0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
47
Okunma
Dumanın İçinde Kalan
Sensiz sabah olmuyor,
uyanıyorum ansızın—
sanki gece bitmemiş de
sadece gözlerim yorulmuş.
Perdeler aralanıyor,
ama ışık içime düşmüyor,
çünkü sen yoksun
ve güneş bile eksik doğuyor bana.
Yeni resmini gönder, dedim içimden,
ama biliyorum…
bendeki gözyaşlarımda boğuldu
en güzel gülüşün.
Bir fotoğraf değil artık hatıraların,
her biri içime saplanan
sessiz bir çığlık gibi,
bakıyorum… ama göremiyorum seni.
Sigaramın dumanında bir hayal oldun sevgilim,
parmaklarımın arasından kayıp giden
bir “keşke” gibi—
her nefeste biraz daha kaybolan.
Günler geçti…
takvimler eskidi duvarlarda,
ama sen gelmedin sevgilim,
gelmedin…
Ben hâlâ aynı yerdeyim,
bir yarım cümlenin içinde sıkışmış,
adı “biz” olan bir hikâyenin
eksik kalan sonu gibi.
Ve ben hâlâ o son cümleyi tamamlayamıyorum,
dilim varıyor ama kalbim susuyor—
çünkü seninle biten her şey,
sensiz başlayamıyor yeniden.
Gece olunca daha çok geliyorsun aklıma,
yastığın boş tarafı konuşuyor benimle,
ellerim alışmış seni aramaya,
bulamayınca içimde kırılıyor bir şeyler sessizce.
Bir şarkı çalıyor uzaktan,
sanki bizi anlatıyor her notası—
ama sen yoksun diye
hiçbir melodi tamamlanmıyor.
Sokağımızdan geçtim bugün,
adımlarım seni ezberlemiş hâlâ,
kapının önünde durdum uzun uzun…
çalmadım,
çünkü açmayacağını en iyi kalbim biliyor artık.
Sensiz sabah olmuyor demiştim ya,
artık geceler de olmuyor—
zaman durmuş gibi senin gittiğin yerde,
ben ilerleyemiyorum.
Eğer bir gün geri dönersen…
aynı ben olur muyum bilmiyorum,
ama şunu bil sevgilim:
ben seni hep
en çok gittiğin yerde sevdim.
Ve gittiğin yerden dönmesen de,
ben her yolu sana çıkan bir harita gibi taşıyorum içimde—
kayboldukça seni buluyorum,
buldukça biraz daha eksiliyorum.
Aynalarda yüzüm değil artık,
sana bakamayan gözlerim var,
her yansıma bir hesap soruyor bana:
“neden kaldın?” diye…
cevabım yok,
çünkü sen gidince ben de tamamlanmadım.
Bir kahve koyuyorum bazen iki fincan,
alışkanlık mı, umut mu bilmiyorum—
buharında yüzün beliriyor bir an,
sonra dağılıyor…
tıpkı elimden kayan “biz” gibi.
Rüzgâr bile adını fısıldıyor geceleri,
duymazdan geliyorum ama
kalbim tanıyor o sesi,
çarpıyor… kırılıyor… susuyor.
Artık anladım sevgilim,
bazı gidişler dönüşsüz değil,
ama dönen kişi
giden kişi olmuyor hiçbir zaman.
Eğer bir gün yeniden karşılaşırsak,
belki göz göze geliriz…
ama o eski yangın yanmaz içimde—
külü kalır sadece,
ve ben o külden bile
seni sevmeyi öğrenmiş olurum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.