7
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
600
Okunma

Fırtına tenli gölgeler su doğurur,
Âhenîn bir hüzne açar gün goncası...
Tüle sarılı özlemler gece göğüne yükselirken,
Yanar lambaları bahçelerin,
toprak altı anılar sayıklar;
Gümüş bir semahla çözülür yıldızlar
karanlığından.
Bir şal dalgası
Ay ırmağıyla yeşillenir,
Sürmeli gözlerimde eflatun bir efsûn;
Sûzişli ateşin dağ dilinde kızarıyor ormanlar.
Erguvân bir deryâda sağılıyor zaman,
Parmak uçlarımda kekik kokulu rüzgâr sızısı.
Zemheri bir yâd içinde bir girdâb,
Yahut gün görmüş bir yayla yazmasına
Düş masallı şehirler soluyorum.
Toprağın rüyasındaki ezelî tezahür;
Derin bir inzivâdan uyanan ahraz güneşini,
Bir fincanın dumanlı buğusuna sığdırıyorum.
Soluğumun buhurdan kuşları
Tutsak bir ziyâyı taşırken,
Damıtılır çığlığımdan lâl kelimelerin ervahı.
Ayna arkasında bekleyen
sırlı bir gölge iklimiyim,
Fecre gerinen gelincikli perdelerle
Aleme çadırlar açıyorum.
Çağlayan bir nehrin çelik uykusuna dokunurken,
Pamuk telleriyle istihâle eder asırlık kayalar.
Sevincimin hilâlinde şehlâ bir sardunya;
Hüznün kurşun ağırlığını
zerrîn bir parıltıya çeviren simya ile
Suyu iksir,
harfi kanat yapıyorum.
Ben dünyaya baktıkça,
ayna bana çiçek açıyor.
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.