyum şimdi.
Kapının o tanıdık gıcırtısını,
"Ben geldim" deyişindeki o eşsiz huzuru özledim.
Zaman akmıyor artık, dolanıyor ayaklarıma,
Dünü değil, gölgenle yürüyeceğim yarınları özledim.
Kavuşmak mı? Belki bir dua, belki mahşerlik bir veda...
Ben aslında en çok,
Sen yanımdayken kendimi sevmeyi özledim.
Gittin ya;
Bu koca dünyada, senin eksikliğin kadar büyüdüm.
Şimdi her şey yarım, her şey dilsiz;
Ben sadece seninle tamamlanmayı özledim.
Bir avuç toprak değil, bir ömür bitti içimde,
Adın yankılanır durur, en dilsiz biçimde.
Mahşer dedikleri o büyük sessizlikte;
Ben sadece senli bir yok oluşu özledim.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.