9
Yorum
35
Beğeni
4,8
Puan
479
Okunma

Taze akşamların pıhtılaşmış siyahında,
Yarı kırmızı gökyüzü;
Suyun göğsüne saplanmış gümüş bir kılçık,
Gidenlerin ardından...
Şehir, yoğun bir sisle çekilirken köşesine,
Ki martı telaşıyla döver
Kıyıları yürek.
Gecenin saçlarında fenerler,
Gurbet ıslık gibi büyür de büyür.
Korku;
Ağzını açmış bir kuyu,
Karanlık yutkunma...
Sıyrılır dilimden sözcükler bir ağacın dalıyla,
Alaca günlerin solgun pullarıyla.
Lime lime dökülürken zaman,
Dikilsin uykusuz eşiğine yollar!
Terli bir urgan gibi dolanır yalnızlık
Nasırlı boyunlarda.
Vaktin isli ve suskun gömleği yırtsın ışığı!
Testiden sızan su,
Maden derinliğinde bir bulut gibi ağar...
Kök salıyor göğsümün boşluğuna bir ağaç;
Dökülüyor yapraklarım.
Aydınlık, kalabalık bir boşluğu sırıtırken yüzüme,
Kirli pencereleri sevmiyorum.
Biliyorum;
Gülüşü ay bir çocuk yaralanıyor.
Gözlerinde bir sanrı,
Gövdesinde badem çiçekleri
Ve şahlanan kelebek atları...
Ey uykumun tuzu,
Ey akşamın diğer ucu...
Hüzünde menekşenin arkadaşı
....
5.0
91% (21)
4.0
4% (1)
1.0
4% (1)