8
Yorum
35
Beğeni
0,0
Puan
478
Okunma
Çölün kıraç dudaklarında titreyen inciay,
nefsin gurbetinde kandil uykuları,
nar-ı seyreden hece...
Sineye çekilmiş sır,
kıraat eyleyen rüzgârda.
Göçtüğü yerde
bir nokta ile döner
badeye.
Ey Ay göğsüne inen Lalezar,
dem arifesinde gece,
sükûtun mumdan rengi...
Hay dilinden düşen her zerre,
kızıl kuşların süsüdür.
Heybemde sırların tohumu.
Geçer dünyanın telaşı camlardan,
geçer canımdan kesretin dağdağası.
Serilir ayn’ında vakit içime,
kuyusunda ney nefesi.
Yokuşların alında iklim
damlar sessizliğin diline,
sızar aralıktan Lâmekân…
Her fısıltı: Hû.
Her ilmik: vuslata açılan kapılarda
İç içe dokunan dünya.
....