2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
Yıldızları topluyorum bu gece
Birazdan şehir demlenir heyhat
Elini eteğini çekerken insanlık
Ruhumun devirlerini sayarken
Tutup elimden kaçırırım sensizliği
Yalnızların parıltısına üşüşen ıslığına sokulur
Köksüz gölgesinde uykuya dalan sevişmeleri
Yakasına takmışken karanlık
Uykum saçılır cehennemin gördüğü rüzgârda
Ateşi biledim suskunluğumun közüne
Dillendirsem iştahı kesilir
Kuyularını emen çukurlarında ağlamaklı vakitlerin
Seni saklıyorum hala
Bültenime su vermese bile kuraklığa inat
Altından ırmaklar akan diyarların vuslatına
Mavi sıyırıp duruyorum gözlerinin memleketinden
Kavga etmiyorum
Çiçeği de bahar da kırılmadan
Mahrum etmeden rüzgârdan
Çatlak bir dünyanın sızdığı yerden
Avuç avuç sensizlik yudumluyorum
Bir başka kapıdan geçiyorum sonra
Rüyamdan çığlığını annemin yetim sabahları uyandırıyor
Masumca astığım yorgun düşlerimin kanadı ağlıyor
Çocuklara söylemeyin diyorum
Kanadını uçsuz bucaksız maviliklere
Savurmuş ırgatın oğlu gökten emzirilmiş demesin kimse
Bilemezdim ki
Ayrılıksı cennetin kapı dışarı edilişinde
Nisabıma senin düşeceğini
İlkin en ilkeline üflüyorken adını
Arada bir görünür kılarken kendini
Benim uzun uzadıya bekleyişlerimi tazeliyor zaman
Özleştiğim sancıların kaynağına
Yavan ezgilerin şarkısında gözlerimin kirpiğine
Aşkın doğurduğu en görkemli kefeni çekiyorum
Ayazı var kavuşmanın bilirim
Zeytin karası bir elbise de okyanusun teninden
Akıp gelen bakışlarını ellerimle yokluyorum
Soğuğa sürgün dikerken kader
Sızışın hep bir patika
Dağın sırtında acılarımın ürkekliği beklerken
Beni mesafelerin bedenine koyma
Çekip çıkar bulutların gömleğinden sonsuzluk kolyeni
Yağmurların yağdığı yerden toprağına kavuşayım
Ölüme ölü derken bir aşkın bağrından çıkayım…
5.0
100% (4)