4
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
210
Okunma
Kuruyan yapraktın dalından düştün
Bürüdü gözyaşın sel oldun taştın
Bir heves uğruna çölleri aştın
Gel otur yanıma çaresiz gönlüm.
Yalan bir sevdayı kendine seçtin
Boş hayal kurarak kendinden geçtin
Zehirli kadehi bilerek içtin
Aşkın pazarında sırasız gönlüm.
Gül diktin bahçene dikenler bitti
Güneşin doğmadan erkenden battı
Yar dediğin seni bir pula sattı
Yazıdan ayrılan turasız gönlüm.
Kırıldı kanadın uçamaz oldun
Kederle yoğruldun dert ile doldun
Mevsizmi gelmeden sararıp soldun
Okçunun gözünde, yarasız gönlüm
Gözlerin dalar da uzağa bakar
İçinde bir ateş durmadan yakar
Zaman su misali ömürden akar
Kendi zindanında çırasız gönlüm
Artık bu feryadı dindirmek gerek
Hasretin boynunu attığım ilmek
Taş basıp bağrına gururdan ölmek
Kader yazgısında haresiz gönlüm.
Bilmem ki sen neden bir bülbül oldun
Ele nağma oldun, kızılgül oldun
Kalbinden tutuldun yanıp kül oldun
Kaldır başın görem urbasız gönlüm.
MANİSA
17.03.2026
Kendime izin verdim, gönülle söyleşi içimden geldiği gibi...
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.