7
Yorum
46
Beğeni
5,0
Puan
660
Okunma
Kızıl bir ay.
İçimde rüzgâr kesiğiyle yanan
Kül fırtınalı yalnızlığın saçlarında çıplak dal
Gölgesine yaslanan saatlerin serçe çığlığı
Geceye köklenen düş sinesi
Susa yazar
Bulutlanır nar yanına.
Öyle kuyu ki
Suyun sığmadığı yerde
Çiçekler dökülür akşam eşiğine
Lâl köprünün gölgesinde vakit
Şöyle bir nehir kıvrımı...
Çek perdeyi
Avucundaki yıldızlar uykunun teninde
Bir mavi çeşme yüzüme akan.
Ürkek mum telaşıyla dolaşırken dünyayı
Öyle çok üşüdüm ki
Sarıldım bir sofranın nane kanatlarına
Badem çiçeği kadar güzel beyaz bir sevinç,
derin bir ağaç ve çan.
Ruhumun taze baharı bu
Gök sürmesi bir oda
Giyinir dumanlı saatleri
Sustuğunu anlayan bir kış yazıyım
Kızıl ve uzun
bir turna ipliği göğün
topla saçlarımı
zifiri bir ışık
ak bir sancıyla yağan.
Yağmurun ellerinde şeffaf uçurum
Yeşil bir fırtınayla süzüyor ölümü
Ey köpükten kelebek
Aydınlatırken ırmağın alnını
bir çimen ferahlığıyla
Dili çekiliyor güneşin
Ey esinimi ışığından süzdüğüm
sonsuz göğün altında
Bana incecik gülümse.
Gamlı dünyanın hüzün motifleri
hiçlik sapağında.
Gözlerime bakıyor
nemin ateşiyle
uzun uzun bir hıçkırık.
Dudağımın kenarında uyuyan sağır uçurum
5.0
100% (26)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.