1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
35
Okunma

Karanfil Sokağında boşa bekledim zahar
Etrafta yığın yığın gizemli ,loş mekanlar
Nazara mı gelmiş şu bizim mahalle?
Muhallebici kızlar, ebruli Aslı Teyze
Hattatlar, sedefkarlar...
Hepsini arşivleyip, rafa mı kaldırmışlar?
Göçmen kuşlara kalmış şirin bahçeler, parklar
Barlara , kafelere dadanmış genç kuşaklar
Sahnelerde zamane şovmenleri
Atölyede elektronik cihazlar
Şu mekanik atmosfer, genzimi tırmalıyor.
Beyhude arayışlar
Bize dair ne varsa, sistemden kaldırmışlar.
Uzaktan büyüleyen bir gramofon sesi
Adeta büyülüyor, kulak veren herkesi
Bin yıllık bedestende .
Değişmiş ticaretin tabiatı, kaidesi
Plastik bolerolar vitrinleri süslüyor.
Tezgahlarda sentetik patiskalar
Ne ibrişim kumaşı, ne gümüş gerdanlık var..
Ne oldu can yoldaşım, aldırma, düş peşime
Soğudu gülüşlerin, ağustos güneşinde.
Bak işte yalnız çınar
Ne fırtınalar gördü, şu kavlağan gövdesi
Sığınmış ,gölgesine tanıştığımız çeşme
Alınmış kitabesi
Resimleri revaçta, aslını unutmuşlar.
Popülerdi sokağı, tepinirdi, eğlenirdi çocuklar.
Saçaklarında kuşlar, başında sevdalılar
Konuşurken göz göze
Fısıldardı musluğu, nakışlı testilere.
Akağında sıra sıra serviler
Ahenkle salınırdı,, yıkım emrine kadar.
Seçkin bir adres iken, vilayetin dilinde
Esamisi kıt kelam, şehrin efsanesinde
Mesken tutmuş dilenciler, falcılar.
Tadilat memurları, darbe vurup geçiyor.
Bilmez mi usta başı, geçmiş huzur evine
İsmini bahşetmeli, ahir yaşına kadar.
Ömer ÇELİK
5.0
100% (1)