11
Yorum
48
Beğeni
0,0
Puan
676
Okunma
karanlığın mum çiçekleriyle
bir Kasım yağıyor.
Gölgem başka sokağa serpiliyor,
avare bir şaşkınlıkla hatırlıyorum
kayıp bir çocuğun gözlerinde garipliğimi.
Dilimde, türkülerin denize çırpıldığı seslerde
kanat hafifliğinde ama içten ağır
güneşin dokunduğu kadar terli yıldızım.
ellerimde martılar.
Dudaklarımın bahar rengindeki küle
bir akşam yağıyor.
Bırakıp gitmelerin ırmak kıyısında
boşluğa yürüyor sesim.
Bir ada’nın sardunya fenerleriyle
toprak kokuyor avuçlarım.
Su kenarında,
ayaklarımın şarabı…
öyle dingin bir yolculuk,
suskunluğumun dibinde mor gemiler.
karanlığın mum çiçekleriyle
rengârenk saksılar yağıyor.
Yağmuru öpüyorum…
yanaklarımda dinmeyen bir gök,
yeşil sahilleri bulutların.
Rüzgârlı kıyının uykusuz ağacında
ömrüne değiniyorum.
ikindilerin kara kızıllığında uçurtmalar,
bütün bu kanatlar
pencereye uzanmış bir kol…
mor yapraklı bir ışık bırakıp gitmişler.
kuytusuna sokulduğum şehrin saçlarına
bir sabah yağıyor.
hâlâ çırpınan bir hatıranın kanatlarında
ellerimde martılar
....
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.