1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Ben seni tanımıyorum,
Ben fotoğraftaki seni tanıyorum..
Gülüşünün sesini hiç duymadım mesela,
Sadece o donmuş tebessüme bakıp
İçimden bir ses uyduruyorum sana.
Parmaklarım kâğıdın üzerinde geziyor,
O hiç dokunmadığım kıvırcık kumral saçlarında
Sanki kayıp bir rüzgârın izini sürüyorum.
Öyle derin bakıyor ki ela gözlerin,
Sanki bir şey söyleyeceksin de
Zaman o an, orada durmuş gibi...
Güneş mi vurdu o renge, yoksa keder mi?
Çözemiyorum bu sessiz bilmeceyi.
Ellerin nasırlı mıydı, yoksa pamuk gibi mi?
Hangi rüzgâr dağıttı o güzel kıvırcık kumral saçlarını?
Cevabı olmayan soruların kuyusundayım.
Seni bir kâğıt parçasının soğukluğunda sevmek,
Hiç gitmediğim bir şehri özlemek gibi.
Sesin hangi makamda ağlar, hangi dizede gülerdi?
Bilmiyorum...
Ben seni değil, bendeki hayalini tanıyorum.
Kader bizi bir kareye hapsetti;
Sen hep genç, hep o noktada,
Bense her geçen gün biraz daha yaşlı...
Seni tanımamanın o ağır sancısıyla,
Seni o fotoğraftan kalbime sığdırıyorum.
Sana ne isim versem eksik, ne söylesem yarım,
Sen benim hiç bitmeyecek olan, o dilsiz masalım...
Bir gün kavuşur muyuz o mahşer deryasında bilmiyorum.?
Ben seni tanımıyorum bilmiyorum.
Ben sadece o karede hapsolan ve asla yaşlanmayan o seni seviyorum...
Alper KARAÇOBAN
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.