0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1052
Okunma
I.
Bir günün daha sonundayız
Seni sevmenin en kutsal ibadet olduğu topraklarda
Geceleri balıklar yağar sağanak gözlerime
Onlar yağar ve bacalar kapanır İstanbul’da
Turist yürüyor şimdi taşlı kaldırımda
Yürüyedursun.
Bilmezler seni sevmenin nasıl bir uçurum olduğunu
O uçurumdan her gün uçurtmalar uçuyorum
Sultanahmet tablosu gibi
Göz değmemiş bu dudaklarını öpmek gerek
Seni bir kuş gibi saklamak kışlardan
Tanrım, sen biliyorsun işte yaratmayı
Öyleyse kollarından tutup sarılacağım sana ve beni sürekli yoran hayata
Gülhane aslanları asilliğindeyim artık
Lakin ellerini göremezsem ben
En uzun gecede ağlarım
- Kışın başlangıcı yanağına vuruyor, al al
II.
Bir sinema bileti aldım geçerken bu köyden
Alıyorum gişeler seni çağırıyor
Tut biletlerimden çünkü biletlerdir aslında gözlerin
Seni hükmedercesine seviyorum
Ah! aşk, bir sinemadır
Hepsinin hesaplanıp yapıldığı, sıra Selviler boyu balık cuntaları
Susamlar döktüm evimin salonuna
Yollarıma izler vurdum öğleden sonrası
Çünkü sen sevgilim, güneş en tepedeyken pek de güzelsin
Bir tramvaya binersin ve uçsuz bucaksız diyarlara gidersin
İşte ben o diyarların hükümdarı olurum
Kötülükler gelirse masallar ormanından
Seni dua gibi sayıklarım her öğleden sonrası
Son bir defa
Son bir defa
Son bir defa
- Yokuşlar olsa da bu yolda, balıklar olsun yollarında!
III.
Sitemlerim sevdamdandır, bilesin
Öyle ya yokluğunda bir kaplumbağa oluyorum
Biliyorum koşsam yeneceğim tüm hüzünleri
Beni durduruyorlar çekiştiriyorlar her gün
Dolduruyorum bardaklarımı göz güneşinden tane tane ok
Gözünün üstündeki siyah çizgiler sana yazılmış birer şiir kadar hoş
Ve yanaklarının alları
Esnaf edasıyla seviyorum seni
Rica ederim, Çemberlitaş burası, öyle benzemez büyük merkezlere
Burada seni seviyorsam ben bir esnafım işte
Bir yudum da samimiyet vardır derici dükkanlarında
Öyle bir samimiyettir ki bazen,
Sarılırsın ve uzun uzun susarsın
Ah! sana bakmanın en güzel yanı da ceviz ağaçları
- Yol boyu sevişen çiftler gibi vapurlara yürüyelim
IV.
Zaman bu, öyle ne oldulara bakmıyor işte
Geçiyor geçiyor, kızgın bir kuş gibi hoyratça
Ve sen, elleri soğuk pamuk kadın
Ağlamaklı bir sancıyla koşuyorsun bana yine
Günün sonunda, akşamın en mavisinde
Trafikler başlıyor. Seni uğurlamak ne zor!
İnsanlar diziliyor halatları gibi gemilerin
Ve ellerinde poşetler ve poşetler boş
Naylonlar yakıyorum yokluğuna, mavimsi naylonlar
Ah! Musa’nın asası gibi yanımda olmalısın
Çünkü sen birden çok ömre bedelsin
Vuslatlar yetmez sana, bilesin!
Her zalim zengin gibi kalemim hiç bitmiyor
Ben birçok güzel saçı seninle tadıyorum
İlk defa
İlk defa
İlk defa
- Sayın Tanrıma ve kaderine şükranlar ola!
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.