0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
67
Okunma
Karanlikta Kalan iz
Gönül penceremden sızan, kırık bir ışık
oldun sen.
Sustu deniz, sustu gök; yalnızca isyan
etti hüzün.
Söyle, bu kalpte bitmeyecek mi o eski
Aşkın izi.
Sessizliğin gölgesinde yiten her bir
hece,
Adınla mühürlendi bu sonsuz, uzun
gece...
Oysa ben gözlerinde bir dünya
kurmuştum...
Gitmemen için çok uğraşmıştım...
Bugün o yaralı ruhla, sessizce yürüdüm,
Evimizin bulunduğu sokaktan geçtim.
Ne perdeler açıktı, ne de bir ışık
yanıyordu.
O hüzne yenilmiş sokak lambasi bile
yapmıyordu.
Şimdi bu karanlıkta, titrek bir fısıltı
Kaldı benden...
Dudaklarımda donmuş yarım bir gel
sesi..
Ve içimde bir volkan gibi kaynayan
sensizliğin öfkesi...
Her köşe başında beklerken gölgen, bir
ihanet gibi...
Anladim ki, bu aşkın ateşi küllere
dönmüş olsa bile...
Ruhumda bıraktığı yanık izi, ne zaman
ne de sabır silebilir.
Hani derdin ya, "Bizim hikâyemiz,
okyanusun derinliği
Simdi o derinlik boğuyor beni, tutkunun
dipsiz yalnızlığı....
Ben, senden kalan her zerreyi bir sır gibi
sarılırken
Sen bilmediğin bir iklimde, sensizliğe
kanat çırparaken,
Unuttun mu o kilitli kapıların ardinda, bir
kalp vardı, seninle atan...
Ah, o gece, hangi rüzgâr getirdi bu
ayrılık fermanını..
Hangi yemin bozdu, kaderin ördüğü bu
ince ağı,
Simdi nefesim, senin adınla titreyen bir
ah’a dönüşürken,
Biliyorum, bu son veda, ne ilk ne de son
acı olacak.
Ama bu yangın, benden sonraki hiçbir
aşka sığınak olmayacak...
Çünkü sen, gönül penceremden sızan o
kırık Işıktın...
Ve ben, o kırık camın kenarında, seni
bekleyen sonsuzluk
Alper KARAÇOBAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.