2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
231
Okunma
Peşinen söylüyorum
Bu kadar gülmeseydi güneş sararmış yolculuğun sırtında
Aşkın gölgesini vururdu namlusu yüzünde bir sevda
Aynalar gözlerin seçemediğini bilirmiş
Karanfille beyaz çiçeklerin atışmasına
Tembihli toprağın yüzü buruşur ihtiyarın kulağına üflermiş
Gençlik aşkının engebesini
Manolya, yasemin ve begonvil
Sanatsal argümanların latifesi çiçekler diyarının incileri
Ekşimiş dağ sırtlarının yavan delikanlılarına
Kök söktüren kimsesizliğin mavi izleri
Mavi gözleri
Yalçın bir elmanın
Boğazına takılan devrimin yakasına takılmış sürgünü
Gökten sıyırıp gözlerine mercan koyan
Ezberine kâinat sığdırmış
Katran karası ruhların membaına çadır kurup
Kıyıdan köşeden Zarifçe eğilen adamın gölgesine ruhunu üflemişti
Bak ikindi telaşının ürkek uçurumunda kapıyı çalıyor
Tenhadan gelmiş bir intihar
Masal koylarında dibi görünen gerçeğin
Ete kemiğe bürünmüş ömürlük kelebeğisin sen
Kelebek
Sizin oraların tuzunda yıkanmış yaraların karanlığı
Camlar ıslak
Gece koynuna sızmış kâbusun içi erir sabah şafağında
Az daha sevgilim
Az daha ölümsüz kekemeliğin alfabesini buluyordum
Susarak ayırt ettiğimden beri
İçim boşluk
Sen kahkahasının altın çağında devasa bir ses
Susmadıysa zifiri bir okun saplanışı
Kaybolmuş ormanın içinden çıkardığı çocuk
Büyüdükçe
İçime sıralanır koca bir aşkın lehçesi
Az öteye yine peşinen söylüyorum
Güneşi sırtına ürperen gök kuşağını asmayın
Yârimin mavisi incinmesin…
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.