6
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
190
Okunma
İçimde büyüyen bir sıkıntı var,
her gün biraz daha kök salan,
derinleşen bir yalnızlık gibi—
sessiz ama ağır.
Gözlerim dolu dolu,
taşmak üzere bir göl gibi,
ama bir damla yaş bile düşmüyor;
sanki acım bile susmayı öğrenmiş.
Kalabalıkların ortasında
adı konmamış bir sessizliğe dönüşüyorum,
herkesin içinde varım
ama kimsenin dünyasında yokum sanki.
Bu yüzden
bir ağacın en tepesinde kalmış
korku ve çaresizlik arasında sıkışmış
o kedi gibi hissediyorum kendimi—
inmek istesem korkuyorum,
kalmak istesem tükeniyorum.
Ve sonra
kanatları kırılmış bir kuşa dönüşüyorum içimde;
uçurumun kenarında bekleyen,
uçmayı hatırlayan
ama düşmeyi kabullenmiş biri gibi.
Derken bir dalga geliyor—
beni alıp götürüyor uzaklara,
denize düşmüşüm gibi,
akıntıya kapılmış,
kontrolü kaybetmiş bir bedenle
derinlere doğru sürükleniyorum.
Ellerim boşlukta,
tutunacak hiçbir şey yok,
sesim içimde yankılanıyor sadece—
kimse duymuyor,
kimse bilmiyor.
Ve tam orada,
boğuluyorum sandığım yerde,
içimde çok ince bir şey kıpırdıyor—
kırılmamış bir parça,
susmamış bir umut.
Sessizce büyüyor o,
karanlığın içinde filizlenen bir ışık gibi;
yıkılmayan,
vazgeçmeyen bir inançla.
O yüzden biliyorum—
bu hisler geçici,
bu karanlık sonsuz değil.
Bir yerden güneş doğacak,
ve içimdeki geceyi parça parça sökecek.
Ben şimdi sadece
sabretmeyi seçiyorum;
gürültüsüz, gösterişsiz,
ama derinden ve gerçek.
Çünkü öğrendim—
en uzun gecelerin bile bir sabahı vardır,
ve her kayboluşun içinde
bir yeniden doğuş saklıdır.
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.