1
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
208
Okunma
Kış uyutan
Bahar taşıyan
Göz kamaştıran sen miydin?
Nehre çalınırdı bir avuç el
Dokunduğunu temizleyen gözyaşı sanki adın
Söyle bakalım
İlk yangınımın çehresinde yağmurun gülüşünü
Görebildin mi?
Ekmiştim avuçlayıp öptüğüm meydan okumalarımın
Vefasız tenhaların bıldırcın seslerini sen mi ektin kelamıma
Boğuk plakların gölgelerine rafine acıların aldanışı yayılır
Bereket ki bebeklerin ninnisine eşlik ediyor doğuşun
Ölüyor suyun kaynağı
Çehremiz kurak
Pencere önleri çiçeklerimiz katmerli bir soluş
Birden bire oluyor her şey
Filler diz çöküyor
Sönüyor ebrehe nin kini
Açılmış çiçeklerin bahar korosunda şiir oluyor
Saklambaç oynayanların ülkesinde iyilerin sobelemesi başlıyor
Karanlığın vicdana geldiğini görüyor
Gökkuşağının eteklerindeki o kız
Ömrüm bekleşmelerin eceline gelgitlerinde
Uzanıp dururken sensiz eklemlerimin bıçak gibi batışıydı yokluğun
Demlenir
Yol alır
Derlenir toplanır divana duranlar divane olurken
Uzat bakalım ellerini
Rüzgâr değsin
Uyuttuğun ne varsa mürekkebin sesine
Heybene iliştirdiğim onca söz saçılsın
Denizler aksın sahiller kibarca değsin saçlarının gölgesine
Sen gelince
Gök mavisi çekilsin aradan
Veda ederken zarifçe bir şair…
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.