1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
104
Okunma
Yine gürültülü bir sabahın sessizliğisin
Endemik bitkilerin çeşitliliğini salınırken
Yorgun bekleşmeler
Güzsel sancılar
Terimsel hüznün membaında
Yayvan ruhun kuytusallığındayım
Çarşambayı şehre bıraktım
Plağından veda eder gibi onca şarkıların hüznüyle
Yüreğimi çalarken bulduğum yeşilsiz bir mevsimdeyim
Oltasını atmış ince kelebekler çok beklemez bilirim
Hiç yoktan sürgün yemişim
Tan yeri ağarırken giderim
Akşam ezanı mühürlenmiş yerleri seslerken annem
Belki o zaman giderim
Giderim elbet
Serseri dünyanın patikasına içini dökmüş yolculuğum
Vedasız, vefasız ve ertesi sabah yine nefes alırken
Susma sevgili
Uykusuz sayma
Peltek şehrin intiharını sarıyor yalnızlık
Gözlerim bulutlardan ayrılmıyor
Maviye birkaç damla bıraktınsa
Unuttum sanma
Yolgeçen yerlere çocukları saldım
Yeşili gören sobelesin diye dünyayı
Uzaklarım meteliksiz
Ecnebi tırnakların geçirdiği tereddütsüz bir acıyla
Kanayan bir memleketin duvarlarına astım seni
Ezberlediğim yerlerden geçiyorum
Kıvrılan sokakların düşleri ağrımış yürümekten
Kimseye iki kez anlatmadım seni
İlkinde herkes sağırdı
Ruhtan sesleri ayrık otsu günlüğüne yazıyordu
Coğrafyalardan itinayla tertemiz edildim
Beni çiz olur mu?
Haritalardan silindiğimi bilme
Parçası olduğum dağların tepesinden savurma
Türküler sal
Adımızı ağaçların uslanmış kanatlarına fısılda
Gelecekse diyorum
Yapraklar uyanır mı?
Dalıma yürüdüyse bir ırmak
Çağına çağlayan vuslatın perçemi açılır mı?
Ah sevgili yeryüzünü bırakmasaydın bana
Küflü bir uçurumun yamacında yankısı olaydım
Bir çiçeğin…
Sen kal
Ben geleceğim
Bitkinim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman desem
Şair sayardım kendimi
Şiire döküldüğümden beri
Boşluğa saklanmış
Anlamsız duvar yığınlara gömülmüşüm
İlkel tetiğin soğuk namlusunda duvara asılmışım
Yeşil erikleri sever gibiydin
Hatırladın mı?
Mektepte çocuklara ahşaptan evler yapardın
Çiçekli bahçeleri olurdu rengârenk
Omuzları çökmüş babalar çizerdin
Evlere adımlamış huzuru
Yorgun ayak izlerini
Hepsinin bir anda ışığını yakardın
Gülüşünü kaybeden şehrin güzelliğini
Senden aldığını öğrendim
Sahipsiz kalmış sahillerin
Dalgalı halleri de hep bundanmış desem de
Dışımda ölüyor bir sabah
Belki bir akşam
Ama içim hep kavuşmanın ülkesi…
İçim dedimse hep bir boşluğun sahipsizliğinde
Elimi uzatsam
Kırık dökük korkuların çocukluğuna değiyor
Toprağı sürgün tohumlardan
İlmeği sökük kelimelerden
Mor çiçeklerin kurumuşluğundan
Varılmamış seferlerden
Bitmemiş şarkılardan
Yorulmuş yollardan
Sana sığınırım Rabbim…
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.