4
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
176
Okunma

Akşamın talebesiyiz mağrur bakışlarınızı saklayın kendinize
Zararımız nahif kalbimize dokunmayız telinize
Güneşi uğurlamak payımıza düşmüş
Heyecanla beklemek her defasında sonra sevgiliyi
İyi gelir ölmeye
Ölmemek olur mu yahut ölümsüzlüğü dilemek
Ansızın aralanır o meçhul kapı
Gece lambaları vakitsiz söner
Söner gönlümüzün isli kandilleri
Bir yol bulunur gidilecek
Bir yol ki buz gibi soğuk
Yamalı kaldırımlarını süsler yalnızlık
Sesin çıplaktır yankılanır dağlarda
Ruhun yalnızdır çalkalanır
Gecenin içinde çam ve iyot kokusu
Anasonu bastırır
Yıldızlar toplarsın dehlizinde gecenin
Ay ışığıyla mayalarsın kederli yüzünü
Türküler kırılır dudaklarında
Manifestosunu yazarsın vedaların
Ellerinde trenler büyür şiir tadında
Serilir hilal kaşları raylara
Akar gider sonsuzluğa
Uzaklara dalarsın en uzağa
Dirilir göğsünde yeşil bir sancı
Mehtabına aldanma ömrünün
Yüreğinin ritmi kadar yalancı
Geçer gecenin içinde yorgun yüzlü kadınlar
İğreti gülüşleri düşer yakana
Hadsiz dillerini taşır kuşlar bir bilinmeze
Yapışır üstüne iştimasız günahlar
Akşamın müdavimiyiz tanır bizi sakiler
Tüm şehir bilir kulak patlatan naramızı
Narımızın demini tatmıştır kara sevdalı eskiler
Sular paslanmadan gel ey sevgili
Yeni bir şafak daha sökmeden
Uyandır bahçemdeki hanımellerini iğde yapraklarını
Uyandır mevsimine kırgın bütün rüzgarları
Hüznün kıblesi değişmese de olur
Gün batmazsa ne çıkar
Tadı yok artık hiç kimsesizliğin
Yok artık tadı gecenin sessizliğinin...
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.