9
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
573
Okunma

Kül buğusu yüzlerin ayna kavruğunda,
Nice baharlar kabuk bağlamış,
çıbanla geçmiş günler.
Nefesim incecik;
Anılar kıyısında kör takvim.
Çiçeğine ay düşmüş tarlaların gülünden,
Ellerime şeftali düşüyor,
Kuşlar dönüyor akşamüstü.
Derin çizgilerin lavlar akan hüzzamı,
Sızıdan örülmüş bakışlar dilimin kuytusuna damlıyor.
Çatlamış bir mevsimin yanaklarında kanayan umutlar;
Rüzgâr dolduruyor
Sarı bir zamana, uyanıyor kayıklar.
Düşlerin yaprağında
Külleşmiş bir mevsimin sürgün h’ecesiyim.
Küçük küçük teknelerin upuzun sessizliğinde
Sis dalları ölüyor kaldırımlara.
Karanlık yeşil bir suyla eserken
Fanuslu gölgeler yumruk atar gece bahçelerine.
Kızıl sarmaşıklar sulara takılır,
Uykum bulanık bir boşluğa.
Kımıldar bir çocuğun avucunda anaların bağrı.
Tarihin alnında çam dalları;
Ölü bir kırmızıyla yalnızlığa bahar kırar.
Kentin sırtında düşler kanarken,
Buz tortusu
Büzülür,
Güneş,
papatya kokusunu fısıldar unutulmuş eşiklere.
Bir vadi sessizliği kusuyor ateşleri.
Alaca intiharların sağır tenhaları...
Sakla çocukluğumu bir güz suskusuna.
Çığlıklar ölüyor şimdi,
Donuk aynalar;
Bembeyaz bıçağın cilalı yüzüne.
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.