0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
76
Okunma
BÜLBÜL İLE GÜL
Bülbül aşıktır güle, gül sevgilidir bülbüle,
Bülbül güle sarılır, gül dikenini batırır.
Bülbül yaralanır, kanı güle bulaşır,
Akıverir al kanı, toprağa can bağışlar,
Gül kızarır utancından, bulutlar ağlaşır.
Bülbülün feryadı dertli, sitemi dilsizdir,
Bilmez ki aşığın kaderi, her daim kimsesizdir.
Gül solar bir sabah vakti, bülbül son nefesinde,
Aşk dediğin hapsolmuş, o diken kafesinde.
Ne gül vazgeçer nazından, ne bülbül çilesinden,
Bir sevda masalı kalır, rüzgarın nefesinde.
Toprak uyanır sükutla, bülbülün kanı izdir,
Artık ne bülbül hayatta, ne gül o eski gizdir.
Diken pişman, dal mahzun, yapraklar yere küskün,
Aşkın vuslatı meğer, bir ömürlük bir sürgün.
Eser seher yelleri, kokun siner her taşa,
Yazılan gelir elbet, o dertli garip başa.
Gül açtıkça her bahar, hatırlar o sesini,
Toprak her dem saklar, aşığın son nefesini.
Ne bülbül geri döner, ne gülün rengi solar,
Bu sessiz vedalarla, gökyüzü yaşla dolar.
Dilden dile aktarılır, bitmez bu kadim masal;
Aşk; hem bir uçurumdur, hem de sığınılan dal.
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.