1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1051
Okunma
güneşi yiyen sessizlik çarpıyor duvarlara
kıyamet kopması içime konuşanlar
bir şey var orada
bıçak gibi keskin
ölüm gibi acı
hissediyorum
göç bir hüznün coğrafyasına
yoksulluk taşınıyor
ateş böyle mi yakar ayakları
yağmurlar böyle mi ıslatır çocukları
bir şey var orada
Sivas türküleri söyleniyor
tarih çamurlu bir an’a imza atıyor sanki
dilerim yanıltsın beni rüyalar
kalabalıklar içinde gördüğüm kadın
simsiyah
konuşamadıklarından sızan kördüğümler
ruhuma asılmış gibi
ayın kıymetine bak aşk
ağıt yakıyorlar beynimde
gülüyorlar köylü kadınları
diyorum gülmek ağlamaktır
yalnızlığında bir şehri var
içerime dallanıyorsun
çiçeğin olayım
gülün
dalın
her şeyin...
sanki dua etmek vakti
beyaz bir gemiden
yolculuğa hazırlamak bilinmeyeni
yine de toz konmasın üzerine aşk
bu şehrin kelebek kanatlarında
sana ölürüm
derinden sesler
çağırma beni
güneşi yiyen sessizlik çarpıyor duvalara
5.0
100% (7)