1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
145
Okunma
Akşamın en karanlık yerinde
çıktın yüreğimden usulca…
Ne bir veda bıraktın ardında,
ne de suskunluğuma bir avunma.
Gidişinle bir idam sehpası kuruldu içimde,
cellâdı sensizlik olan bir hüküm gibi…
Ben suçsuzdum halbuki,
yalnızca sevdim,
yalnızca sana inandım.
Boğazım düğümlendi,
sesim utandı çıkamadı.
Haykırdım gecelere,
duyan olmadı…
Duvarlar sağırdı,
yıldızlar dilsiz,
ay bile gözlerini kaçırdı benden.
Ben seni kaybettim bu gece…
Hem de öyle bir kaybettim ki,
sanki kendi kalbimi toprağa gömdüm.
Oysa gözlerine baktığımda
bir ömrü sığdırıyordum bir bakışa…
Bir gülüşünle
dünya güzelleşiyordu.
Sen gülünce
hayat bile utanıyordu karanlığından.
Şimdi gülüşün yok…
Şimdi bakışın yok…
Şimdi ben,
içimde yarım kalan bir cümleyim.
Sonsuz mutluluğu sende bulmuştum,
sen gittin…
mutluluğun adı bile eksildi dilimden.
Bir nefes ömürlük yaşantımda
sen yoksun artık.
Nefes alıyorum,
ama yaşamıyorum.
Kalbim atıyor,
ama sevinmiyor.
Gidişin…
bir tren gibi geçti içimden,
rayları kan,
vagonları hatıra…
Ben ardında el sallamadım,
ben ardında yıkıldım.
Ben seni unutamam…
Unutmak için insanın
kalbini söküp atması gerekir.
Ben kalbimi atamam ki…
Kimi sevdalar dua gibidir,
dilden düşmez.
Kimi ayrılıklar yara gibidir,
kabuk tutmaz.
Senin yokluğun da öyle…
Her gece yeniden kanıyor.
Şimdi söyle bana sevgilim,
hangi kelime anlatır
bir insanın içinden
bir insanın gitmesini?
Hangi sabah iyileştirir
bu geceyi?
Ben senden sonra
aynaya bile eksik bakıyorum.
Çünkü gözlerimde hâlâ
senin bıraktığın boşluk duruyor.
Sen gittin…
Ben kaldım…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.