14
Yorum
40
Beğeni
5,0
Puan
671
Okunma

Kanayan gözlerin hüzün motiflerinde
göçebe çeyizliği;
göğsüme merhem.
Hıçkırıklı bir gecenin ney sesinde
duman kesiği adaklar,
beyaz bir efsun ateşi;
Lâl rengi lekelerle lehimlenmiş uçurumlar
sükûtun aynası
sözün kırılan kilidi.
Sonsuz uykuların
şefkate susamış rüzgarı,
girdaptan süzülen parıltı;
kırık bir saatin içinde unutulmuş deniz tuzu.
Aşk...
Sudan kurtulan yalnız inci;
Nice kuyuda yıkandı bu beyaz saflık
Dem
Köpük
Deniz
Sevgilere katılmış, dem bir mühür...
Sesi teninde biriken bir akşam tayı,
avucumda terleyen ürkek kuş:
zaman;
serin bir yangının kucağına bırakılan
toprağın uykusuna sızan çiçek rayihası...
Basamaklarda hayat
soluklu, berrak
sevişir bir gülün adımlarıyla.
Yaraların kasnağında gümüş ışıklar,
sarı bir koku çalınıyor yüzüme
çardakların isli sesiyle karışık;
şehrin yorgun çatılarını süpürüp gelen rüzgar
takılıyor kirpiklerimin kafiye izine.
Soluğuma sızan gölge buğusu
giderken rüyaların gün ufkuna
yeşerir ikindilerin bağrında
ıslak bir çöl.
Duruyorum.
Sessizlik sürüsü çiğniyor yolları,
taze bir sevincin ayak sesleri...
Usulca açılıyor camlar;
Ufukta yırtılan tül,
düş dudaklarımda uyanan bir kıyı
artık hiç kanamıyor çark
5.0
100% (28)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.