2
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
806
Okunma
’Asıl olan gözle görülmeyendir’
Yalnızlığı ve hiçliği ezberleyen yaşamın sarkacında
Eksik susmalar burgusu yüreğimin çeliği...
Kendimizi bulmak için yolumuzu kaybetmemiz gerekiyordu belkide
Yıkıp,dağıtmak sonra ıssızlığa çekmek bir şeyleri
Levhaları,sözleri ve rüyaları...
Kızgın çölün kum tanecikli odalarından yükselip
Ateş şeklini aldıysa da gök
Döneceğim elbette karşımdaki senin kendisine
Sarı ve kırmızı köklü tohumların yıldız eğlenceli oyunları
Boyunu kısaltsa da yeşilin
Koşacağım elbette kır sessizliğinde yüreğimin sesine
Sen içindeki doğmaya çalışan çocuğu gizle
Şu suyun ışıldayan göğsü var ya
Orada kuşların sesi..
Üstelik maskesiz savaş yüzümdeki çiçeği öpüyor gelincikler
Gecenin uykusuz kapısında..
Peki
Kuytu kalabalığın çoğalan suretleri
Köşe kapmaca peşinde Şiirlerimi fesleğenlerken
Günlüğünü tutuyorum tüm yazılanların
O kadar çoklar ki çekip gider mi düşler
Mutluluk sandığımız sandıktan
Dokunsak mı şöyle toprağa yalınayak
Bir kent ayrılırken uçurumlardan
Üzgün kekemesine tutulduğum çocuklar
Çocukların ki kimsesizlik sızan yürekleri hep delikti
Ve hiç büyümüyordu uykuya dalan hayalleri
Azara makamlı mısraların hüzün çınarı
Nice öyküler
Dalları ve ışıkları kesilen zaman
Dilleri yaralıydı
Dillerinin yokuşundan inenler bu sebepten yorgundu
Ölenler yorgun
Deniz yorgun
Kimsem olmaya meyilli çukurları eşeleyen yağmur
Ezberimdeki şiirlere dem tutuyor
Düşersem mutlak o zaman anlayacaksın yalnızlığı
Göz yurdumun akıl ve ruh arasına serilen tülü
Sırtımı çiziyor..
Ertesi güne güneşi taşıyabilir miyim bilmiyorum
Çok kişilik kaldırımların tahta ağaçlarında
Ağız dolusu gemi
Oyunlarla ve renklerle canını söküyor
Duvarların..
Büyüdükçe küçülen yıllarımı değil
Oyuncaklarımı arıyorum
Onlar rol yapmıyor karanlıkta bile
Herşey kararırken
Sevmenin ve aşkın iyileşmek olduğu evren bağışlıyorum
Yaralara..
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.