15
Yorum
44
Beğeni
5,0
Puan
824
Okunma

Gri balkonlar,
duvarlar ve
ağıt yakan melez şarkılar.
Kül
yara.
Avucumda rüzgarın gözyaşı
koskoca bir ninni.
Dünyanın ay akşamları portakallara düşüyor,
ceplerimde kurumuş defne yaprakları ve deniz tuzu.
Kayıp
iz.
Tozlu bir aynanın uykusuna sığınıyor,
merdivenlerin dibindeki kuyu boşluk.
Zeytin karası yolların yaban suları,
emanet yalnız atların gözlerine.
Duru
göç.
Gök, kuytusundan öpüyor toprağı
ve zaman çekiliyor bir kırlangıç uykusuna.
İncirli evlerin çocuklu güzünde,
sis kabuklarıyla örtülü dilsiz dağlar.
Islak
kum.
Kıyıda bekleyen kırık bir sandalın
teri damlıyor sessizliğin alnına.
Yorgun bir anahtar dönüyor göğsümün daralan kapısında,
ötelerde bir fenerin kör ışığıyla.
Yalın
hasret.
Bir kuyunun dibindeki ince sızı,
katre katre süzüyor bulutların beyaz tülünü.
Sonraya,
yüzümü çevirdiğim bir inceliğin vaktindeyim.
Keskin
sır.
Yâr ağzında kavisli bir hilâl çemberi.
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.