19
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
5493
Okunma

Ey yâr!
Yokluğunda hasretin hüzzamlarını öğrendim
Sensizliğin burukluğu içime dolarken
Şiirlerimde hüzün kokulu dizeler yazdım.
Sessizliğinle hainleşen gecelerde
Kurutulmuş buselere yâr, hayalini düşürdüm
Şefkatli bir ekmek kırıntısı gibi
Serçe gagalarında yağmalandım…
Uykuya kent dalınca
Ben kendime kalınca
Mutsuzluğun kül rengi ile kaplandım…
Gelip kemiğe dayanırken dünya;
Gözkapaklarımda kasırgalar vurdum
Çöle döndü iklimlerim,
Bahar dallarımı kuru ayazlar yaktı
Gönül vadilerimde;
Yedi demet kuruyan başağım
Bahtımın rüzgârlarında savruldu…
Ey yâr
Gönlüme yâr olan
Sen gelince ömrüme
Sen doğunca günüme
Bad-ı sabalarda nazla salınır şakayıklar..
Melek kanatlarından melâl süzülür
Çığlıksız düşersin düşlerime
Sabra mıhlanmış gönlüm
Varlığınla sabır taşını çatlatır orta yerinden…
Yâr
Sen gelince günüme
Sen gelince her öğünüme
Neyzenin nefesinde ağlayan ses
Bir dere çağıltısı ahengi ile
Dolar dünyama
Kalbime dokunan kelebekler
Yüreğimi bin bir renge boyar.
Sinemde oğul verir, yeşerir yediveren güller…
Pervane yanmaz ateşte.
Bülbül şeydalaşmaz gülşende.
Zaman durur;
An, düşer kendi hanesinden
Yüzyıllık uykudan uyanır vakit
Söze biz diye tarih bitirirken…
Ey yâr
Gurbetin ucunda dilime gömdüğüm
İçime burcu burcu dolan hasretim
Gel, bakir toprağında filizlensin sarmaşığım
Gel de;
Her şey sen olsun...
ESMİZE
Perihan Tunçok Kılıç
izmir
5.0
100% (10)