3
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma
Sen benim
yarım kalan cümlelerime konan nokta değil sadece,
yeniden başlamaya cesaret eden ilk harfsin.
Sustuğum yerlerde konuşan,
konuşamadığım yerlerde
beni anlayan sessizlik.
Karanlık yollarım vardı,
her biri biraz korku, biraz vazgeçiş.
Sen geldin,
ışığı yakmadın;
yanıma oturdun.
O yüzden aydınlandı her şey.
Hiç ısınmayan bir yüreğim vardı,
soğuktan değil,
çok beklemekten.
Ateş gibi düşmedin içime,
kor gibi kaldın.
Yakmadan ısıtan şeylerin
en gerçeği oldun.
Canıma can oldun,
ama bağırarak değil.
Nefesime nefes oldun,
fark ettirmeden.
Gönlüme ferman kesmedin,
razı oldun benimle yarım kalmaya.
Sen benim
ummanlarda pusulam,
çünkü kaybolmayı öğrendim sende.
Sığınacak tek liman,
yorulunca durabildiğim.
Çöllerde kılavuzum,
susuzluğa rağmen yürümeyi
öğreten ses.
Ekmek gibi girdin hayatıma;
her gün lazım,
yokluğunda her şey tatsız.
Bir gezegen olsam ayım sensin,
beni kendime çeken.
Sabahlarıma doğan güneş,
uyanmaktan korkmadığım günler.
Ömrüme ömür kattın,
zamanı çoğaltmadın belki
ama anlamı derinleştirdin.
Can yoldaşım oldun;
yan yana yürümekten çok
aynı yere bakmayı öğrendik.
Ben bu dünyada
ne kadar yaşarım bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
yaşadığım her an
seninle ağırlaştı,
seninle değer kazandı.
Yüreğimi ellerine vermek
bir cesaret değil artık,
bir alışkanlık.
Çünkü kalbim
çoktan yolunu bulmuştu sana.
Ve eğer bir gün
her şey susarsa,
bil ki ben
seni
sonuna kadar değil,
sonum olana kadar sevdim.
5.0
100% (3)