2
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
192
Okunma
Güneşi terk edişiyle bilinirdi ay çiçeğinin ürpertisi
Kanatlarını kanatmış gözlerinde
Sarı kuyuların dağlara çekilişi
Ve uçuşan yaprağın kekremsi vedasına allanmış bir vazgeçiş iklim
Kanadımı hor görme
Kimin gövdesine mavi ektiğini bilemez bulutlar
Aynı yatağa kıvrılan bıçağın resmini çizebilir mi?
Vuslatını kırmızıya boyamış sevda izleri
Sanatımız kabuk bağladı
Biledik toy gürültülerin arkasına;
Gizlenmiş mermerin beyazına; çalınmış ölümüne helallik süremezken
Giderken çarmığa gerilmiş bir ruhun
Terkisine sessizliğini iliştirememiş çatlak bir kum saati
Ah zaman bileğimin morarmış damarına
Konuştuklarımızı sızdırdığını
Küçük bir beygirin rüzgâra fısıldadığını
Yükselen onca yıldıza
Aslında söndüğünü
Hiç söylemedin bensizliğin duyulamayacağını
O ceviz ağacının gölgesine
Dinlenmek için kıvrılmıştı akıl
Perşembeyi kamburuna bağlamış
İkindiye uyku haram kılınmışken
Sığar mıydı isyanımız
Badem tohumlarının en mümbit kayboluşuna
Kötü ışığın entarisinde padişahın hırkasını doyurmazken
zamana yüz sürebilir miydi ölüm
ve çekil aradan der miydi münezzeh bir yaman...
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.