0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
17
Okunma
ADA VAPURU
Ada vapuru…
bir şehrin içinden kopup
başka bir yalnızlığa doğru yürüyen demir bir kalp gibi.
İçinde insanlar değil,
yarım kalmış hikâyeler gider gelir.
Birinin bakışı pencerede kalır,
diğerinin sesi dalgalara karışır.
Sen her kalkışta biraz benden gidersin,
ben her iskelede biraz daha seni beklerim.
Zaman bile burada yorulur,
çünkü her yolculuk
aynı ayrılığı yeniden öğretir insana.
Ada vapuru…
ne tam gidiş ne tam dönüş,
sadece
kalbin iki kıyı arasında unutulmuş hâli.
Ve her seferinde aynı şey olur,
motor sesi yükselir,
kalabalık biraz susar,
ve içimde sen daha çok konuşmaya başlarsın.
Bir çay buğusunda yüzün belirir,
camın buğusuna yazılmış isimler gibi silik ama gerçek.
Kimse fark etmez,
ben fark ederim:
sen bu yolculuğun görünmeyen yolcususun.
Ada vapuru geçerken kıyıdan,
evler bile bakar arkasından,
sanki herkes bir şeyini orada unutmuştur.
Ben en çok kendimi unutmuşumdur sana bakarken.
Ve anlarım…
biz aslında hiç inmemişiz aynı iskelede,
hep aynı yolculuğun içinde
birbirine yetişemeyen iki nefesmişiz.
Ada vapuru…
bizi her seferinde biraz daha yaklaştıran
ama hiçbir zaman aynı anda buluşturmayan bir kader.
Ve sonra akşam iner vapurun omzuna,
ışıklar suda kırık birer hatıra olur.
Her dalga, biraz daha seni anlatır bana,
her kıpırtı biraz daha eksiltir beni senden.
İskeleye yaklaşırken kalbim hızlanmaz artık,
çünkü bilirim:
inecek olan sen değilsin,
benim içimdeki bekleyiştir.
Ada vapuru…
aynı suyu yararak ilerlerken
biz hâlâ aynı yerde kalmış gibiyiz.
Ne ileri tam gidebiliyoruz,
ne geçmişe dönebiliyoruz.
Bir çocuk elinde simit kırıntılarıyla güler,
bir yaşlı sessizce denize bakar,
herkes bir şey taşır içinde
ama en ağır yük
söylenmeyen kelimelerdir.
Ve ben en çok sana söyleyemediklerimle doluyum.
Her düdük sesi
yarım kalmış bir itiraf gibi içimde yankılanır.
Ada vapuru…
belki de biz hiç karşılaşmadık,
sadece aynı denizde
birbirini arayan iki yalnızlıktık.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.