1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
79
Okunma
Mendilin Düşüşü
İstanbul sabahına düşmüştü o an,
Sisler içinde saklı bir devran…
Kadının elinde narin bir şemsiye,
Gözlerinde suskun bir ferman.
Bir adım attı…
Ve kader gibi düştü yere mendil—
İnce, beyaz, titrek bir kalp gibi,
“Bul beni” diyen sessiz bir dil.
Adamın yakasında bir gül,
Başında vakur bir fes…
Bir bakışıyla yandı gönül,
Bir mendille başladı heves.
Eğildi, aldı o emaneti,
Parmakları titrek, kalbi ürkek…
O an anladı; aşk dediğin,
Bazen bir düşüş kadar gerçek.
Ardından yürüdü usul usul,
Ne bir söz, ne bir nida…
Ama kalbi haykırıyordu içinden:
“Dur… gitme, biraz daha kal burada…”
Kadın sezdi adımlarını,
Şemsiyesinin altından baktı bir an…
Ne bir tebessüm, ne de bir kaçış—
Susarak anlattı her şeyi zaman.
Bir sokak, bir gölge, bir kader…
İki kalp, değmeden bu kadar yakın…
Osmanlı’nın ince zarafetinde
Aşk, konuşmadan da olurmuş bakın…
Günler geçti, şehir aynı şehir,
Ama içlerinde başka bir yangın…
Adamın yolu hep o çeşmeye düşer,
Kadının susuşu artık bir yankın.
Yakasındaki gül gün gün soldu,
Ama o bakış hiç kaybolmadı…
Kadın her yağmurda aynı soruyu sordu:
“Acaba o mendili hâlâ saklıyor muydu?”
Ve bir gün…
Aynı taş, aynı su, aynı vakit…
Zaman kendini geri sardı sessizce,
Kader yeniden yazıldı gizlice.
Adam durdu, kadın geldi,
Dünya sustu bir anlık…
Gözler konuştu, yıllar sustu,
Kalpler attı aynı anlık.
Hiçbir söz başlamadı önce,
Çünkü aşk bazen cümle istemez…
İki kalp birbirini tanır
Ve hiçbir şey eskisi gibi kalamaz.
Kadın şemsiyesini kapattı yavaşça,
Adam yakasındaki gülü aldı avucuna…
Ve o an İstanbul bile anladı:
Bazı aşklar anlatılmaz… yaşanır aslında.
Çeşme başında su yine aktı,
Zaman yine sessizdi…
Ama iki kalp artık yabancı değil,
Aynı nefesti.
Adam bir adım attı,
Kadın geri çekilmedi bu kez…
Aralarındaki tüm mesafe,
Bir bakışta eridi sessizce.
Mendil artık bir eşya değil,
Bir ömrün işaretiydi…
Bir düşüşle başlayan hikâye,
Kavuşmaya eğilen bir kaderdi.
Adam sustu… kadın baktı…
Dünya sustu onların yerine…
Ve ilk kez aşk, kaçmak değil;
Kalmak oldu ikisine de.
Bir rüzgâr geçti…
Ayırmak için değil, birleştirmek için…
Gök bile yumuşadı o an,
Eski bir dua gibi.
Ve İstanbul fısıldadı en sonunda:
“Bazı aşklar bulunmaz…
Sadece birbirine döner…”
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.