24
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
1839
Okunma

benzemek için bahara
yosun yeşili düşlerini aldım ölümün suyundan
gözlerin vuruldukça denizin bulanık mavisine
yanıbaşımda oturan sessizliği duymadım
yükselen dalgaların hışırtısında
sana yürüdüm
ıslak dudaklarında güneşin çıplak bacakları
sevilesi bir aydınlık
gün ıslığını çaldı
kulağımda olgun sesi şehrinin
sabaha kapanan
uykusuzluğumu dövdüm
aksi hallerimi
ben ki
bilinmeyen sezgilerle dolaşırken
uzun gemilerde kalabalık çığlıkların parçası oldum
bulutlar geçiyor kirpiklerinin ucundan
rüzgar dokunuşları
ben
sakladığım yara izleriyle boşluğa nişanlı
yüzümde masalların acı siyahı
uzayıp giden aklına
aldıkça yosun kokulu aşkları avucuma
bağırasım gelir
eskiden içimi acıtan özlemlere
dalgalar yükümü elleriyle süpürür yurtsuzluğa
kulağımda yalnızlığın çan sesleri
dilimde dünden kalan küfre kapaklanır
buruşur bir meyvenin ağacında elma
ölüm izini vurur
yalancı mevsimde
kuruyan kızıllığa
martıları tedirgin etmeden kayboluşa gidelim
biliyorsun ki her gün öldüğümüzü
hayallerin kanatlanmadığı vakitler
biraz daha candan
biraz daha tehlikeli
ki
içimizde kimsesiz sırlar
o sırların masum yüzlü çocukları
saçlarımı okşar
ve üşümeyi
aç kalmalarda
bahara mı yoksa ateşe mi benziyorum
yoksa babama mı
burası başka bir yaşam çatlağı
kusurlarla dolu
bir düşü taşıyorum omuzlarımda
gökyüzü gülerek bakıyor
içlendiğim şarkıya
diyorum
neden ağlamıyorsunuz
bu nefesler bizi parçalayacak
gün usulca karanlığa düşecek
martı çığlıkları eşliğinde
öleceğiz
ellerini
aynalara koyup da kaçma kendimden
deniz uğuldar
saksıda toprak
en kötüsü
her yerde unutulmuş aşk
ölüme dirilen
not:şiirimi okuyan aynı zamanda yorumlarıyla destek veren arkadaşlarıma ve değerli kurul üyelerine teşekkür ederim
saygılarımla
5.0
100% (28)