0
Yorum
14
Beğeni
0,0
Puan
163
Okunma
Yeşil bir baharla
aynalara dökülür suların gurbeti
Yüzümün coğrafyasında kimsesiz nehirler
Kan tutmuş ağaç konakları
Dünya avcumda dilsiz bir sarkaç
cam uykusu
Usul usul sızlayan leylimli rüzgar
alnıma dolanırken sokaklar
Belki bir akşamüstüdür çanlar
çalınır çıplak sürgünleri
Uyanır çıldırasıya siyah
dalında tomurcuğuyla
Sonra
O çalımlı bulutları çelikten göğe ilikleyip
Öptüm dudaklarını serçelerin
göç yollarını topladım dillerinden
Mısra mısra kekik kokulu sızıyla yeşerip
İçime çıplak bir turkuaz ektim
Kökleri sessizliği döven arduvaz...
Ah
Uykulu saçlarımın ay bulutu
beyazlar emzirelim yorgun gölgelere
kahve bir bozkır sağılsın göğsümüze
Yoksa iliklerine kadar kanıyor su
Uyanık mahzenin tuz göllerinde
közlenmiş bir fısıltı
Sırçadan bir kuyu.
Yollar var gözbebeklerimde
Sesimden ağır.
Uzaklar...
Cebimdeki güneşin harıyla içine çekiliyor gece
....