1
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
70
Okunma
Kalbimde kopacak bir kıyametin
adı gibi duruyor dudaklarımda.
Söylesem dünya yıkılacak,
sussam ben.
Sensiz bir sonbahar akşamını
hayat diye önüme koydular.
Yapraklar usul usul düşerken
ben içimden bir seni daha uğurladım.
Rüzgâr bile senden bahsetti bu akşam,
her esintide adın üşüttü beni.
Kimsesiz sokaklarda
tek başıma yürüdüm;
loş ışıkların altında
yarım kalmış bir ömür gibiydim.
Ne bir kapı açıldı bana
ne bir ses seslendi,
şehir bile yüzüme bakmadı.
Yüzümden düşen düşene…
Gönlümden kopan her parça
yerlerde kaldı.
Kimse eğilip almadı,
zaten herkes
kendi kırıklarını taşıyordu.
Yüreğimin en derin yerinde
bir yerde yanıldığımı hissediyorum.
Sevmekle mi,
beklemekle mi,
yoksa seni kendime
çok yakıştırmakla mı…
İnsan bazen en doğru sandığı duyguda
en ağır yanlışı yapıyor.
Aynaya bakıyorum.
Karşımdaki yüz
çok şey görmüş,
çok şeye susmuş.
Gözlerimde anlatılmamış cümleler,
dudaklarımda yarım kalmış dualar var.
Kendime bile yabancılaştım
sen gittikten sonra.
Ömrümde
ırmaklar gibi akan gözyaşlarım
anlatır sana hikâyemi.
Her damlasında
bir pişmanlık,
bir “keşke”,
bir de sen varsın.
Ben anlatamadım,
onlar durmadan aktı.
Bil ki
gitmek senin tercihindiyse
kalmak benim kaderim oldu.
Ben seni içimde büyüttüm,
sen uzaklarda eksilttin beni.
Aynı hikâyeyi yaşadık
ama farklı yerlerinden yaralandık.
Şimdi bana
“vazgeç” diyorlar.
Bilmiyorlar ki
vazgeçmek,
kalbimde kalan son sıcaklığı da
söndürmek demek.
Ben senden vazgeçersem
kendimden ne kalır?
Sonbahar akşamları
artık bana ağır geliyor.
Çünkü her akşam
biraz daha seni hatırlatıyor,
biraz daha beni
benden alıyor.
Ve ben hâlâ
aynı sokaklarda,
aynı loş ışıkların altında
senin adını
içimden düşürmemeye çalışıyorum.
5.0
100% (2)