3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
132
Okunma
Ömrümüz
bir ucunda sevinç,
öbür ucunda keder.
Sonu bilinmeyen bir yol bu,
yürüdükçe uzayan,
döndükçe eksilen.
Dünü süsleyen
şirin bir hatıra gibi durur,
bugün elimizde.
Sabaha uzanan bir koldu sanki,
tutmak istedik,
ama zaman hep biraz hızlıydı.
Yürüdük,
yorulduk,
dizlerimizde kaldı yolun izi.
Tahta bir salıncakta
çocukluğumuzun gölgesi…
Kırık oyuncaklara bakıp
bir şeyleri kaybettiğimizi anladık.
Aynaya baktım,
tanımadığım bir yüz vardı.
Sanki başkasının rüyasıydım.
Hayat devam ediyordu,
beni beklemeden.
Ömrümüz,
zamansız sararıp dökülen
bir gül gibiydi.
Eski şekilleri atamadık,
geçmişle hesaplaşamadık.
O zamanlara yetişemedik.
Bir şiirin uykusuydu bu,
uyanamadık.
Gözlerimizde bir hüzün,
ellerimizde bir eksik.
Konuşmak istediğimiz kadar konuşamadık,
susmak istediğimiz kadar sustuk.
Her “merhaba” bir veda,
her “hoşça kal” bir ağıt oldu.
Gece geldi,
şehir sessizleşti,
biz hâlâ yürüyorduk.
Adımlarımız birbirine değdi mi?
Bilmiyorum.
Ama her köşe başında
bir parçamız kayboldu.
Ve gözümüzü bir açıp bir yumduk,
gözlerimiz başka yollara baktı,
ellerimiz başka elleri aradı.
Bitti ömrümüz…
ama belki de
bitmeyen tek şey
hayallerimizdi.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.