8
Yorum
31
Beğeni
5,0
Puan
406
Okunma

Henüz bakir bir kıyametten dönüyorum.
Çözülür ezelî bağ, uyanır köklerinden.
Hangi ıssız neftîden
lacivert nefesi gecenin...
Sezmek, bir lâlın hicretidir;
kuyuya giden yoldan
leylin tesbihinden savrulan taneler...
sana...
dursun, kanasın.
ve ben,
sızdırdığın sızıyı
alıp göçenim
daha ücra bir yere...
Göğün gerdanına dökülen sönük inciden
hânede pay kalmadı;
her köşe silme
buzdan kuşlarla dolu...
mahzun mülkün
derûnunda, garip ve serseri,
bir rüyanın çölünden
dilsiz bir mânâ duyuyorum...
diller, sözler...
zâhidin
evvel keşfinden.
Nazif bir gül süzülür çıplak bir ağaçtan,
Sarı bir hüzün siner bahçenin tenine.
Ne bir zil sesi kalır ne harabesinde ömrün,
Bir üzüm tanesi gibi sustum içimin derinliğine.
ne çare...
A’râf çeperinde tüten zifiri kederden
hülyamdayım.
Tanrı’nın avucundan sızan mâverâ...
Bakırın susuz yağmurunda vakit yeşilsizdi.
Şeb buhur isini içti.
Gölgesini örten sonsuzluk
uykunun kabuğunu kırarak
hiçliği uyandırdı.
...
5.0
100% (15)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.