1
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
122
Okunma
“İki Dakika”
Hastane kokusu sinmiş duvarlara,
Koridorlar suskun, saatler yorgun…
Bir doktor yaklaştı usulca,
“Babası… son bir görüşme için” dedi doktorun sesi.
Dizlerim titredi, dünya daraldı,
Kapıya yürüdüm ama sanki yıllar geçti aradan…
Elimi uzattım kapıya,
Ama içeri girince
Kalbim kaldı dışarıda.
Sen oradaydın…
Küçücük bedenin, koca bir vedanın içinde.
Gözlerin hâlâ benimdi,
Ama bakışların… çok uzak.
“Baba…” dedin,
O kadar hafif, o kadar yorgun…
Sanki rüzgâr bile senden daha güçlüydü o an.
Elini tuttum…
Bir çocuk eli değildi artık o,
Bir ömrün yükünü taşıyan,
Sessiz bir vedaydı.
İki dakikanız var dediler…
Ama biz bir ömre sığdıramadığımızı
O iki dakikaya sığdırmaya çalışmak...
Konuşamadım…
Çünkü kelimeler ihanet eder böyle anlarda.
Sadece baktım sana…
Sanki bakarsam kalırsın diye.
Parmakların yavaşça gevşedi,
Gözlerin bir an daha beni tuttu…
Ve sonra…
Zaman durdu.
Ne bir çığlık çıktı içimden,
Ne bir söz…
Sadece içimde bir dünya yıkıldı,
Sessizce.
O iki dakika…
Bir ömre bedeldi…
Ama yetmedi.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.