0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
35
Okunma
DÖRTNALA
Ne çabuk tükendi bu acımasız yıllar,
Vakti biz değil, sanki ölüm kamçılamış;
Dörtnala uçurumlara sürülmüşüz.
Nalların altında can çekişen çiçeklerin,
Sızısı burnumuzda kalmış da, biz geçmişiz.
Yelelerimizde savrulan rüzgâr değilmiş meğer,
Yüzümüzde açılan o derin, sessiz yaralarmış.
Biz koştukça menzil bizden kaçmış,
Bir kuyuya fırlatır gibi bıraktık gençliği;
Yankı bekledik ama kuyu, bir mezar gibi sustu.
Geriye dönsek; yollar tozlu ve kimsesiz,
Yüzümüzü aradığımız aynalar puslu, bizi tanımaz.
Yorgun atların soluğu kesildi nihayet,
Diz çöktük vaktin kanadığı son eşikte.
Gözlerimizde biriken yetim hasret,
Sallanıp duruyor şimdi, kırık ve boş bir beşikte.
Ne bir dost sıcaklığı kaldı avcumuzda,
Ne peşinden öldüğümüz sahte sevgiler...
Sadece bir zehir var tam sol yanımızda;
Ve içimizde gitgide büyüyen karanlık çukurlar.
Eskiden gölgemiz bize sığınırdı,
O bile terk etti bizi bu amansız karanlıkta.
Vakit, yırtılmış bir kefen parçası gibi,
Savruluyor şimdi dilsiz bir boşlukta.
Anladık ki...
Biz yılları kamçılamamışız aslında;
Zaman bizi kırbaçlamış her nefeste.
Biz sadece eksilmemişiz...
Biz, her adımda biraz daha ölmüşüz
Alper KARAÇOBAN